Girne'nin 26 km güneybatısındadır ve Akçiçek köyünden uzaklığı 2 km'dir. Köy ; beşparmak Dağları'nın güneyinde, bu dağ sırasının en yüksek tepesi olan Servili Tepe'nin güneyindeki yüksek bir tepenin yamacında kuruludur. Batısında Kozan , doğusunda Akçiçek ve güneyinde Şirinevler köyleri bulunmaktadır. Köy çam ormanları içerisindedir ve güzel bir manzarası vardır. Köye Girne – Lapta – Karşıyaka – Kozan yolu izlenerek de ulaşılabilir.
Köyün orijinal adı olan “Agridaki” kelimesinin anlamı bilinmemektedir. Köyün ekilebilecek arazisi yoktur. Halkın tek uğraşı hayvancılıktır. 1974'ten önce köy nüfusunun tamamını Rumlar oluşturuyordu. Rumların köyü terk ederek Güney'e geçmelerinden sonra, boş kalan köy evlerine hepsi de Baf ilçesi köyleri olan Sarama (Kuşluca), Melandra (Beşiktepe), Zaharga (Tatlıca) ve İstinco (Tabanlı) köylerinden kuzeye göç eden az sayıda göçmen yerleştirilmiştir. 2008 yılında kabul edilen “Köylerin Belediyelere Bağlanma Yasası”ndan sonra köy Lapta Belediyesi'ne bağlanmıştır.
fırına ekmek süren kişi.
25 Haziran'da yapılacak olan ara seçimde Yeniden Doğuş Partisi milletvekili adayı. Seçimin tek kadın adayıdır.
![]()
8 Eylül 1977 yılında Konya'da doğdu. ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde tamamladı. 2004 yılından bu yana Yakın Doğu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Ulusal ve Uluslararası birçok makalesi bulunan Figen Yaman Lesinger aynı zamanda Spor Bilimleri ve sağlık alanında faaliyet gösteren “European College of Sports Sciences” (ECSS) üyesidir. Halen Hacettepe Üniversitesi bünyesinde bulunan Spor Bilimlerine de üyeliği devam etmektedir. Aktif olarak 1990'dan bu yana basketbol oynamaktadır. Evli ve 2 çocuk annesidir. İngilizce ve Hırvatça bilmektedir.

8 Eylül 1977 yılında Konya'da doğdu. ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde tamamladı. 2004 yılından bu yana Yakın Doğu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Ulusal ve Uluslararası birçok makalesi bulunan Figen Yaman Lesinger aynı zamanda Spor Bilimleri ve sağlık alanında faaliyet gösteren “European College of Sports Sciences” (ECSS) üyesidir. Halen Hacettepe Üniversitesi bünyesinde bulunan Spor Bilimlerine de üyeliği devam etmektedir. Aktif olarak 1990'dan bu yana basketbol oynamaktadır. Evli ve 2 çocuk annesidir. İngilizce ve Hırvatça bilmektedir.
hemen hemen ne az ne de çok, tam kararında.
"patatesler okkayla hiya hiya geldi."
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
"patatesler okkayla hiya hiya geldi."
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
onayını geri almak.
'Lefkoşa daşı', 'sarı daş' da denen, sarı renkli, işlemesi kolay bir tür taş, kumtaşı.
Lise öğrencisi öğretmenine sormuş:
“Rusya neden Ukrayna ile savaşıyor?”
Hikayenin karmaşık olduğunu bilen öğretmen ilginç örnekle anlatmaya başlamış.
“20 yıl önce genç, güzel ve hovarda bir kadın anlaşamadığı zengin kocasından ayrılmış. Karısını seven adam ona büyük bir servet bırakmış ve var olan bütün borcunu ödedikten sonra üç çocuğunu da ona bırakmış. Bu kadar parayla şımaran kadın kocasının iş rakibi ile ilişki kurmuş ve gününü gün etmeye başlamış. Bununla da yetinmeyen kadın kısa bir süre sonra kasabanın serseri gençlerine takılır olmuş onlar da eski kocasından para sızdırmak için evinin önünden geçerek rahatsız etmeye başlamış. Ayrıldığı karısına ve onun arkadaşlarına kızan adam intikam almak için çocukların birisini kendi yanına almış.
Bu duruma kızan kadın “çocuğumu geri vermezsen ben de gider başka bir adamla evlenir ve çocuklarına kötü davranırım” demiş.
Kadınla evlenmek istemeyen genç rakibini rahatsız etmek için kadınla gönül eğlendirmeyi sürdürerek servetine el koymayı planlamış.
Bundan cesaret alan kadın yanındaki çocuklara kötü davranır olmuş ve kasabanın serserilerini eski kocasına saldırtmaya başlamış.
Durumdan haberdar olan koca uyarılarına rağmen çocuklarına kötü davranmayı sürdüren kadının evini basarak iki çocuğunu alıp götürmüş.
Kadınla eski kocası arasındaki kavgayı fırsat bilen kadının takıldığı adam “Sen merak etme ben ve kasabanın tüm erkekleri senden yanayız sakın korkma” diyerek kadını kışkırtıp durmuş. Bu kışkırtmalardan cesaret alan kadın çocuklarını geri almak ve eski kocasından intikam almak için eski kocasının kardeşine da sataşır olmuş.
İşin tehlikeli bir hal aldığını göre eski koca eski karısının daha çirkin oyunlara kalkışmasını önlemek için evini basmış, neyi var neyi yok her şeyini almış sonra da kasabadan kovmuş.
Eski kocanın bu davranışından işin ciddi olduğunu anlayan kadının sevgilisi ve kasabanın serserileri kadını yalnız bırakarak ortalıktan kaybolmuş ama arada bir kadına haber göndererek “merak etme arkandayız” diyorlarmış.
Her şeyi elinden alınan kadın şimdi kara kara düşünüyormuş:
“Acaba eski kocama dönsem mi” diye!.
Öğrencisine dönen öğretmen:
“Söyle bakayım anladın mı şimdi”
Öğrenci “Evet” öğretmenim demiş ve eklemiş:
Koca Rusya, karısı Ukrayna, kadının gönül eğlendirdiği kişi Amerika, kasabanın serserileri NATO ülkeleri ve çocuklar Kırım, Donetsk ve Luhansk.
Öğretmen: Peki kocanın kardeşi kim?
Öğrenci: Belarus
Öğretmen: Peki sen kimden yanasın?
Öğrenci: Elbette kocadan yanayım.
Öğretmen: Erkek olduğun için mi?
Öğrenci: Büyük Önder Mao bize erkeklerle kadınların eşit olduğunu öğretmişti.
Öğretmen: Peki neden kocadan yanasın?
Öğrenci: Çünkü kadını kandıran, gönül eğlendiren, servetine el koymak isteyen sonradan da yarı yolda bırakarak kaçan Amerika'ya karşıyım.
Öğretmen bir şey demeden sınıftaki öğrenciler dakikalarca arkadaşlarını alkışladıktan sonra kızlarla oğlanlar çapkınca bakışlarla birbirine takılarak gülüşmüşler.
Hepsi bu kadar!
Hüsnü Mahalli
“Rusya neden Ukrayna ile savaşıyor?”
Hikayenin karmaşık olduğunu bilen öğretmen ilginç örnekle anlatmaya başlamış.
“20 yıl önce genç, güzel ve hovarda bir kadın anlaşamadığı zengin kocasından ayrılmış. Karısını seven adam ona büyük bir servet bırakmış ve var olan bütün borcunu ödedikten sonra üç çocuğunu da ona bırakmış. Bu kadar parayla şımaran kadın kocasının iş rakibi ile ilişki kurmuş ve gününü gün etmeye başlamış. Bununla da yetinmeyen kadın kısa bir süre sonra kasabanın serseri gençlerine takılır olmuş onlar da eski kocasından para sızdırmak için evinin önünden geçerek rahatsız etmeye başlamış. Ayrıldığı karısına ve onun arkadaşlarına kızan adam intikam almak için çocukların birisini kendi yanına almış.
Bu duruma kızan kadın “çocuğumu geri vermezsen ben de gider başka bir adamla evlenir ve çocuklarına kötü davranırım” demiş.
Kadınla evlenmek istemeyen genç rakibini rahatsız etmek için kadınla gönül eğlendirmeyi sürdürerek servetine el koymayı planlamış.
Bundan cesaret alan kadın yanındaki çocuklara kötü davranır olmuş ve kasabanın serserilerini eski kocasına saldırtmaya başlamış.
Durumdan haberdar olan koca uyarılarına rağmen çocuklarına kötü davranmayı sürdüren kadının evini basarak iki çocuğunu alıp götürmüş.
Kadınla eski kocası arasındaki kavgayı fırsat bilen kadının takıldığı adam “Sen merak etme ben ve kasabanın tüm erkekleri senden yanayız sakın korkma” diyerek kadını kışkırtıp durmuş. Bu kışkırtmalardan cesaret alan kadın çocuklarını geri almak ve eski kocasından intikam almak için eski kocasının kardeşine da sataşır olmuş.
İşin tehlikeli bir hal aldığını göre eski koca eski karısının daha çirkin oyunlara kalkışmasını önlemek için evini basmış, neyi var neyi yok her şeyini almış sonra da kasabadan kovmuş.
Eski kocanın bu davranışından işin ciddi olduğunu anlayan kadının sevgilisi ve kasabanın serserileri kadını yalnız bırakarak ortalıktan kaybolmuş ama arada bir kadına haber göndererek “merak etme arkandayız” diyorlarmış.
Her şeyi elinden alınan kadın şimdi kara kara düşünüyormuş:
“Acaba eski kocama dönsem mi” diye!.
Öğrencisine dönen öğretmen:
“Söyle bakayım anladın mı şimdi”
Öğrenci “Evet” öğretmenim demiş ve eklemiş:
Koca Rusya, karısı Ukrayna, kadının gönül eğlendirdiği kişi Amerika, kasabanın serserileri NATO ülkeleri ve çocuklar Kırım, Donetsk ve Luhansk.
Öğretmen: Peki kocanın kardeşi kim?
Öğrenci: Belarus
Öğretmen: Peki sen kimden yanasın?
Öğrenci: Elbette kocadan yanayım.
Öğretmen: Erkek olduğun için mi?
Öğrenci: Büyük Önder Mao bize erkeklerle kadınların eşit olduğunu öğretmişti.
Öğretmen: Peki neden kocadan yanasın?
Öğrenci: Çünkü kadını kandıran, gönül eğlendiren, servetine el koymak isteyen sonradan da yarı yolda bırakarak kaçan Amerika'ya karşıyım.
Öğretmen bir şey demeden sınıftaki öğrenciler dakikalarca arkadaşlarını alkışladıktan sonra kızlarla oğlanlar çapkınca bakışlarla birbirine takılarak gülüşmüşler.
Hepsi bu kadar!
Hüsnü Mahalli
bir dönemin sonunun işareti sayılabilecek olan kapalı alanlarda maske takma zorunluluğunun kaldırılması.
Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi'nin kapalı alanlarda maske takma zorunluluğunun kaldırılmasına ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayınlanarak, yürürlüğe girdi.
Buna göre, kapalı alanlarda maske kullanma zorunluluğu kaldırıldı. Risk grubunda olup örneğin 60 yaş üstü kişiler, altta yatan akciğer, böbrek, nöroloji hastalığı olanlar, uzun süre bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanan kişiler, diyabet hastaları, HIV hastaları özellikle Koronavirüs aşısı olmamış olan kişilerin kapalı alanlarda maske kullanmaları önerildi.
Öte yandan, kapalı alanların sıklıkla havalandırılması gerektiği vurgulandı.
Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi'nin kapalı alanlarda maske takma zorunluluğunun kaldırılmasına ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayınlanarak, yürürlüğe girdi.
Buna göre, kapalı alanlarda maske kullanma zorunluluğu kaldırıldı. Risk grubunda olup örneğin 60 yaş üstü kişiler, altta yatan akciğer, böbrek, nöroloji hastalığı olanlar, uzun süre bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanan kişiler, diyabet hastaları, HIV hastaları özellikle Koronavirüs aşısı olmamış olan kişilerin kapalı alanlarda maske kullanmaları önerildi.
Öte yandan, kapalı alanların sıklıkla havalandırılması gerektiği vurgulandı.
gitme gelme, sefer.
"herkese yalan söylersin, bana da mı?", "herkesi aldatırsın, beni de mi? anlamlarında kullanılmaktadır.
ne den be se "alo!"
elini vicdana ko
secereni bilirim
bana da mı lo lo lo.
ne den be se "alo!"
elini vicdana ko
secereni bilirim
bana da mı lo lo lo.
başıboş, avare.
1. çürük, viran, kırık,her şeyin eskimiş kısmı.
2. köy evi kapılarının arkasına konan kuşak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. köy evi kapılarının arkasına konan kuşak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. hayvanların gebe kalması, döl tutmak.
2 teselli bulmak, bir uğraşla acıyı unutmak.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
2 teselli bulmak, bir uğraşla acıyı unutmak.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
Girne'nin doğusunda Beşparmak dağlarının altı kilometre tepesinde yer alan dar varyantlardan çıkılarak ulaşılabilen kale. kale çok rüzgarlı bir tepeye kurulduğu için "rüzgardan korkmayan" anlamına gelen "Buffavento" adını almıştır. Kaleden bakıldığında Trodos dağları ve Lefkoşa'nın tüm güzelliği gözler önündedir.
Kalenin yapım tarihi tam olarak bilinmemesine karşın St. Hilarion ve Kantara kaleleri ile birlikte adayı Arap akıncılarına karşı savunmak için yapıldığı tahmin edilmektedir. Kale 1382-1398 yılları arasında Lüzinyanlar döneminde hapishane olarak kullanılmıştır; adı da "aslan şatosu" olarak geçmektedir. Venedik döneminde, adanın savunması için kıyı şehrindeki kaleler önem kazandığından, Buffavento kalesi önemini kaybetmiştir.
Efsaneye göre, kaleye dışarıdan bakıldığında bir iki kapısı görülmektedir ancak kalenin 100 kapısı olduğu ve 101. kapıyı bulanın kapıdan girdiğinde kaybolduğu söylenmektedir.
Bazı söylentilere göre kendini Kıbrıs Kralı ilan eden Isak Komnenus'un kızı bu kaleden çıkarak Kral Richard'a teslim olmuştu.
Buffavento'nun da Kıbrıs'taki diğer kaleler gibi bir zamanlar Kıbrıs'ta hüküm sürmüş bir kraliçeyle ilgili bir öyküsü vardır. Kıbrıs Templar Şovalyelerinin egemenliğine girdiği zaman cüzzamlı bir Bizans prensesi ve aynı hastalığa yakalanan köpeği vardı. Prenses ile köpeği Buffavento kalesine kapatılmışlardı. Bir süre prenses köpeğinin derisinin yavaş yavaş iyileştiğini fark etmiş. Bunun üzerine prenses köpeğinin her sabah kalenin aşağılarında bir kaynakta yıkandığını fark etmiş. Böylece prenses de her sabah bu kaynağa gidip yıkanmaya başlamış. Tamamen iyileştikten sonra kaynağın bulunduğu yere bugün Ayios Ionnis Chrysostomos Manastırı olarak bilinen tapınağın ilkini yaptırmıştır.
Kalenin yapım tarihi tam olarak bilinmemesine karşın St. Hilarion ve Kantara kaleleri ile birlikte adayı Arap akıncılarına karşı savunmak için yapıldığı tahmin edilmektedir. Kale 1382-1398 yılları arasında Lüzinyanlar döneminde hapishane olarak kullanılmıştır; adı da "aslan şatosu" olarak geçmektedir. Venedik döneminde, adanın savunması için kıyı şehrindeki kaleler önem kazandığından, Buffavento kalesi önemini kaybetmiştir.
Efsaneye göre, kaleye dışarıdan bakıldığında bir iki kapısı görülmektedir ancak kalenin 100 kapısı olduğu ve 101. kapıyı bulanın kapıdan girdiğinde kaybolduğu söylenmektedir.
Bazı söylentilere göre kendini Kıbrıs Kralı ilan eden Isak Komnenus'un kızı bu kaleden çıkarak Kral Richard'a teslim olmuştu.
Buffavento'nun da Kıbrıs'taki diğer kaleler gibi bir zamanlar Kıbrıs'ta hüküm sürmüş bir kraliçeyle ilgili bir öyküsü vardır. Kıbrıs Templar Şovalyelerinin egemenliğine girdiği zaman cüzzamlı bir Bizans prensesi ve aynı hastalığa yakalanan köpeği vardı. Prenses ile köpeği Buffavento kalesine kapatılmışlardı. Bir süre prenses köpeğinin derisinin yavaş yavaş iyileştiğini fark etmiş. Bunun üzerine prenses köpeğinin her sabah kalenin aşağılarında bir kaynakta yıkandığını fark etmiş. Böylece prenses de her sabah bu kaynağa gidip yıkanmaya başlamış. Tamamen iyileştikten sonra kaynağın bulunduğu yere bugün Ayios Ionnis Chrysostomos Manastırı olarak bilinen tapınağın ilkini yaptırmıştır.
Dikmen Belediye Başkanı.
![]()
1961 yılında Baf kazasına bağlı Aydoğan köyünde doğdu. 1975 yılında Dikmen'e yerleşti. 1980 yılında Askerliğini tamamladıktan sonra iş hayatına atıldı. Uzun yıllar konfeksiyon işiyle uğraştı. Sosyal alanda ise, Dikmen Gücü Spor Kulübü yönetim kurulu üyeliği ve kulüp başkanlığı yaptı. Özel sektördeki çalışmalarının yanında siyasete atılarak 1986 yılında kurulan Dikmen Belediyesi'nde dört dönem,16 yıl, aktif olarak Belediye meclis üyesi seçilerek Meclis Üyeliği yaptı. Bu görevi sonrasında Haziran 2006 Yerel Seçimlerinde Dikmen Belediye Başkanı seçildi. 25 aralık 2022 yerel seçimleri sonucunda yeniden Dikmen belediye başkanı seçildi.
Yüksel Çelebi, evli ve 2 çocuk babasıdır.

1961 yılında Baf kazasına bağlı Aydoğan köyünde doğdu. 1975 yılında Dikmen'e yerleşti. 1980 yılında Askerliğini tamamladıktan sonra iş hayatına atıldı. Uzun yıllar konfeksiyon işiyle uğraştı. Sosyal alanda ise, Dikmen Gücü Spor Kulübü yönetim kurulu üyeliği ve kulüp başkanlığı yaptı. Özel sektördeki çalışmalarının yanında siyasete atılarak 1986 yılında kurulan Dikmen Belediyesi'nde dört dönem,16 yıl, aktif olarak Belediye meclis üyesi seçilerek Meclis Üyeliği yaptı. Bu görevi sonrasında Haziran 2006 Yerel Seçimlerinde Dikmen Belediye Başkanı seçildi. 25 aralık 2022 yerel seçimleri sonucunda yeniden Dikmen belediye başkanı seçildi.
Yüksel Çelebi, evli ve 2 çocuk babasıdır.
Taşlı,sert,sürülemeyen toprak. gafgalya
2018 yılında Avrupa Birliği tarafından kendisine “Avrupa Vatandaşlık Ödülü” verilmiştir.
beygir.
yetişmek, ulaşmak, uzanmak.
Kıbrıs'ta yayımlanan ilk Türkçe dergidir.
1 Haziran 1920 - 1 Nisan 1922 tarihleri arasında Lefkoşa'da 23 sayı kadar çıkarılan aylık derginin sahibi önce Orundalızâde Abdülhamit, sonra Mehmet Nazım; başyazarı ise Halil Fikret'tir. Larnaka'da kurulan Neşr-i Maarif Cemiyeti'nin organı olan İrşad'ın yayın politikası Kurtuluş Savaşı'nı desteklemek ve sömürgeciliği eleştirmek olsa da; dergide sosyo-kültürel hatta futbol ile ilgili yazılar da yer almıştır.
1 Haziran 1920 - 1 Nisan 1922 tarihleri arasında Lefkoşa'da 23 sayı kadar çıkarılan aylık derginin sahibi önce Orundalızâde Abdülhamit, sonra Mehmet Nazım; başyazarı ise Halil Fikret'tir. Larnaka'da kurulan Neşr-i Maarif Cemiyeti'nin organı olan İrşad'ın yayın politikası Kurtuluş Savaşı'nı desteklemek ve sömürgeciliği eleştirmek olsa da; dergide sosyo-kültürel hatta futbol ile ilgili yazılar da yer almıştır.
(bkz: ınır yınır)
gülünç biçimde giniyip süslenen kadın.
çok koyu kırmızıyla kahverengi arası bir renk.
efendi.
'Adada Kıtalı Gibi Yaşamak' sloganıyla 1988 yılında Lefkoşa'da kurulan üniversite. kurucusu suat günsel'dir.
https://neu.edu.tr/
https://neu.edu.tr/
onaylamak, tasdik etmek.
içi kırmızı, küçük bir incir türü.
olgunlaşmış sebze veya meyve.
kabuklarıgeniş beyaz olan garavolli türü.
Yüksek mimar attila manizade İTÜ mimarlık fakültesi 1957 mezunlarından olup istanbul belediyesi'nde mimar olarak çalışırken İstanbul'daki ilk opera olan istanbul belediyesi operası kurulur. Manizade bunu duyar duymaz hemen belediye başkanlığına dayatır dilekçesini: "ben opera müdürlüğüne naklimin yapılmasını istiyorum..."
ilgili başkan yardımcısı attila manizade'yi çağırtıp "evladım, sen operada ne yapacaksın? dekoratör filan mı olmak istiyorsun?" diye sorunca manizade: "hayır efendim, ben aynı zamanda opera sanatçısıyım. şöyle şöyle müzik eğitimim var, performansım var..." diye anlatınca başkan yardımcısı hayretler içiresinde: "iyi ama maaşın hayli azalır" der. Attila manizade: "olsun efendim biz sanatçıyız" diye cevap verir.
ilgili başkan yardımcısı attila manizade'yi çağırtıp "evladım, sen operada ne yapacaksın? dekoratör filan mı olmak istiyorsun?" diye sorunca manizade: "hayır efendim, ben aynı zamanda opera sanatçısıyım. şöyle şöyle müzik eğitimim var, performansım var..." diye anlatınca başkan yardımcısı hayretler içiresinde: "iyi ama maaşın hayli azalır" der. Attila manizade: "olsun efendim biz sanatçıyız" diye cevap verir.
Kıbrıslı nedir diyenlere,
"15 dakikalık yol olan Lefkoşa-Girne arasındaki mesafeyi gözünde büyütür.
Yemeği servis etmez, “kurtarır”. Yemeği ısıtmaz, “gızdırır”.
Nazardan korunmak için kurşun döktürmez, buhurdanlıkta zeytin dalı yakar ve tütünür.
Fırını açmaz, “yakar”.
Sıvıları huni ile değil, “foniynan” döker.
Düğünlerde basdiş ağırlar.
Sac levhaya “lamarina” der.
Oyalanmak demez, “gurdalanmak” der.
Eski püskü şeylere “gurrada” der.
Kızdığı bir kişiye “koştur Digoma'ya gadar” der.
Saçına kurdele değil, “mantin” bağlar.
“İşte orada” demez, “aha oraşda” der.
Gaz lambasını gaz yağı ile değil “lambasuyuynan” yakar.
“Dövmek” kelimesini galibiyet anlamında kullanır.
Torununa “angonim” der.
Parfüm sürdüm” demez, “koku süründüm” der.
Eskiden “n'oldu be sör” derdi, şimdi moda “napan gardaş” demek.
Yengesine “genabla”der.
Tavuğu yıkarken “bibincalarını” koparır, sonra da “gabirgas” eder.
Ürperdiği zaman tüyleri diken diken olmaz, tüyleri “galkar”.
Kalitesiz nesnelere de kişilere de “ısgarta” der.
Ufak bir çocuğa “çişin var mı” diye soru sormaz, “işendimin” ya da “bişşan var mı” diye sorar.
Birisinin saçları çok kıvırcıksa “gap teli gibi saçları” der.
Bisikletin selesine “velesbidin sellası” der.
Futbolculara “topcu”, raptiyeye “pünez” der.
Sigarasını küllükte değil “taplada” söndürür,
Kımıldama demez, “gıbırdanma” der.
Kanepeye uzanmaz, “gannebbaya yatır”.
Battaniye değil “pataniya” örtünür.
Papaza “popaz”, rum kadınlarına “cira” der.
Lapsana, gazayağı, gabbar, ayrelli ya da buğday çiçeği mantar toplamak için dağlara çıkar.
Su borularına “solina” der.
Çeyrek demez, “urup” der.
Bisküvi demez, “ pisgot” der.
Dondurmayı külahta değil, “pisgodda” yer.
1974'den önce Evinin Kapısını kilitlemez Arabasını hiç kilitlemezdi.
Atatürk ilkeleri ilkeleridir ''Biz ezelden beri hür doğduk hür yaşarız'' için ömür boyu kul olmamak adına savaştık, Laik'iz dini Devlet işlerimize karıştırmayız. Karıştırmayacağız. E bu gadarcık farkımız olsun.
Arif Alasya
"15 dakikalık yol olan Lefkoşa-Girne arasındaki mesafeyi gözünde büyütür.
Yemeği servis etmez, “kurtarır”. Yemeği ısıtmaz, “gızdırır”.
Nazardan korunmak için kurşun döktürmez, buhurdanlıkta zeytin dalı yakar ve tütünür.
Fırını açmaz, “yakar”.
Sıvıları huni ile değil, “foniynan” döker.
Düğünlerde basdiş ağırlar.
Sac levhaya “lamarina” der.
Oyalanmak demez, “gurdalanmak” der.
Eski püskü şeylere “gurrada” der.
Kızdığı bir kişiye “koştur Digoma'ya gadar” der.
Saçına kurdele değil, “mantin” bağlar.
“İşte orada” demez, “aha oraşda” der.
Gaz lambasını gaz yağı ile değil “lambasuyuynan” yakar.
“Dövmek” kelimesini galibiyet anlamında kullanır.
Torununa “angonim” der.
Parfüm sürdüm” demez, “koku süründüm” der.
Eskiden “n'oldu be sör” derdi, şimdi moda “napan gardaş” demek.
Yengesine “genabla”der.
Tavuğu yıkarken “bibincalarını” koparır, sonra da “gabirgas” eder.
Ürperdiği zaman tüyleri diken diken olmaz, tüyleri “galkar”.
Kalitesiz nesnelere de kişilere de “ısgarta” der.
Ufak bir çocuğa “çişin var mı” diye soru sormaz, “işendimin” ya da “bişşan var mı” diye sorar.
Birisinin saçları çok kıvırcıksa “gap teli gibi saçları” der.
Bisikletin selesine “velesbidin sellası” der.
Futbolculara “topcu”, raptiyeye “pünez” der.
Sigarasını küllükte değil “taplada” söndürür,
Kımıldama demez, “gıbırdanma” der.
Kanepeye uzanmaz, “gannebbaya yatır”.
Battaniye değil “pataniya” örtünür.
Papaza “popaz”, rum kadınlarına “cira” der.
Lapsana, gazayağı, gabbar, ayrelli ya da buğday çiçeği mantar toplamak için dağlara çıkar.
Su borularına “solina” der.
Çeyrek demez, “urup” der.
Bisküvi demez, “ pisgot” der.
Dondurmayı külahta değil, “pisgodda” yer.
1974'den önce Evinin Kapısını kilitlemez Arabasını hiç kilitlemezdi.
Atatürk ilkeleri ilkeleridir ''Biz ezelden beri hür doğduk hür yaşarız'' için ömür boyu kul olmamak adına savaştık, Laik'iz dini Devlet işlerimize karıştırmayız. Karıştırmayacağız. E bu gadarcık farkımız olsun.
Arif Alasya
karmakarışık olan.
çobanlık, hayvan gütme.
daha dün donsuzdular
parasız pulsuzdular
yalamaya başlayınca
hepsi zengin oldular.
akar yakıd akmaz oldu
zam gazzığı çekmez oldu
halkda takat galmadı
masgara öter oldu.
Kuzeyde ekonomi
Çok kötü durumdadır
İşler hep dibe vurmuş
Kimin umurundadır?
cebimde galmaz maaş
ne bez alır ne gumaş
heç kimsa da sormaz
nasıl yaşan be gardaş?
parasız pulsuzdular
yalamaya başlayınca
hepsi zengin oldular.
akar yakıd akmaz oldu
zam gazzığı çekmez oldu
halkda takat galmadı
masgara öter oldu.
Kuzeyde ekonomi
Çok kötü durumdadır
İşler hep dibe vurmuş
Kimin umurundadır?
cebimde galmaz maaş
ne bez alır ne gumaş
heç kimsa da sormaz
nasıl yaşan be gardaş?
1923 yılında doğan Hazım Remzi, ortaokul ve lise eğitimini Afyon, Antalya ve Lapta'da tamarnladı. 1947'de mezun oldu. 1948'de Kıbns Türk Lisesi Mezunlar Birliği'ni kuran ve başkanı olan Hazım Remzi, Kıbrıs Türk Kurumlan Federasyonu'na da aktif katkılarda bulundu. Volkan ve TMT'nin kurucuları arasında yer alan Remzi, 1960'ta Türk Cemaat Meclisi'ne Lefkoşa bölgesini temsilen seçildi ve 1971'e kadar görev yaptı.
1954 yılında Kıbrıs'a Türkiye'den günlük gazete gelmesini sağlayan Hazım Remzi, Cumhuriyet gazetesinin de ilk Kıbrıs muhabiri oldu. 3 çocuk babası Hazım Remzi'nin eşi şair Emine Hazım Remzi'dir. 28 nisan 1999 tarihinde hayata gözelerini yummuştur.
1954 yılında Kıbrıs'a Türkiye'den günlük gazete gelmesini sağlayan Hazım Remzi, Cumhuriyet gazetesinin de ilk Kıbrıs muhabiri oldu. 3 çocuk babası Hazım Remzi'nin eşi şair Emine Hazım Remzi'dir. 28 nisan 1999 tarihinde hayata gözelerini yummuştur.
terazi.
makara, kuyudan su çeken çıkrık, çark.
yüzeyi killi topraklarda yetişen, yaprakları maraho yaprağına benzeyen, toprak altında pirilli büyüklüğünde olan yumruları yenilebilen bir tür yabani bitki.
tavuk gibi kümes hayvanlarını çağırmak için birkaç kez çıkarılan ses. bilibili.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
badem içi, tamamlanmamış embriyo.
aydınlanmak.
Edible London'un kurucusu.
tam bir bir çevreci, doğa aşığı olan Soner 'Sunny' Mustafa Karagözlü, 2018 yılında Londra'nın Haringey semtinde çiftçi babasının öğrettiklerini uygulayarak Edible London grubunu kurdu. Sunny bir eko sistem yaratarak gıda yoksulluğuna son vermek amacıyla insani yardımlardan, çevre kirlenmesinin önlenmesi amacıyla barışçı faaliyetlere kadar pek çok etkinliğe devam ediyor.
tam bir bir çevreci, doğa aşığı olan Soner 'Sunny' Mustafa Karagözlü, 2018 yılında Londra'nın Haringey semtinde çiftçi babasının öğrettiklerini uygulayarak Edible London grubunu kurdu. Sunny bir eko sistem yaratarak gıda yoksulluğuna son vermek amacıyla insani yardımlardan, çevre kirlenmesinin önlenmesi amacıyla barışçı faaliyetlere kadar pek çok etkinliğe devam ediyor.
gazeteci serhat incirli bugün yenidüzen gazetesinde "halil başkan" başlığı altında güzel bir yazı yazmıştır.
kaynak
kaynak
saf yünden dokunan, istandart ölçüsü beş ayağa yedi ayak olan, uzun taraftaki iki ucu püsküllü örtünme aracı. ihram.
(bkz: guççum)
rumca erkeklik organı.
kömür kırıntısı; yanmış kömürden kalanlar; her şeyin işe yaramazı.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?


