soli bazilikası

ganca
Soli bazilikasının 4.yy'ın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Kıbrıs'ta inşa edilen ilk kiliselerden olup kendine özgü yanları vardır. 200 metre uzunluğundaki bazilika üç kapılı bir giriş ve bir giriş mekanıyla başlıyordu. Bunu dört tarafı sütunlarla çevrili ve çeşmesi olan bir avlu izliyordu. Bundan sonra gelen gene üç kapılı bir giriş ve narteksten sonra asıl kiliseye giriliyordu. Kilisenin içinde iki sıra halinde dizilmiş onikişer taştan yontulmuş dev sütunlar nefi üçe bölmekteydi. Bu sütunların altlıkları bugünde yerlerindedir. Nefin sonunda üçlü bir apsit vardı. Ortadakindeki sıralar piskoposlara ve rahiplere aitti. Kilisenin döşemesi tamamen tessera (dört köşe kesilmiş ufak taşlar) mozaikle kapalıydı. Bu mozaiklerin büyük bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Başlangıçta hepsi geometrik desenli olan mozaiklere zamanla hayvan figürleri ve bundan sonra da opus sectile (kesilmiş taş parçalarından yapılmış) mozaikler eklenmiştir. Hayvan figürleri arasında etrafı bir bitki örtüsü ve dört küçük yunusla çevrili, kaza benzeyen kuğu figürü dikkat çeker. Apsitin önündeki mozaikte Yunanca “Ey İsa, bu mozaiği adayanları koru” yazısı okunmaktadır. Hıristiyanlık geleneğinde Soli, Saint Mark'ın Saint Auxibius tarafından vaftiz edildiği yer olarak kabul edilmiştir. Buna göre 1.yy'da Soli'ye sığınan Hıristiyan bir Romalı olan Auxibius sonradan Soli kilisesinin ilk piskoposu olmuştur.

sim fm

ad victoriam
21 Temmuz 1998'de yayına başlayan radyo kanalı.

Maki Yayıncılık Ltd. ticari unvanıyla kurulmuş ve 21 Temmuz 1998'de yayına başlamıştır. UNITED MEDYA çatısı altında buluna sim fm "Emek, Barış, Toplumsal İlerleme, Evrensellik" ilkeleriyle yayın yapmaktadır. Sim FM Cumhuriyetçi Türk Partili kadrolar tarafından kurulmuştur. Sim FM'in Genel Yayın Yönetmeni Sami Özuslu'dur.

cemal yıldırım

tapba lamarina
facebook'da oldukça anlamlı bir yazı paylaşmış yönetmen.

"anası babası orijinal kıbrıslıtürk bir ilkokul çocuğu arkadaşına "kanka" dedi.
dönüp sordum
"Kanka ne demek?"
"en yakın arkadaş" dedi." o benim en yakın arkadaşım" diye de ekledi.
"Biz sizin yaşınızdayken gardaş derdik, ya da gomma" dedim.
"gommaaa??? o ne ki?" dedi
"işte en iyi arkadaş demektir gomma" dedim.
"hayır" dedi "ona kanka derler" diye tutturdu.
ikna edemedim.

Kıbrıs ağzı, Kıbrıs Lehçesi ne derseniz deyin..
o da günlük hayatımızdan yavaş yavaş çıkıyor.
bu ufacık diyalog bunun en somut göstergesi.
bu çocuklar büyüyünce kıbrıslı kültürüne ait zerre kadar bilgileri ve pratikleri ne yazık ki olmayacak.
bu bir cinayettir.
bir kültür,
bir yaşam bicimi
bir dil,
bilinçli bir şekilde yok ediliyor ve hiçbir şey yapamıyoruz.
kültürü, dili, yaşam tarzı,
ve her türlü geleneği yok edilen bir toplum,
devlet olsa ne olur?
hepimiz katiliz
bir çocuğun iki sözünden sen de nerelere geldin diyeceksiniz belki..
olabilir.... ama bir de meşhur laf vardır
"çocuktan al haberi" derler.

bu talihsizliğe çanak tutan, sebep olan, teşvik eden, görmezden gelen herkese nalet olsun gadara bulsun hepsini ilahitangrım!"

horoz ali

beytambal galsin
Lüzinyan dönmeinde yapılan Porta Del Proveditore ya da bilinen adıyla Girne Kapı'nın Osmanlı dönmeinde bir bekçisi vardır. o dnemdeki adı edirne kapı olan girne kapı'da görevine bağlı, hayli disiplinli ve bir o kadar da otoriter bir bekçisi varmış. Horoz Ali adındaki bu memur, sabahın köründe işine başlar; girne kapı'nın önünde volta atarak gelen gidene atar yaparmış. Kapının önünden gelip geçen herkesi bakışlarıyla şöyle bir inceler, gözünün tutmadığını Lefkoşa içine sokmazmış. Dışarıya çıkacak Lefkoşalılara ise kapının kapanma saatini üzerine basarak anımsatır ve az ötedeki mezarlığı göstererek “Gecikirseniz orada merhumların konuğu olursunuz ha!” sözleriyle de uyarırmış.

Osmanlı'dan adayı alan İngilizin öncülerini de kapıdan geçirmemesi nedeniyle üşanı yürümüş. Şehrin ileri gelenleri Horoz Ali'ye durumu anlatmış ve onu ikna etmişlerdir. İsteksizliğine rağmen kapıları İngiliz askerlerine açan Horoz Ali, İngilizlere şehrin kapısının anahtarlarını vermiş fakat yetkililer bu bekçiyi görevinden almayarak orada kalmasını istemişlerdir. Horoz Ali, Osmanlı döneminde olduğu gibi adanın Britanya İmparatorluğu kontrolünde olduğu zaman da bekçi olarak görevi başında kalmıştır.

Kıbrıs'ın en uzun yaşayan kişilerinden biri olan Horoz Ali, 121 yaşında ölmüştür. Mezarı, hemen kapının girişindeki selvi ağaçlarının altındadır.

mustafa kemal atatürk

jodorowsky beyni
tam tamına 83 yıl geçmiş. siyasi erk tarafından korunan dogmatik fikirlere kendini esir etmiş bir grup tarafından sürekli kötüleniyor. Yalnızca yobazlar tarafından değil bağnaz sol tarafından da sevilmiyor. hayatını adadığı Türkiye için yaptıklarının hala anlaşılmamasını görmek oldukça üzücü.

sanıyorum dünyada sadece Kıbrıs'ta her yaştan, solcusundan sağcısına her kesimden kendisini anlayan, saygı gösteren insanlar var.

kktc haber kameramanları birliği

ad victoriam
2005 yılında özel televizyon kanallarının ve bu alanda görev yapan kameramanların çoğalması sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçtan dolayı kurulmuş birlik.

kktc haber kameramanları birliği'nin ilk başkanı, bu görevi 2007 yılına kadar sürdüren Yaşar Suvat'tı. 2007'den 2009'a kadar boş olarak geçen dönemden sonra, birliğe 2009 yılı sonundan 2011'e kadar Abdullah Suiçmez başkanlık etmiştir. Tamer Atagül'ün de başkanlık yaptığı KKTC Haber Kameramanları Birliği'nin şu andaki başkanı Tarkan Kavas'dır.

erkut şahali

dark horse
1973 yılında doğdu. Gazimağusa Türk Maarif Koleji'nden mezun oldu. 1995 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Halkla İlişkiler Uzmanı olarak mezun oldu. Marmara Üniversitesi'nde yüksek lisans, Manchester Üniversitesi'nde uzmanlık eğitimi aldı.

Üniversite Temsilciler Konseyi'nde Yürütme Kurulu üyeliği ve genel sekreterliği yaptı. MAGEM ve Mağusa Suriçi Derneği kurucularındandır. Avrupa Konseyi'nin düzenlediği Kıbrıs- Avrupa Formu adlı genç liderler programında oluşturucu üye olarak yer aldı. ABD ve Fransa Dışişleri Bakanlıkları'nın düzenledikleri Uluslararası Liderlik Programlarına davetli olarak katılarak bu ülkelerde, “Kamu Yönetiminde Şeffaflık, Hesap Verebilirlik, Koordinasyon ve Yerel Yönetimler” konularında çeşitli inceleme ve temaslarda bulundu.

Yenidüzen Gazetesi'nde “Başka Açı” adlı sütunda köşe yazıları yayımladı. CTP-BG Gençlik Örgütü'nün 3.Genel Başkanı olarak görev yaptı. Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü yaptı. Dış ilişkiler Sekreteri ve Halkla İlişkiler ve İnsan Kaynakları Sekreteri olarak iki dönem CTP-BG MYK Üyeliğinde bulundu. 1997 yılından 2013 Erken Genel Seçimlerine kadar Gazimağusa Belediyesi'nde Müdür Muavini olarak görev yaptı.

28 Temmuz 2013, Erken Genel Seçimlerinde, CTP-BG'den Gazimağusa milletvekili seçildi. 19 Ekim 2015 tarihinde CTP-BG – UBP Koalisyon Hükümetinde Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı olarak görev aldı. 16 Nisan 2016 tarihine kadar bu görevi yürüttü.

7 Ocak 2018 Milletvekilliği Erken Genel Seçimlerinde CTP Gazimağusa Milletvekili seçildi. 2 Şubat 2018 tarihinde kurulan CTP-HP-TDP-DP Koalisyon Hükümetinde Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı olarak görev aldı. 22 Mayıs 2019 tarihine kadar görevini sürdürdü.

23 ocak 2022 tarihinde yapılan erken milletvekilliği seçimlerinde cumhuriyetçi türk partisi gazimağusa milletvekili seçildi.

İngilizce ve Fransızca bilir. Bir çocuk babasıdır.

kemal karaderi

mengene
12 Mart 1921 tarihinde baf'da dünyaya geldi. ortaokulla liseyi lefkoşa'da okudu. İstanbul Üniversitesi diş Fakültesi'nden mezun oldu.1952 yılında sanat çalışmalarına başladı. resim, tahta oymacılığı, heykel, cam oymacılığı ve seramik çalıştı. 25 eylül 1955'de cyprus arts crafts exhibition organisation'ın açtığı yarışmada poster making'de birincilik ödülü, metal work isimli daha sonraki bir yarışmada ise ikincilik ödülü kazandı. 23 ağustos 1962'de royal society of british sculpture'ün sergisine katıldı. 5-13 nisan 1968 tarihleri arasında lefkoşa saray hotel'de gerçekleştirilen ortak bir katılımda şinasi tekman ve cevdet çağdaş ile birlikle resim ve heykel çalışmalını sergiledi. görsel sanatçılar derneği'nin 1982 yılında düzenlediği kıbrıs türk resim heykel sanatı'nda dün bugün sergisi'nde sanat eserlerine yer verildi. dişçilik ve sanat çalışmalarının yanında toplum sorunlarıyla da yakından ilgilenen karaderi, kurumlar federasyonu'nda ( 1950'li yılların ikinci yarısında ve kıbrıslı türkler arasında enosis'e karşı birleşen kurum ve kuruluşlarının üst örgütü), kuruluşundan başlayarak magusa temsilciliğini yaptı.

1960'da kıbrıs cumhuriyeti'nin kuruluşu ile cemaat meclisi üyesi oldu ve bu görevi 1970 yılına kadar devam ettirdi. sanat çalışmalarını 1974 yılına kadar devam ettiren karaderi, kişisel sergilerinden birini açmaya hazırlandığı günlerde 20 temmuz harekatı gerçekleştiler ve rumlar, ürettiği tüm sanat eseri resimlerini alıp, giderler. bu olay sanat çalışmalarına 18 yıl gibi uzun bir süre ara vermesine neden olur. bu süre sonraki yeni çalışmalarına başlamasını ise gazeteci taylan kav'a şöyle anlatır: ...7 ay kadar önce eşimi kaybettim. oğlumuzu evlendirecektik. onun böyle bir günde aramızda olmamasına gönlüm razı olmadı. kalktım, bir maketini yaptım. düğünde o'nu aramıza koyduk. bunu yapınca, baktım kabiliyetim kaybolmamış, hatta artmış devam ettim.

kemal karaderi'nin son heykel çalışmaları arasında milli, mücadele yıllarımıza ilişkin çarpıcı üç sanat eseri bulunmaktadır. karaderi, " hedefim, ulusal mücadelemizin önemli dönemlerini yansıtan tarihsel olaylarımızı bir koleksiyon halinde heykel sanatı ile ortaya koymaktır. bu hedeften hareketle hazırlamış olduğum üç eser şunlardır:
13 mayıs 1964 yılında gazimağusa limanından, ingiliz askeri tesislerinden ve yabancı bankalardan gazimağusa limanından, İngiliz askeri tesislerinden ve yabancı bankalardan rumlar tarafından kaçırılan ( o iş yerlerinde çalışan kıbrıslı türkler) kardeşlerimizin elleri arkadan bağlanmak ve yere diz çöktürülmek suretiyle katledilmişlerdi. daha sonra bu kardeşlerimiz mağusa sahillerinde açık denize taşınarak, rumlarca denize atıldılar. heykellerimden biri, işte bu vahşeti, elleri arkadan bağlanmak suretiyle yarı canlı yarı ölü bir şekilde denize atılanlarımızı anlatmaktadır.

ikinci heykelim atlılar köyümüzde beş çocuğu ile şehit edilen fatma ana... Fatma, uzun bir zaman benim evimde, bizim yanımızda çalışmıştı, kendisini çok iyi tanıyorum. bu vahşetten sonra o'nu da tarihe mal etmek istedim, çünkü bu vahşetin acısı, bütün kıbrıslı türklerin ortak acısıdır.

üçüncü heykelim ise, artık, sadece kıbrıslı türklerce değil, dünyaca bilinen kanlı noel'in üçüncü günü (24 aralık 1963) lefkoşa'da, banyo'da katledilen ana ve çocuklarını anlatmaktadır.

hititbet'in marka yüzünün sneijder olması

mamur
kıbrıs'ın lisanslı bahis şirketi olan hititbet için bir dönem galatasaray'da oynayan hollandalı futbolcu wesley sneijder'in maç analizi ve kupon önerisi yapma durumu.

sneijder için büyük adım. en son llegal bahis reklamlarında oynuyordu. şimdi en azından yasal bir bahis sitesinin reklam yüzü olmuş. parasının büyük bir bölümünü pokerde batırmıştı. eski karısı Yolanthe Caba'dan ayrılırken de sağlam bir tazminat ödemişti.

nereden biliyorum bunları derseniz ben de bilmiyorum.

kaynak

kıbrıs türk sinema televizyon derneği

goncoloz
3 Eylül 2018 tarihinde uzun veya kısa metrajlı film, belgesel ve televizyon endüstrisini ve tiyatro kültürünü yaymak, geliştirmek, öğrenilmesini, yaygınlaştırılmasını, gelişmesini sağlamak, bu hususta projeler yapmak, yurt içinde ve yurt dışında tanıtmak amacı ile kurulmuş dernek. Dernek aynı zamanda Sinevizyon Uluslararası Film Festivali'ni düzenlemektedir.

Derneğin başkanı Müge Günay'dır.

https://ktstder.org/

facebook

bango

kibris sozluk
1. kunduracı ve saraç gibi sanatkarların kullandığı tezgah.
2. meyhane, kahvehane gibi yerlerde sahibinin önünde bulunup, müşterinin diğer tarafında kaldığı yüksek masa şeklindeki yer.

kaynak: kıbrıs ağzı, erdoğan saracoğu.

pirilli

mavromadi
avuç içi kadar çukur kazılır. çocuklar ellerinde bir avuç dolusu piriliyi belirli bir mesafeden çukura atarlar. Hangisi daha çok piriliyi o çukura sokarsa o kazanır.

heidi trautmann

mavromadi
1941 yılında Almanya'nın Doğu Prusya bölgesinde günümüzde Kaliningrad olarak bilinen Königsberg kentinde doğdu. 19 yaşındayken Angola ve Nijerya'da birkaç yıl geçirdi. Daha sonra, iki çocuğunun dünyaya geldiği Güney Afrika'da altı yıl yaşadı.
Güney Afrika'da konferans tercümanı, mütercim ve yerli ressamlarla birlikte ressam olarak çalıştı.

1980'li yıllarda Almanya'ya geri döndükten sonra, üç yıl boyunca ressam Rolf Markl'ın sanat stüdyosunda resim öğrenimi gördü. çeşitli ortak sergilere katıldı. Dört yıl boyunca, eşinin seyahat acentesinde seyahat rehberi olarak çalıştı. Ardından sanatçı dostlarıyla beraber çeşitli disiplinlere yönelik bir sanat ve stüdyo evi olan “Werkhof”u kurdu. Birkaç yıl süresince, ahır uluslararası sanatçıların katıldığı müzik etkinlikleri, edebiyat ortamları, resim sergileri ve çanak-çömlek, resim ve el sanatları etkinlikleri düzenledi. On yıl boyunca teknik yazar olarak da çalıştı.

Ardından eşi ile birlikte ani bir karar alarak altı yıl boyunca teknede yaşadı. 1999 yılında Kıbrıs'a gelinceye kadar tüm Akdeniz'I yelkenlileriyle gezdiler. 2001 yılında, kuzey kıbrıs'a yerleşti. Aynı yıl Edremit köyündeki Levantine Sanat Koleji'ne katıldı.

Nisan 2005'de Almanca olarak, 'Early Bird' (Erkenci Kuş) adı altında, Ekim 2007'de Die Welt ist mein Zuhause' adı altında ve 'North Cyprus my Way/Nordzypern (Kuzey Kıbrıs Benim Yolum) adı altında iki kitap yayımladı. Kitapları, Almanca ve İngilizce olarak yerel şiirler ve kendi resim çalışmalarından oluşan küçük bir koleksiyonu içeriyordu. Ayrıca, İngilizce ve Türkçe dillerinde, iki ciltlik “Art and Creativity in North Cyprus” (Kuzey Kıbrıs'ta Resim/Sanat ve Yaratıcılık) kitabı yayımlandı. 2005 yılından 2015 yılına kadar, sanat ve resim dünyasıyla ilgili olarak yerel gazetelere makaleler yazdı. halen yazılarını kendi web sitesi olan www.heiditrautmann.com adresinde yayımlamaktadır.

Kişisel Sergileri
2005: Bellapayıs Manastırı, Girne/Kıbrıs.
2010: Opel Plaza Sanat Galerisi , Lefkoşa/Kıbrıs.
2010: Rosenheim/Almanya.
2015: Rosenheim/Almanya.
2017: R.Rauf Denktas Konferans ve Kültür Sarayı, Büyük Sergi Salonu, G.Mağusa/Kıbrıs.
2017: İsmet V. Güney Sergi Salonu, Lefkoşa/Kıbrıs.

Karma Sergileri
1983, 1985: Rosenheim and Rohrdorf /Almanya.
2007: Opel Plaza Sanat Galerisi , Lefkoşa/Kıbrıs.
2008: EKATE Pan cyprus yarışması ve sergisi, Lefkoşa/ Kıbrıs (Mansiyon Ödülü)
2010: Kitap Sanat Projesi“ Horst Weierstall” Moufflon Kitapevi, Lefkoşa /Kıbrıs
2011: Kütüphane Salonu, Girne/Kıbrıs.
2014: EMAA 10. Yıl Kutlamaları Sergisi , ODTÜ Kalkanlı Kampüsü, Güzelyurt/Kıbrıs.
2016: Kıbrıs Kağıt Sanatçıları Derneği Sergisi , ODTÜ Kalkanlı Kampüsü, Güzelyurt/Kıbrıs.

cami-i kebir

ad victoriam
Ulu camii olarak da bilinir. Larnaka' da bulunan iki katlı bir camidir. Cami, Seyit Elhaç Mehmet Ağa tarafından 1837 yılında yaptırılmıştır.

Cami-i Kebir adını taşıyan bir cami de Limasol'da bulunmaktadır. 1829-30 yılında Mestan Ağa tarafından yaptırılan ve 1906 yılında da yenilenen bu cami, kesme taştan yapılmış olup iki bölümlüdür. caminin kuzeydoğudaki bölümü eski bir kilise kalıntısının üzerine yapılmıştır. Son cemaat yeri at nalı biçiminde beş kemer açıklığına sahiptir. Harim kısmı iki sütun­la bağlantılı kemerlerle altı bölüme ayrıl­mıştır. Diğer bölüm bu mekânın güney­doğusunda bulunmakta olup caminin minaresi bu iki bölümün arasında kal­makta, minare kapısı binanın içine açılmaktadır.

ahmet yalçın benli

ad victoriam
25 Haziran 2006'da bugüne Gönyeli Belediye Başkanı olarak görev yapan siyasetçi.



25 Aralık 2022 yerel seçimlerinde Cumhuriyetçi Türk Partisi'nden gönyeli - alayköy belediye başkanlığı için yarışacaktır.

kim ne dedi

tapba lamarina
"Ersin bey geçen defa Bakanlar Kurulu belirlenirken sütten ağzı yandığından Sunat beyin görevden alınmasını onaylayamaz. O nedenle hükümetin istifasını onaylar, hükümeti kurma görevini yeniden Faiz beye verir, Faiz bey yeni kabine listesine Sunat beyi koymaz böylece SUNAT BEYİ GÖREVDEN ALMADAN SUNAT BEYİ GÖREVDEN ALMIŞ OLUR…
Ne şiş yansın, ne de kebap ve bunun adı da ülkeyi yönetmek!"

Kudret Özersay

süleyman ergüçlü

goncoloz
EZIYET'I BİZE BIRAKTI, GERÇEK DÜNYAYA GİTTİ…
Geçmişimizin en önemli figürlerinden biriydi…
Soğukkanlı…
İnsancıl…
Hayatın her zorluğuna göğüs gererek kendini yetiştirmiş bir abimiz.
Hayatı kolay değildi… Varlığı da gördü yokluğu da…
Marazı da bilir, huzuru da…
Çok sevdiği, dayanışarak büyüdüğü kızkardeşi de geçen yıl bugün ölmüştü… iki kardeş aynı ölüm yıldönümü…
Birlikte uzun yıllar çalıştık…
İyi bir gazeteciden öte, iyi bir yönetici, kriz anlarının soğukkanlı düşüneniydi…
Gazeteden vazgeçti ama yazmaktan ve fotoğraf çekmekten hiç vazgeçmedi.
Olduğu ortamda neşe, olduğu ortamda huzur, olduğu ortamda espri vardı…
Ölümden hiç korkmadı, belki de en büyük sorunumuz da buydu Suleyman Erguclu abimizle…
Tam istediği gibi veda etti hayata…
Ayakta…
Kimseye yük olmadan…
Cumartesi “sahibi olduğu” Büyük Han'daydı..
Pazar günü Dereboyu BugaBuga…
Rutinini bozmadı…
Geldi, huzurla yattı, bu sabah kalkmadı…
Hiç unutmayacağız…
Gözlerimiz alıştığımız her yerde O'nu arayacak…
Biz öksüz…
Büyük Han yalnız…
Hector yetim…
Abimizi…
Süleyman abimizi…
Hiç unutmayacağız…

Hüseyin Ekmekçi

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol