fırsat.
ilk başlangıçta bulunan, bir sözcüğün ilk harfi.
eskimiş bez, çapul, paçavra.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
yeraltı hapishanesi, zindan.
Felsefe Yazılarından Evliliğe
“When you come to a point where you have no need to impress anybody, your freedom will begin” (Hiçbir kimseyi etkileme ihtiyacı duymadığın zaman özgür olursun)
Bireysel özgürlüğü çok iyi açıklayan bu düşünce dizisini Landmark grubundan Özlem gönderdi. Özgürlüğü bu kadar güzel tanımlayan bu sözleri çok etkileyici buldum.
Bir insanın özgür birey olması anlaşılabilir de evli bir kadın nasıl özgür ve bağımsız olabilir? Olabilir mi? Yanıtlanması gereken esas soru bu..
Yıllardır evli olduğum Bekir Azgın'ın açık kalp ameliyatı geçirmesi gerektiğini, yoğun bakım ünitesinde anlatan doktor hanım, bana bakarak ameliyat sonrası yanında 24 saat birisinin kalması gerektiğini ısrarla vurgulayınca, profesyonelliğe olan inancımdan ve memleketteki hasta bakımı konusunda kötü deneyimleri de düşünerek sormak zorunda kaldım: “Hemşirelik hizmeti için mi?” Bocaladı ve “Moral için, acil durumlarda hemşirelere haber vermek için” dedi ve ekledi: “Siz ayrı mı yaşıyorsunuz?” Donup kalmıştım! O halde yanıt veremeyip, “Yook” demekle yetindim.
Nereden bilsin, ben değil 38 yıl birlikte yaşadığım insana, yardımıma ihtiyacı olan herkese “hizmet” etmeye hazır bir insan olduğumu.
Belli oluyordu ki Doktor hanım bizim alışılmışın dışında bir evlilik sürdürdüğümüzü tahmin edemiyordu. Aslında ben de ilk başta ruh ve kimlik açısından özgürlüğe yatkın olduğumu bilerek bana evlenme teklif eden Bekir Azgın ile bu kalitede bir evlilik ilişkisi kurabileceğimizi hayal edemiyordum.
Felsefeye ve filozoflara oldum olası düşkünüm. Çünkü hayat ve insani ilişkiler, “düşünceler ve kelimeler” ile mana kazanıp güzelleşebilir, değerli hale gelebilir. Yaşamı, boş ve anlamsız geçirmek kadar kötü bir durum olamaz! Olmamalı!
1975 sonunda yayın hayatına başlayan ve o zamanlar haftalık yayınlanan Yenidüzen gazetesinde “Felsefe Sohbetleri” başlığı altında B. Azgın imzalı makaleler dikkatimi çekmişti. O günkü koşullarda gazetelerimizde felsefe yazısına rastlamamıştım. Tabii “Azgın”soyadını da ilginç bulmuştum.
”Kim bu insan?” diye merak ederken, KTFD Kurucu Meclis toplantılarından birinde Naci Talat, liseden sınıf arkadaşı, Ankara'da birlikte üniversite hayatı geçirdiği ve CTP üyeliği ile perçinleşen yakın dostu B. Azgın'ı bana tanıştırdı. Her gün gece geç saatlere kadar süren Meclis toplantılarımızı, dinleyici bölümünde takip ederdi. Çok değişik bir tipi vardı, 30 yaşlarında olmasına rağmen saçları yoğun şekilde kırlaşmış, mavi gözleri ve etkileyici konuşmaları vardı. Her konuşması anlamlı ve düşünceye, bilgiye dayalıydı. Ankara'da İlahiyat Fakültesi bitirip Moskova'da doktora yapması da onu farklı kılıyordu. Babası ona “ya burs bulup okursun, ya da sana kuzu-oğlak verir onlara bakarsın” demiş.. Sadece İlahiyat için burs verildiğinden bu bölümde okumaya mecbur kalmış. Gerçi okulundaki değerli hocalarından çok memnundu. (Bahriye Üçok, Hilmi Ziya Ülken, Hıfzırrahman Raşit Öymen gibi) 1977 de Ankara ziyaretimizde Bahriye Ücok, Danışma Meclisi üyesiydi..Onu mecliste ziyaret ettik.. B.A. 1963 olaylarında Bahriye hanımın onunla ilgilendiğini, “Gerekirse sana annelik yaparım” dediğini hep anlatır. Öyle güzel karakterli insan öldürüldü maalesef..
Daha sonraları Özker Özgür'ün evinde sık sık buluşur olduk. Rahmetli Zehra hanımın sofrasında akşam yemeği yerdik. O sıralar Bekir'e evlenmek için bazı kız arkadaşlarımı önerdiğim olmuştu. Yakın arkadaşlarımızla düzenlediğimiz piknik için Luricina-Bodamya arasında yaşayan ailesinin evine gidip kuzu aldığımızı anımsıyorum. Babası beni görünce “inşallah Fatma Sezer elimi öper de gelinim olur” demiş ama, elini sıkmakla yetindiğimden umutları boşa gitmiş.
Ben TKP'li o CTP'liydi. Zaten ikimiz de bu iki partinin işbirliği yapmasını savunduk hep. Olmadı, olamadı. Gün gelecek o CTP'den istifa edecek, ben ise TKP'den istifa edip CTP'ye girecektim!
Bir gece Ö.Özgür'ün evindeki yemekten sonra, Zehra hanımésiz birbirinize karı koca arayacağınıza neden evlenmiyor sunuz?” deyip bizi yalnız bıraktı. Şaşırmıştık. İlk B.Azgın açtı galiba konuyu. “Biz arkadaşız, evlilik durumu için zaman isterim” dedim. O, “sonradan oluşur” dedi.
Birkaç akşam daha konuştuk, “şartlarını” açıkladı. Çocuk istiyordu, adlarının yeni ve Türkçe olması koşulunu koydu.(nitekim iki oğlumuzun isimlerini de o koydu) Belli ki bazı insanlar ona “Fatma, erkek dünyasında tek kadın politikacı, köylere kahvehanelere, meyhanelere gider, çocuk bakıp ev hanımlığı sürdürecek birisi değildir” telkini yapmıştı. “Benden önceki hayatın beni ilgilendirmez, ailem kimi götürürsem gelinleri olarak kabul eder, sosyal ve politik çalışmalarına engel olmam, dürüstlük ve saygı temelinde iki özgür bireyin birlikteliği olacak “dedi. “Sen iyi bir insansın” sözleri hala kulaklarımda..
O acele ediyor bense süre istiyordum. Pazar gün için köyüne gidip ailesine müjdeyi verme teklifine karşılık “Önce Girne'ye gidip ağabeylerime durumu anlatayım” dedim. Pazartesi Ö.Özgür eczaneye geldi. “Bekir'in babası traktörle anti-tank mayınına çarpıp ölmüş, ben gidiyorum, istersen benimle gel” dedi. Cenaze evine gidince annesi bana “gelinim” diye sarılınca evlilik kararı verilmiş oldu..Yılbaşı gecesine birkaç gün vardı. Bizim eve davet ettim.. Hemen nikah muamelesine başlayıp 21 Ocak 1977 de, Kamran Aziz ve Zehra Özgür tanıklığıyla, işlerimizden çıkıp Sarayönü Camiine gidip nikahlandık ve tekrar işlerimize döndük.
B.Azgın'ın önemli özelliği her zaman düşünce ve duygularının aynı çizgide seyretmesidir. İnişi, çıkışı, yalanı, dolanı yoktur. Kendi kendine yeten, aşırı talepleri olmayan, Moskova'daki hayatından kalan, “para” ile ilişkiyi sevmeyen birisidir. En yakınları ile yabancı insanlara muamelesi aynıdır. Gereksiz konuşmaz. Kanaatkârdır. “Benim için biraz yiyecek, kitap, klasik müzik plağı alacak para yeterlidir” demiştir. Bir elmayı 100 kişiye eşit biçimde paylaştıracak kadar adildir.
Tıka basa kitap dolu kütüphaneler, gazete, dergi, resim, plak, CD koleksiyonları arasında bir yaşam sürüyoruz. Bahçemizde Kıbrıs'a has kokulu çiçekler başta ekim ve bakımıyla ilgilenir. Ben ise, annem gibi, çiçekleri koparıp evde ve eczanede vazolara, tabaklara koyarım. “Katliam yapıyorsun” dese de beni vazgeçiremez.
Seyahatleri çok severiz. Hangi ülkeye gitsek, en iyi mihmandardır. Gitmeden okur, dünya kültürüne hakimdir. Yıllardır makale yazar, ansiklopedi ve yazım klavuzunu mutlaka kullanır.Stresli, düşünceli ya da konuşmak istemediğim zamanlarda gücenip kırılıp “neyin var” demez. Tartışmalarımız, çocuk eğitimi üzerine olmuştur. Çocuklar doğar doğmaz ayrı odalarda yatmalarını istemiş ve uygulatmıştır.
Üzülünce, “Sonra rahat edeceksin” demiş ve haklı çıkmıştır. Kültürel bağlamda, Şehirli-Köylü atışmamız devam eder. “Tomates ile patates” bitkilerini ayırt edemememle dalga geçer. Hiçbir kağıt oyununda onu yenememek beni çıldırtır. Sabaha kadar Konken, Kanasta oyunlarında, tüm oyuncular olarak hile yapsak bile onu yenemeyiz. Her şeyi, oyunları (Briç gibi) kitaplardan okuyarak öğrenir. “Artık kitap yaz, okuma” desem de okumayı tercih eder.
Çok yakın aile ve arkadaşların davetinden başka düğün, sünnet, doğumgünü, evlilik yıldönümü gibi törenlerden hoşlanmaz. “Biz hiçbirini yapmadık, kusura bakmasınlar”der. Çok seyrek olarak benim gitmek zorunda olduklarıma eşlik eder.
Yalnız gittiğim yurtdışı kongrelerine, siyaset, mesleki ve diğer sosyal alandaki çalışmalarıma engel çıkarmadı. Çocuklar küçükken “Evi, çocukları ayarla, öyle git” derdi. Annem babam ve ev temizlikçileri kurtarıcımdı.Akıl danıştığımda fikrini söyler. Ben tersini yapar ve başarısız olur, üzülürsem, ellerini açarak; “Ben sana söylememiş miydim?” der.
“Cankurtaran” özelliği var. Marmaris-Datça “mavi turlarda” 2 kez beni 1 kez Bilge'yi ve bir arkadaşımızı, uzun mesafe yüzüp kurtarmıştır. Bana, çocuklara haksızlık ve kötülük yapmak isteyenler karşısında “panter” kesilir.Tansiyon, Kolestrol, Trigliserid, Şeker, Prostat tahlillerini sıkça yaptırıp ilaç kullanması gerekmeyen bir insanın nasıl olur da tüm kalp damarları tıkanır inanılmaz bir şey. Bir yıl önce sigarayı da kesmişti. Doktorlara bakılırsa bunun nedeni “stres” imiş..
Bu güne kadar ilaç kullanmadan sağlıklı yaşayan Bekir Azgın, şimdi ilaçlar ve bakımla iyileşmeye çalışıyor. Yazıları, müzik programları, öğrencileri ve ailemiz onun tam olarak iyileşmesini bekliyoruz.
Fatma Azgın - 02 Haziran 2016 Yenidüzen gazetesi
“When you come to a point where you have no need to impress anybody, your freedom will begin” (Hiçbir kimseyi etkileme ihtiyacı duymadığın zaman özgür olursun)
Bireysel özgürlüğü çok iyi açıklayan bu düşünce dizisini Landmark grubundan Özlem gönderdi. Özgürlüğü bu kadar güzel tanımlayan bu sözleri çok etkileyici buldum.
Bir insanın özgür birey olması anlaşılabilir de evli bir kadın nasıl özgür ve bağımsız olabilir? Olabilir mi? Yanıtlanması gereken esas soru bu..
Yıllardır evli olduğum Bekir Azgın'ın açık kalp ameliyatı geçirmesi gerektiğini, yoğun bakım ünitesinde anlatan doktor hanım, bana bakarak ameliyat sonrası yanında 24 saat birisinin kalması gerektiğini ısrarla vurgulayınca, profesyonelliğe olan inancımdan ve memleketteki hasta bakımı konusunda kötü deneyimleri de düşünerek sormak zorunda kaldım: “Hemşirelik hizmeti için mi?” Bocaladı ve “Moral için, acil durumlarda hemşirelere haber vermek için” dedi ve ekledi: “Siz ayrı mı yaşıyorsunuz?” Donup kalmıştım! O halde yanıt veremeyip, “Yook” demekle yetindim.
Nereden bilsin, ben değil 38 yıl birlikte yaşadığım insana, yardımıma ihtiyacı olan herkese “hizmet” etmeye hazır bir insan olduğumu.
Belli oluyordu ki Doktor hanım bizim alışılmışın dışında bir evlilik sürdürdüğümüzü tahmin edemiyordu. Aslında ben de ilk başta ruh ve kimlik açısından özgürlüğe yatkın olduğumu bilerek bana evlenme teklif eden Bekir Azgın ile bu kalitede bir evlilik ilişkisi kurabileceğimizi hayal edemiyordum.
Felsefeye ve filozoflara oldum olası düşkünüm. Çünkü hayat ve insani ilişkiler, “düşünceler ve kelimeler” ile mana kazanıp güzelleşebilir, değerli hale gelebilir. Yaşamı, boş ve anlamsız geçirmek kadar kötü bir durum olamaz! Olmamalı!
1975 sonunda yayın hayatına başlayan ve o zamanlar haftalık yayınlanan Yenidüzen gazetesinde “Felsefe Sohbetleri” başlığı altında B. Azgın imzalı makaleler dikkatimi çekmişti. O günkü koşullarda gazetelerimizde felsefe yazısına rastlamamıştım. Tabii “Azgın”soyadını da ilginç bulmuştum.
”Kim bu insan?” diye merak ederken, KTFD Kurucu Meclis toplantılarından birinde Naci Talat, liseden sınıf arkadaşı, Ankara'da birlikte üniversite hayatı geçirdiği ve CTP üyeliği ile perçinleşen yakın dostu B. Azgın'ı bana tanıştırdı. Her gün gece geç saatlere kadar süren Meclis toplantılarımızı, dinleyici bölümünde takip ederdi. Çok değişik bir tipi vardı, 30 yaşlarında olmasına rağmen saçları yoğun şekilde kırlaşmış, mavi gözleri ve etkileyici konuşmaları vardı. Her konuşması anlamlı ve düşünceye, bilgiye dayalıydı. Ankara'da İlahiyat Fakültesi bitirip Moskova'da doktora yapması da onu farklı kılıyordu. Babası ona “ya burs bulup okursun, ya da sana kuzu-oğlak verir onlara bakarsın” demiş.. Sadece İlahiyat için burs verildiğinden bu bölümde okumaya mecbur kalmış. Gerçi okulundaki değerli hocalarından çok memnundu. (Bahriye Üçok, Hilmi Ziya Ülken, Hıfzırrahman Raşit Öymen gibi) 1977 de Ankara ziyaretimizde Bahriye Ücok, Danışma Meclisi üyesiydi..Onu mecliste ziyaret ettik.. B.A. 1963 olaylarında Bahriye hanımın onunla ilgilendiğini, “Gerekirse sana annelik yaparım” dediğini hep anlatır. Öyle güzel karakterli insan öldürüldü maalesef..
Daha sonraları Özker Özgür'ün evinde sık sık buluşur olduk. Rahmetli Zehra hanımın sofrasında akşam yemeği yerdik. O sıralar Bekir'e evlenmek için bazı kız arkadaşlarımı önerdiğim olmuştu. Yakın arkadaşlarımızla düzenlediğimiz piknik için Luricina-Bodamya arasında yaşayan ailesinin evine gidip kuzu aldığımızı anımsıyorum. Babası beni görünce “inşallah Fatma Sezer elimi öper de gelinim olur” demiş ama, elini sıkmakla yetindiğimden umutları boşa gitmiş.
Ben TKP'li o CTP'liydi. Zaten ikimiz de bu iki partinin işbirliği yapmasını savunduk hep. Olmadı, olamadı. Gün gelecek o CTP'den istifa edecek, ben ise TKP'den istifa edip CTP'ye girecektim!
Bir gece Ö.Özgür'ün evindeki yemekten sonra, Zehra hanımésiz birbirinize karı koca arayacağınıza neden evlenmiyor sunuz?” deyip bizi yalnız bıraktı. Şaşırmıştık. İlk B.Azgın açtı galiba konuyu. “Biz arkadaşız, evlilik durumu için zaman isterim” dedim. O, “sonradan oluşur” dedi.
Birkaç akşam daha konuştuk, “şartlarını” açıkladı. Çocuk istiyordu, adlarının yeni ve Türkçe olması koşulunu koydu.(nitekim iki oğlumuzun isimlerini de o koydu) Belli ki bazı insanlar ona “Fatma, erkek dünyasında tek kadın politikacı, köylere kahvehanelere, meyhanelere gider, çocuk bakıp ev hanımlığı sürdürecek birisi değildir” telkini yapmıştı. “Benden önceki hayatın beni ilgilendirmez, ailem kimi götürürsem gelinleri olarak kabul eder, sosyal ve politik çalışmalarına engel olmam, dürüstlük ve saygı temelinde iki özgür bireyin birlikteliği olacak “dedi. “Sen iyi bir insansın” sözleri hala kulaklarımda..
O acele ediyor bense süre istiyordum. Pazar gün için köyüne gidip ailesine müjdeyi verme teklifine karşılık “Önce Girne'ye gidip ağabeylerime durumu anlatayım” dedim. Pazartesi Ö.Özgür eczaneye geldi. “Bekir'in babası traktörle anti-tank mayınına çarpıp ölmüş, ben gidiyorum, istersen benimle gel” dedi. Cenaze evine gidince annesi bana “gelinim” diye sarılınca evlilik kararı verilmiş oldu..Yılbaşı gecesine birkaç gün vardı. Bizim eve davet ettim.. Hemen nikah muamelesine başlayıp 21 Ocak 1977 de, Kamran Aziz ve Zehra Özgür tanıklığıyla, işlerimizden çıkıp Sarayönü Camiine gidip nikahlandık ve tekrar işlerimize döndük.
B.Azgın'ın önemli özelliği her zaman düşünce ve duygularının aynı çizgide seyretmesidir. İnişi, çıkışı, yalanı, dolanı yoktur. Kendi kendine yeten, aşırı talepleri olmayan, Moskova'daki hayatından kalan, “para” ile ilişkiyi sevmeyen birisidir. En yakınları ile yabancı insanlara muamelesi aynıdır. Gereksiz konuşmaz. Kanaatkârdır. “Benim için biraz yiyecek, kitap, klasik müzik plağı alacak para yeterlidir” demiştir. Bir elmayı 100 kişiye eşit biçimde paylaştıracak kadar adildir.
Tıka basa kitap dolu kütüphaneler, gazete, dergi, resim, plak, CD koleksiyonları arasında bir yaşam sürüyoruz. Bahçemizde Kıbrıs'a has kokulu çiçekler başta ekim ve bakımıyla ilgilenir. Ben ise, annem gibi, çiçekleri koparıp evde ve eczanede vazolara, tabaklara koyarım. “Katliam yapıyorsun” dese de beni vazgeçiremez.
Seyahatleri çok severiz. Hangi ülkeye gitsek, en iyi mihmandardır. Gitmeden okur, dünya kültürüne hakimdir. Yıllardır makale yazar, ansiklopedi ve yazım klavuzunu mutlaka kullanır.Stresli, düşünceli ya da konuşmak istemediğim zamanlarda gücenip kırılıp “neyin var” demez. Tartışmalarımız, çocuk eğitimi üzerine olmuştur. Çocuklar doğar doğmaz ayrı odalarda yatmalarını istemiş ve uygulatmıştır.
Üzülünce, “Sonra rahat edeceksin” demiş ve haklı çıkmıştır. Kültürel bağlamda, Şehirli-Köylü atışmamız devam eder. “Tomates ile patates” bitkilerini ayırt edemememle dalga geçer. Hiçbir kağıt oyununda onu yenememek beni çıldırtır. Sabaha kadar Konken, Kanasta oyunlarında, tüm oyuncular olarak hile yapsak bile onu yenemeyiz. Her şeyi, oyunları (Briç gibi) kitaplardan okuyarak öğrenir. “Artık kitap yaz, okuma” desem de okumayı tercih eder.
Çok yakın aile ve arkadaşların davetinden başka düğün, sünnet, doğumgünü, evlilik yıldönümü gibi törenlerden hoşlanmaz. “Biz hiçbirini yapmadık, kusura bakmasınlar”der. Çok seyrek olarak benim gitmek zorunda olduklarıma eşlik eder.
Yalnız gittiğim yurtdışı kongrelerine, siyaset, mesleki ve diğer sosyal alandaki çalışmalarıma engel çıkarmadı. Çocuklar küçükken “Evi, çocukları ayarla, öyle git” derdi. Annem babam ve ev temizlikçileri kurtarıcımdı.Akıl danıştığımda fikrini söyler. Ben tersini yapar ve başarısız olur, üzülürsem, ellerini açarak; “Ben sana söylememiş miydim?” der.
“Cankurtaran” özelliği var. Marmaris-Datça “mavi turlarda” 2 kez beni 1 kez Bilge'yi ve bir arkadaşımızı, uzun mesafe yüzüp kurtarmıştır. Bana, çocuklara haksızlık ve kötülük yapmak isteyenler karşısında “panter” kesilir.Tansiyon, Kolestrol, Trigliserid, Şeker, Prostat tahlillerini sıkça yaptırıp ilaç kullanması gerekmeyen bir insanın nasıl olur da tüm kalp damarları tıkanır inanılmaz bir şey. Bir yıl önce sigarayı da kesmişti. Doktorlara bakılırsa bunun nedeni “stres” imiş..
Bu güne kadar ilaç kullanmadan sağlıklı yaşayan Bekir Azgın, şimdi ilaçlar ve bakımla iyileşmeye çalışıyor. Yazıları, müzik programları, öğrencileri ve ailemiz onun tam olarak iyileşmesini bekliyoruz.
Fatma Azgın - 02 Haziran 2016 Yenidüzen gazetesi
Başkalarının sayesinde bir menfaat elde etmek, yarar sağlamak.
ufak tefek, gelişmemiş.
79 yaşında hayatını kaybeden gazeteci yazar.
Öğle saatlerinde Gine Ozanköy'deki evinde rahatsızlanmasının ardından ambulansla kaldırıldığı Lefkoşa Yakın Doğu Hastanesinde yapılan cerrahi müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
kaynak
Öğle saatlerinde Gine Ozanköy'deki evinde rahatsızlanmasının ardından ambulansla kaldırıldığı Lefkoşa Yakın Doğu Hastanesinde yapılan cerrahi müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
kaynak
ağaçkakan.
Dedesi Şeherli Mehmet'in, 1878 yılında indirilen Türk bayrağının yerine çekilen İngiliz bayrağına bakarak: “Osmanlı gitti ama yine gelecek. Ben göremeyeceğim ama sen göreceksin.” dediği hayatını Kıbrıs Türkleri için harcamış, nam-ı diğer Toros.
geminin demir attığı yer; fır!atma.
cıvayla klorun bileşiminden oluşan zehirli madde.
Templar ve Hospitaler Kilisesi.
14. yy'da inşa edilmiş olan iki kiliseden büyük olan Templar şövalyelerine aittir. Templar şövalyeliği 1313 yılında Papa tarafından kaldırılınca kilise bitişikteki binaya sahip olan Hospitaler şövalyelerine kalmıştır. Günümüzde restore edilerek Kıbrıs Sanat Derneği olarak kullanılmaya başlanmıştır.
14. yy'da inşa edilmiş olan iki kiliseden büyük olan Templar şövalyelerine aittir. Templar şövalyeliği 1313 yılında Papa tarafından kaldırılınca kilise bitişikteki binaya sahip olan Hospitaler şövalyelerine kalmıştır. Günümüzde restore edilerek Kıbrıs Sanat Derneği olarak kullanılmaya başlanmıştır.
teneke kazıntısı.
medya yeni keşfetti. siyasilerin arkasında mama peşinde koşmaktan akılları başlarına yeni geldi. bu memlekette siyasetçisinden, basınına hepsi kokuşmuş.
topla oynanan bir çeşit çocuk oyunu.
bozuk olan bir şeye en küçük herhangi bir şey etki ederek onu daha da bozar anlamında kullanılır.
çevresini rahatsız edecek denli yüksek sesle bağırarak kavga etmek.
şımartmak.
pamuk ipliği.
Mümkün olmayan.
1. dişi hayvanın döl tutması,
2. oyalanmak,
3. teselli bulmak.
kaynak: kıbrıs ağzı, erdoğan saracoğu.
2. oyalanmak,
3. teselli bulmak.
kaynak: kıbrıs ağzı, erdoğan saracoğu.

1972 yılında Lefkoşa'da doğdu. 1984 yılında Şehit Tuncer İlkokulu'ndan, 1990'da Türk Maarif Koleji'nden Mezun oldu. Yüksek öğrenim için Ankara'ya giderek 1996 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıp eğitimini tamamladı. 1997-2001 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı'nda Nöroloji alanında asistanlık eğitimi aldı ve 2001 yılında Nöroloji uzmanı oldu. 2002-2015 tarihleri arasında Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde Nöroloji Uzmanı, 20015-2018 yılları arasında aynı hastanede Nöroloji Klinik Şefliği görevini sürdürdü.
2006 yılında Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği, 2013-2017 yılları arasında Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası'nda sırasıyla yönetim kurulu üyeliği, genel sekreterlik, başkanlık görevlerini üstlendi. 2008 yılından bu yana Naci Talat Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanıdır.
7 Ocak 2018 Milletvekilliği Erken Genel Seçimlerinde Cumhuriyetçi Türk Partisi Lefkoşa Milletvekili seçildi. İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi ve Dilekçe ve Ombudsman Komitesinde görev aldı.
23 ocak 2022 milletvekilliği erken genel seçimi sonucu cumhuriyetçi türk partisi lefkoşa milletvekili seçilmiştir.
İngilizce bilen sıla usar incirli evli ve bir çocuk annesidir.
kız arkadaş.
yağ kandili.
deri ustası, ayakkabıcı, çangar çizmesi yapan kimse.
iğneci. kendi deyimiyle "kıbrıslıların delisi". Skylap İnşaat Direktörü. "gezmeci dayı". yardıma ihtiyacı olana yardım eden gönlü zengin kişi.
Asık suratlı, somurtkan kimse.
Rumca: murros μούρρος. : Yüzsüz kimse.
Rumca: murros μούρρος. : Yüzsüz kimse.
“Paranın içerisinden 90 TL'yi harcadım. Kendime viski, puro, buz, kola ve çerez aldım. Deniz kenarına gittim içtim, helal etsinler”
Ejder Aslanbaba
(2013 yılında Başbakan Sibel Siber hükümetinin güven oylaması sırasında söz alan Demokrat Parti-Ulusal Güçler Milletvekili Ejder Aslanbaba'nın, DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş ile Milletvekili Ahmet Kaşif'in kendisine “güven oylamasında evet demesi ve milletvekilliğinden istifa etmesi karşılığında 7 bin 700 dolar rüşvet alması sonucu yaptığı konuşmada söyledikleri)
Ejder Aslanbaba
(2013 yılında Başbakan Sibel Siber hükümetinin güven oylaması sırasında söz alan Demokrat Parti-Ulusal Güçler Milletvekili Ejder Aslanbaba'nın, DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş ile Milletvekili Ahmet Kaşif'in kendisine “güven oylamasında evet demesi ve milletvekilliğinden istifa etmesi karşılığında 7 bin 700 dolar rüşvet alması sonucu yaptığı konuşmada söyledikleri)
bozuk. sakat, biçimsiz.
'aletler hep zoppodur'
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
'aletler hep zoppodur'
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
yalan yanlış konuşanlar hakkında söylenir.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kumların sıkışmasıyla doğal olarak oluşan bir tür yapı taşı. saytaşı.
su birikintisi, gölcük.
kanunlara uygun araç kullanmayan kişilerin polis tarafında rapor edilmesi.
bir çeşit yılan, sağıryılan.
yemek çıkını, zeytin, hellim, ekmek gibi yiyeceklerin konduğu deri torba.
yemek çıkını, zeytin, hellim, ekmek gibi yiyeceklerin konduğu deri torba.
Türkiye'ye girişi, yapılmayan kişiler listesine giriş yaptı. Gittiği İzmir'de alı konarak ilk uçakla Kıbrıs'a geri gönderildi.
Cumhurbaşkanlığı eski Basın ve İletişim Koordinatörü Ali Bizden, Araştırmacı Yazar Dr. Ahmet Cavit An ve Basın Emekçileri Sendikası Başkanı Ali Kişmir gibi Okan Dağlı'ya da "Türkiye'nin genel güvenliği aleyhinde faaliyetlerde” bulunmak gerekçesiyle, Türkiye Cumhuriyeti'ne girmesine izin verilmedi.
Cumhurbaşkanlığı eski Basın ve İletişim Koordinatörü Ali Bizden, Araştırmacı Yazar Dr. Ahmet Cavit An ve Basın Emekçileri Sendikası Başkanı Ali Kişmir gibi Okan Dağlı'ya da "Türkiye'nin genel güvenliği aleyhinde faaliyetlerde” bulunmak gerekçesiyle, Türkiye Cumhuriyeti'ne girmesine izin verilmedi.
tavuğun yumurtlamaya başlaması.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
1960 Lefkoşa doğumlu gazeteci.
Ege Üniversitesi Baın Yayın Yüksek Okulu Radyo-Televizyon Bölümü'nden mezun oldu. Okul bitiminde bir süre İzmir'de gazetecilik yaptı. 1983 yılında KKTC'nin ilanından sonra adaya geri döndü. Birlik gazetesinde çalışmaya başladı.
1985 yılında askerlik görevini tamamlayarak Bayrak Radyo Televizyon kurumu'na girdi. 1988 yılında İngiltere'de Radyo ve Televizyon haberciliği kursuna katıldı. 1997'de Brüksel'de 2000 yılında ABD'de ikişer haftalık mesleki eğitim faaliyetlerine katıldı.
BRT Yönetim Kurulu başkanlığı. BRTK müdürlüğü, BRTK yönetim kurulu üyeliği yaptı.
Ege Üniversitesi Baın Yayın Yüksek Okulu Radyo-Televizyon Bölümü'nden mezun oldu. Okul bitiminde bir süre İzmir'de gazetecilik yaptı. 1983 yılında KKTC'nin ilanından sonra adaya geri döndü. Birlik gazetesinde çalışmaya başladı.
1985 yılında askerlik görevini tamamlayarak Bayrak Radyo Televizyon kurumu'na girdi. 1988 yılında İngiltere'de Radyo ve Televizyon haberciliği kursuna katıldı. 1997'de Brüksel'de 2000 yılında ABD'de ikişer haftalık mesleki eğitim faaliyetlerine katıldı.
BRT Yönetim Kurulu başkanlığı. BRTK müdürlüğü, BRTK yönetim kurulu üyeliği yaptı.
balık yakalamak için hazırlanmış kafes.
bir dönem Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yapmış olan politkacı. halen YÖDAK başkanlığı yapmaktadır.
haram.
1932 yılında İsveç Arkeolojik Araştırma ekibinin Soli Ören Yeri'nde yaptığı kazılarda Afrodit, Serapis tapınakları yanında ortaya çıkarılan ancak daha sonra üzeri toprakla doldurulduğu için izleri silinen tapınak. İsis tapınağı'nda bulunan eserler Kıbrıs Müzesi'ne götürülmüştür.
Soli'nin batısına, Vuni'nin güneyine düşen Galini kmöyündeki Vafizci Yahya için yapılan barakamsı bir binanın kuzeyindeki duvarının dış kısmındaki apsede insanın yarı ölçeğindeki başla omuzları eksik M.Ö. 2. yüzyılda yapıldığı düşünülen mermerden bir kadın heykelinin buradan götürüldüğü düşünülmekledir.
Soli'nin batısına, Vuni'nin güneyine düşen Galini kmöyündeki Vafizci Yahya için yapılan barakamsı bir binanın kuzeyindeki duvarının dış kısmındaki apsede insanın yarı ölçeğindeki başla omuzları eksik M.Ö. 2. yüzyılda yapıldığı düşünülen mermerden bir kadın heykelinin buradan götürüldüğü düşünülmekledir.
SÜLEYMAN ERGÜÇLÜ ABİMİZE…
Sırtlanıp dağarcığı soylu omuzlarına
Yürüdü, Büyük Han'dan, ikinci, son kapıya!
Geçtiği yollarında dost izleri bırakıp;
Ak yaseminler dizdi, sohbetin gerdanına…
Ergüçlü bir Süleyman; geldi, gördü ve gitti;
Her can ''rahmetlik'' değil! Rahmeti, hak eyledi…
Bülent Fevzioğlu
Sırtlanıp dağarcığı soylu omuzlarına
Yürüdü, Büyük Han'dan, ikinci, son kapıya!
Geçtiği yollarında dost izleri bırakıp;
Ak yaseminler dizdi, sohbetin gerdanına…
Ergüçlü bir Süleyman; geldi, gördü ve gitti;
Her can ''rahmetlik'' değil! Rahmeti, hak eyledi…
Bülent Fevzioğlu
Tatar, çeşitli temaslarda bulunmak amacıyla Kayseri'ye gidecek.
yaşlı, ihtiyar.
tahılları sap ve çöpten ayırmak amacıyla rüzgarda savurmak.
zımparalamak.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

