suç işleyene, kendisini doğru yola getirmek ve başkalarına us payı olmak gibi amaçlarla suçun derecesine göre uygulanan yaptırım.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
Zaman ayarını tutturamayan dengesiz kişi.
1. sayrılık ya da uykusuzluktan gözleri kapanık olmak.
2. ölgün bakışlarla bakmak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. ölgün bakışlarla bakmak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
dediğim, istediğim yapılmazsa, yoksa yokum. yok yoğum.
Tuzlanmış ve kurutulmuş kemikli oğlak eti, samarellanın kemiklisi.
hareketsiz, saf, ahmak görünümlü olan kimse.
'Bönnak bönnak oturur oraşda.'
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
'Bönnak bönnak oturur oraşda.'
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
aldırış etmemek; önem vermemek.
dıkılmak eylem.
Elektrik.
1. toplumsal çıkarlardan çok kişisel çıkarını üstün sayan ve bu doğrultuda davranışlarda bulunan siyasi.
2. para düşkünü kimse.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. para düşkünü kimse.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
“Boşuna umutlanma, dileğin isteğin gerçekleşmez.” anlamında kullanılan deyim
para kazanıp aile geçindirecek hale gelmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. kesilen, yontulan veya rendelenen bir şeyden çıkan parça, kamga.
2. içki
2. içki
Kıbrıs'ta Atatürk
Bir dağ köyünde Kıbrıs'ın
Baktım Atatürk'ün resmi
Kahvenin duvarından
Baktım Atatürk'ün resmi
Bir Kıbrıslı Türk'ün
Göğsündeki rozette
"Bu kim" dedim köylüye:
"Memleketi kurtaran
Eşsiz kahraman" dedi.
Lefkoşa Girne Kapısı'nda
Baktım Atatürk'ün heykeli
Öylesine aydınlık öylesine görkemli
"Bu kim" dedim bir yavruya
"Gündüz eden gecemi
Ölümsüz babam" dedi.
Bir genç geliyordu karşıdan
Elindeki kitabın arasından
Bir resim çıktı
Baktım Atatürk'ün resmi
"Bu kim" dedim delikanlıya
"Korumak için emanetini
Hayatımı vereceğim adam" dedi.
Bir köy kahvesinde Kıbrıs'ın
Tören yaptık On Kasım günü
Bir köy kahvesinde Kıbrıs'ın Saygı duruşuna kalktık Atatürk'e
Ahmet'ler, Hasan'lar, Hüseyin'lerle.
Bir köy kahvesinde Kıbrıs'ın
Ata'nın sesini dinledik radyoda
Bir ses yayıldı dalga dalga
Kulak verdik "Yurttaşlarım" diyen sese
Ahmet'ler, Hasan'lar, Hüseyin'lerle
Ali Ağa: "Hey oğul" dedi,
"Ben Atatürk'ü görmedim ama
O öyle yerleşti ki aklıma
Ne zaman gözlerimi yumsam
Sanırım Atatürk karşımda."
Söz aldı mücahit Süleyman:
"Rumlar köye saldırdıkları zaman
kurşun sıktık üç gün üç gece
Ve bitti cephanemiz.
Aklıma geldi Atatürk'ün sözleri
Sonuna kadar dövüşeceğim dedim
Bıçağımı süngü yapıp bekledim."
Çoban Halil gülümsedi
"Atatürk" dedi, "gökteki yıldızlarda
Mavi mavi bakar geceleri
Tut ki üşüdüm ovada
Isıtır beni Atatürk'ün gözleri..."
Köy ilkokulunda
Dalıp gitmişti öğretmen,
Kıbrıs'ın bu dağ köyünde
Gencecik bir Türk öğretmeni...
Baktı duvarda Atatürk'ün resmi
Atatürk gülümseyip dile geldi:
"Aydınlık bakışlı öğretmenim
Girdin mi sınıftan içeri
Unutma hatırla beni,
Öğrencilerine beni hatırlat.
"Özgürlükle güzel hayat
Mutlu yaşamak özgürlükle mümkün.
De ki öğrencilerine: Çocuklar
Bir kara gün
Düşmanlar girmişti Anavatana.
"19 Mayısla başla hikâyemize,
Ama sakın bitirme hikâyeyi
Düşmanı dökünce denize
Yeni bir vatan yaratmanın
Gerçekleşeceğini anlat devrimlerle.
"Anavatan kurtuldu çocuklar de
Yavruyu kurtarmak kaldı bize.
İyiye Doğruya Güzele yürüyün
Ve kavuşmak için özgürlüğe
Savaşın gerektiği gün
Budur beklediği bizden Atatürk'ün..."
Özker Yaşın
Bir dağ köyünde Kıbrıs'ın
Baktım Atatürk'ün resmi
Kahvenin duvarından
Baktım Atatürk'ün resmi
Bir Kıbrıslı Türk'ün
Göğsündeki rozette
"Bu kim" dedim köylüye:
"Memleketi kurtaran
Eşsiz kahraman" dedi.
Lefkoşa Girne Kapısı'nda
Baktım Atatürk'ün heykeli
Öylesine aydınlık öylesine görkemli
"Bu kim" dedim bir yavruya
"Gündüz eden gecemi
Ölümsüz babam" dedi.
Bir genç geliyordu karşıdan
Elindeki kitabın arasından
Bir resim çıktı
Baktım Atatürk'ün resmi
"Bu kim" dedim delikanlıya
"Korumak için emanetini
Hayatımı vereceğim adam" dedi.
Bir köy kahvesinde Kıbrıs'ın
Tören yaptık On Kasım günü
Bir köy kahvesinde Kıbrıs'ın Saygı duruşuna kalktık Atatürk'e
Ahmet'ler, Hasan'lar, Hüseyin'lerle.
Bir köy kahvesinde Kıbrıs'ın
Ata'nın sesini dinledik radyoda
Bir ses yayıldı dalga dalga
Kulak verdik "Yurttaşlarım" diyen sese
Ahmet'ler, Hasan'lar, Hüseyin'lerle
Ali Ağa: "Hey oğul" dedi,
"Ben Atatürk'ü görmedim ama
O öyle yerleşti ki aklıma
Ne zaman gözlerimi yumsam
Sanırım Atatürk karşımda."
Söz aldı mücahit Süleyman:
"Rumlar köye saldırdıkları zaman
kurşun sıktık üç gün üç gece
Ve bitti cephanemiz.
Aklıma geldi Atatürk'ün sözleri
Sonuna kadar dövüşeceğim dedim
Bıçağımı süngü yapıp bekledim."
Çoban Halil gülümsedi
"Atatürk" dedi, "gökteki yıldızlarda
Mavi mavi bakar geceleri
Tut ki üşüdüm ovada
Isıtır beni Atatürk'ün gözleri..."
Köy ilkokulunda
Dalıp gitmişti öğretmen,
Kıbrıs'ın bu dağ köyünde
Gencecik bir Türk öğretmeni...
Baktı duvarda Atatürk'ün resmi
Atatürk gülümseyip dile geldi:
"Aydınlık bakışlı öğretmenim
Girdin mi sınıftan içeri
Unutma hatırla beni,
Öğrencilerine beni hatırlat.
"Özgürlükle güzel hayat
Mutlu yaşamak özgürlükle mümkün.
De ki öğrencilerine: Çocuklar
Bir kara gün
Düşmanlar girmişti Anavatana.
"19 Mayısla başla hikâyemize,
Ama sakın bitirme hikâyeyi
Düşmanı dökünce denize
Yeni bir vatan yaratmanın
Gerçekleşeceğini anlat devrimlerle.
"Anavatan kurtuldu çocuklar de
Yavruyu kurtarmak kaldı bize.
İyiye Doğruya Güzele yürüyün
Ve kavuşmak için özgürlüğe
Savaşın gerektiği gün
Budur beklediği bizden Atatürk'ün..."
Özker Yaşın
karıştırıcılık, fesatlık, arabozuculuk.
geniş ev.
elçilik, temsilcilik.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
harcanmak, boşa gitmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
ergin olma durumu, erginlik.
birine aşırı derecede kızarak azarlamak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
tüm kıbrıs'ı ağlatıp yasa boğan #isiaskatillericezalandırılsın
bir konuda olanları herkesin duyması için söylemek, yazmak duyurtmak.
1. garavolli biçimindeki makarna.
2. deniz hayvancığı kabukları.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. deniz hayvancığı kabukları.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
saklambaç oyunu.
aşçı, yemek pişiren kişi.
saf yünden dokunan, istandart ölçüsü beş ayağa yedi ayak olan, uzun taraftaki iki ucu püsküllü örtünme aracı. ihram.
konuşması düzgün olmayan, kekeme; çirkin, sevimsiz.
test edici, kontrol eden kişi.
bakla, fasulyenin bir türü.
verimli toprak.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
bir şeyi iki avuç arasında sıkıştırarak ovmak. ufak parçalara ayırmak, ovmak; ufalamak.
lapta'ya bağlı köy. vasilya.
baharda küçük, kokulu çiçekler açan meyvesiz bir ağaç.
güçsüz, dayanıksız; nazik, umursamaz.
hububatın yabancı maddelerini savurarak yemek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. olduğunca, boydan boya.
2. sızmak, sızmış kimse.
'ingiliz yerlere serildi sekko'
2. sızmak, sızmış kimse.
'ingiliz yerlere serildi sekko'
sözde, söz olarak.
somurtkan, sevimsiz.
aynı yolu gidip gelmek.
KKTC'de kurulan Toprak derneği kurucularındadır ve ülkemizi en iyi şekilde yurt dışında temsil etmektedir. Şu an ülkemizdeki bir üniversitenin kadrosundadır.
1875 yılında Lefkoşa'da dünyaya geldi. ilk öğrenimini Lefkoşa Rüştüyesi'nde yaptıktan sonra galatasaray sultanisi'ne gitti. babasının ölümü üzerine Kıbrıs'a döndü. yazar muzafferüddin galip bey ile tanışarak hacı derviş paşa'nın zaman gazetesinde yazılar yazdı. rüştiye mektebinde türkçe ve fransızca dersler vermeye başladı. Aynı zamanda yeni zaman gazetesinde de yazılar yazdı. ticaretle de uğraştı. kereste tüccarlığı yaptı. icraat meclisi azalığında da yer aldı. viktorya kız rüştiyesi'nin kurulmasında emeği geçti.
1910 yılında vatan adlı gazeteyi yayımladı. 1908 yılında belediye seçimlerini kazandı. bunun yansıra girne kaza mahkemesi hakimliği, mağusa ve larnaka'da kaza hakimliği görevlerinde bulundu. 1955 yılında vefat etti.
1910 yılında vatan adlı gazeteyi yayımladı. 1908 yılında belediye seçimlerini kazandı. bunun yansıra girne kaza mahkemesi hakimliği, mağusa ve larnaka'da kaza hakimliği görevlerinde bulundu. 1955 yılında vefat etti.
kavun, karpuz ekilmek için hazırlanan tarla; münbit ova.
zeytin küspesi, pirina.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
merdiven.
keçi yolu, patika, dar yol.
bir şeyden soğumak, üşenmek.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?


