şimdi, şu anda.
1. gemilerde kullanılan bir tür makara.
2. yan yelkenleri direğe çekmekte kullanılan halat.
3. yelkeni çekmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. yan yelkenleri direğe çekmekte kullanılan halat.
3. yelkeni çekmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
günün ikinci zamanı, ikindi.
(bkz: dambuçça )
badem içi, tamamlanmamış embriyo.
sigara içilen ağızlık.
kabak veya patlıcan oyma aleti.
kenar, kıyı, tarla sınırı.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
(bkz: döblek)
yürüyemeyen, kötürüm.
yaramazlık yapmak, uygun olmayan davranışlarda bulunmak.
en azından, hiç olmazsa.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
BBC'de yıllardır yayınlanan “East Enders” dizisinde 1985-89 yılları arasında Ali Osman karakterini canlandırmasıyla bilinen sahne adı nej adamson olan kıbrıslı türk aktör.
1958'de Londra'da doğan Necdet Salih, 1989'da East Enders'den ayrıldıktan sonra sahne ismini Nej Adamson olarak değiştirdi. Necdet Salih, televizyonda gösterilen Dr. Who, Pet, Wall of Silence gibi dizilerde oynadı. 1990'lı yıllardan Nej Adamson olarak birçok sinema filmlerinde rol alan Salih, 1992 yılında Carry on Columbus ve en çok bilinen filmlerinden biri olan, 2006 yılında gösterime giren “Pirates of the Caribbean: DeadMan's Chest'te (Ölü Adamın Sandığı)” rol aldı. Carry on Columbus, Wall of Silence, American Assassin, Heckle gibi filmlerde rol aldı.
Necdet Salih, 2010 yılında katıldığı East Enders'ın 25'inci yılı kutlama töreninde “25 yıldır Ali ile yaşamak zorunda kaldım. Sadece hayatı mı sürdürmeye çalışıyorum ama herkes için East Enders'deki Ali olduğumdan bu biraz zor oluyor” dedi.
![]()
1958'de Londra'da doğan Necdet Salih, 1989'da East Enders'den ayrıldıktan sonra sahne ismini Nej Adamson olarak değiştirdi. Necdet Salih, televizyonda gösterilen Dr. Who, Pet, Wall of Silence gibi dizilerde oynadı. 1990'lı yıllardan Nej Adamson olarak birçok sinema filmlerinde rol alan Salih, 1992 yılında Carry on Columbus ve en çok bilinen filmlerinden biri olan, 2006 yılında gösterime giren “Pirates of the Caribbean: DeadMan's Chest'te (Ölü Adamın Sandığı)” rol aldı. Carry on Columbus, Wall of Silence, American Assassin, Heckle gibi filmlerde rol aldı.
Necdet Salih, 2010 yılında katıldığı East Enders'ın 25'inci yılı kutlama töreninde “25 yıldır Ali ile yaşamak zorunda kaldım. Sadece hayatı mı sürdürmeye çalışıyorum ama herkes için East Enders'deki Ali olduğumdan bu biraz zor oluyor” dedi.

çavuş kuşu, ibibik.
biraz, birazcık.
kadının yasaya ve töreye aykırı olarak ilgi kurduğu erkek sevgili.
uygulama qr kod ile taratınca undedinedG0MFNNQ9 hatası vermekte.
1. karısının namusundan kuşkulanan kocanın durumu.
2. karısından çıkar uman kocalar için söylenir.
3. kahvehane gibi yerlere gitmeyip sürekli evde vakit geçiren erkek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. karısından çıkar uman kocalar için söylenir.
3. kahvehane gibi yerlere gitmeyip sürekli evde vakit geçiren erkek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
acıyı, üzüntüyü yaşayanlar ancak ötekinin derdini anlar.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
İstenilmeyen, beğenilmeyen, hoşa gitmeyen bir durum karşısında kullanılan söz.
1. geçmişte olan ya da yaşanan durumla ilgisi olmayan sözlerin söylenmesi.
2. doğru yargı ortaya koyamamak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. doğru yargı ortaya koyamamak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kavgasız.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
1878 yılında Larnaka'da kurulan kıbrıs'ın ilk matbaası. bu matbaa yine 1878 yılında Kipros/Cyprus isimli gazeteyi çıkarmıştır
iğrenmek, tiksinmek.
korna, klaksiyon.
komutan.
gelinlik, gelin eşyası.
senet, tapu senedi karşılığı resmi kâğıt.
şinya ağacının meyvesi.
boşuna, boş yere; nedensiz.
yarım kanatlılardan, uzunluğu 3-5 mm, vücudu oval ve yassı, kanatları körelmiş, kan emerek beslenen, pis kokulu bir böcek. tahta kurusu.
rum meyhanelerinde genellikle mavi beyaz satranç desenli masa örtüsü.
parça, parti.
arkada, geride olan.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kaynak: orhan kabataş, kıbrıs türkçesinin etimolojik sözlüğü.
kısa boylu kişi.
Şişman çocuklar için söylenir. Davul gibi şişman.
Rumca: ταούλλι (daulli)
Rumca: ταούλλι (daulli)
"İzninizle…Bir ''Kayıp değer - İnsan'' öyküsü de ben anlatayım sizlere…
Adalı Türklerin yurtdışına bireysel ya da toplu göç hareketleri önce Birinci Dünya Savaşı'nda görülür…Çünkü İngiliz Kıbrıs'ı ilhak (1914) etmiş, adalı Türklere de yalnızca 'tercih yapma' durumu kalmıştı…Ya bu topraklardan Türkiye'ye göç edecekler veya bu yorgun ve yaralı adada kalarak, 'İngiliz vatandaşı' olacaklardı…
Yazılı kaynaklar, bu süreç içerisinde adadan göç edenleri, yaklaşık 20 bine yakın bir nüfusla kaydeder…9 yıl sonra ''Lozan Antlaşması'' imzalanır ve bir yeni göç dalgası daha yaşanır…Lozan Antlaşması'nın üzerinden de 16 yıl geçer…1939 yılı Eylül ayında İkinci Dünya Savaşı başlar…İşte bu göç dalgalı fırtına içerisinde, 1920, Pile köyü doğumlu ''Şevki'' ya da kimi kayıtlarda ''Mehmet Şevki'', Lefkoşa Türk Lisesi'nden mezun olur ve o da Kıbrıs'tan ayrılarak İstanbul'a gider…İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydını yapar…Ancak bu üniversiteden mezun olup olmadığı, bilinmiyor…Şevki ile ilgili kırık dökük bilgilerde, ''bir süre devam eder..'' diye yazar yalnızca…
1920, Kıbrıs – Pile köyü doğumlu Şevki'yi, ''Çankaya'' soyadı ile takip etmeye başlıyoruz sonra…Kıbrıslı Şevki'nin İstanbul'a yerleştiği yıllar, Türk mizahının en önemli dergilerinden ''Akbaba''nın da müthiş yükselişiyle basında yer aldığı, okurlarına ulaştığı yıllardır…
Akbaba dergisinin karikatüristlerinden biri olarak, ilk karikatürü 1941 yılında yayınlanan Şevki ile ilgili, lise yıllarından okul arkadaşı ve yine 1940 – 50'li yıllarda Kıbrıs Türk basını ve edebiyatında iz bırakanlardan Nazif Süleyman Ebeoğlu 8 Ocak 1946 tarihli Halkın Sesi gazetesinde şöyle yazar: ''Henüz çok genç olmasına rağmen üç beş yıl içinde Türkiye'nin en başta gelen karikatüristlerinden biri arasına girmiştir. Türkiye'de bu kadar genç yaşta bu kadar üstün bir karikatüristin şimdiye kadar gelmiş olduğunu hiç zannetmiyorum. Şevki'nin daha ziyade geçim kaygısı ile kendini karikatüre vermesini ben hiç de iyi karşılamadım ve onun hesabına üzülüyorum…
''Ebeoğlu'nun yazdıklarından, Şevki'nin ekonomik durumunun iyi olmadığı gerçeği ortaya çıkarken; 25 Ekim 1947 tarihli Hürsöz gazetesinde yer alan bir yazıda da, İstanbul'da bir yeni hayata başlarken yaşadığı güçlüklere, şu sözlerle vurgu yapılır:'' Karikatürist Şevki'yi tanımayan var mı? San'at meraklısı Kıbrıslılar onun her hafta en kuvvetli mizah mecmualarından biri olan 'Karikatür'deki karikatürleriyle, 'Yeni Gün' magazinindeki resimlerini yakından tanıyorlar ve onun eserleriyle gurur duyuyorlar. Çünkü Şevki bu yurdun çocuğudur. Eğer Şevki Türkiye'ye giderek birçok zaruret ve güçlüklere katlanıp tanınmayı göze almamış olsaydı, meselâ Kıbrıs'ta kalarak burada başka bir mesleğe sülûk (yolculuk) etseydi bugün onun ismini kimse duymuş olmayacak, san'atını tanıyıp sevemeyecek ve üstün istidadından (yeteneğinden) etrafındaki birkaç arkadaşından başka kimse haberdar olmayacaktı.
''1940 – 1956 yılları arasında İstanbul'da yaşam süren Şevki Çankaya'yı, bu yıllar arasında yalnızca dönemin en önemli yayın organlarından Akbaba, Karikatür, Yeni Gün ve Şaka gibi dergilerde karikatürleri ve resimleri ile değil, kendini yeni yeni geliştirmeye başlayan Türk sinemasının 'Afiş' ressamları arasında da görürüz…
50'li yıllara girerken, ''Hürriyet'' gazetesinin çizerleri arasındadır…Türkiye'de sinema afişi, kitap kapağı, mizah dergileri ve tefrika çizgi romanlar üzerine yapılan arşivsel araştırma ve makaleleri okurken, şu cümlelerin altını çizebiliriz: 1948 yılında ülkemizde çizgi romanı uzun yıllar en önemli vitrini olacak olan Hürriyet gazetesi çıkmaya başladı. Aynı gazetede Şevki aşk romanları çiziyordu. Bu daha sonra bir modaya dönüşecekti. 13 Haziran 1954 tarihinde Hürriyet gazetesinde tefrika edilmeye başlanan bir çizgi romandır ''Çöl Kasırgası''. Ratip Tahir Burak ile başlayıp, onun Yeni Sabah'a transfer olmasıyla yerine Sururi Gümen gelmiş, o da Amerika'ya yerleşince boşluğu Şevki Çankaya doldurmaya çalışmıştır. Sururi Gümen, Şevki Çankaya, Bedri Koraman, Firuz Aşkın gibi Remzi Töremen de 1950'lerden itibaren Türkiye'deki resimleme anlayışına Batılı bir yaklaşım getirilmesine katkıda bulunmuştur.
Sinema reklamları, pin-uplar, kitap kapakları, vinyetler ve karikatürler çizmektedir Sururi (Gümen). Bedri Koraman ve Şevki Çankaya ile birlikte Anglo -Amerikan çizgi üslubuna, King Features ekolü ve Jack Kirby isminde özelleştirilebilecek desen ve illüstrasyon geleneğinin izleyicisidir. Sırf bu yüzden olacak, döneminde Amerikanvari bulunan Hürriyet gazetesi yayına başlarken Sedat Simavi, Sururi - ve daha sonra Şevki'yi - gazetesine transfer edecektir.
Kıbrıs Türk basınının, edebiyatının ve yayıncılığımızın önemli isimlerinden Hikmet Afif Mapolar ''Kıbrıs Güncesi: 40 Yılın Anıları''nda (Galeri Kültür Yayınları, Lefkoşa 2002, s.280-282) Şevki ve ailesi için şöyle yazar:'' Öğrenciyken, ona ''İspanyol piçi'' diyerek ilişirdik…Söylentiye göre anası İspanyol'du. Belki de tipi İspanyol olduğu için yakıştırmışlardı zavallı kadına İspanyolluğu Kıbrıslı kadınlar… Zaten bizim kadınların dedikoduda üslerine gelecek yoktu. Birinciydiler dedikoduda……
Şevki'nin babası Mustafa Şevki Bey, Kıbrıs asıllıydı. Kıbrıs'ta Ziraat Dairesi'nde iyi bir memurdu. Uzman bir tarımcıydı. Amerika'da büyükçe sayılacak işlere girişmiş ve de başarılı olmuştu. Büyükçe bir arazisi bulunduğundan söz ediliyordu. Şevki'nin de babası hakkında bildikleri, ondan aldığı mektuplarda yazılanlardan başka bir şey değildi…
''Mapolar; İstanbul'da, dönemin gazete ve dergilerinin merkezi konumundaki Babıalî'de karşılaştığı Şevki'nin, kendisine, ''Amerika'ya gitmeyi aklına koyduğunu, Amerika'daki babasının yanına sığınarak bir iş bulabileceğini'' söylediğini de yazar…
![]()
Şevki'nin 'Amerika'ya gitmeyi aklına taktığı günler'', ekonomik ve siyasal anlamda Türkiye'de de ''Marshall Yardımı''nın tartışıldığı günlerdir…Yani… ABD'nin…1953 yılında Kore Savaşı'na katılması karşılığında Türkiye'ye, para vermesi…! İşte bu tartışmalı günlerde bir karikatür çizer Şevki Çankaya…Ve o karikatürü, aradan geçen yarım yüzyıl sonrasında bile döneminin en 'keskin' ve en 'çarpıcı' karikatürü olarak Osmanlı Bankası Müzesi'nin 15 Ekim 2003 – 15 Şubat 2004 tarihleri arasında ve ''Karikatürlerle Bir Borç Ekonomisinin Tarihi (1874 – 1954)'' başlığı altında izlenen tarihsel sergisinde de yer alır… Sergi üzerine yapılan yazılı bir yorum, son bir cümlede şöyle noktalanır: ''50 yıl önce Şevki Çankaya tarafından çizilen karikatür ise yıllardır Türkiye'nin benzer tartışmalar içinde olduğunun bir göstergesi gibiydi…'' Ve Şevki Çankaya, bu tarihsel karikatürünü çizip yayınladıktan ve ciddi bir dikkat çektikten kısa süre sonra, Amerika'ya gider…
Amerika'da, Tele Pix yayınları arasında Ocak 1957'de çıkan (Oral Roberts True Stories) ve yazarının Robert Price olduğu öğrenilen çocuk kitabının kapağı ve iç resimleri, Şevki Çankaya'nın imzasını taşır… Onunla ilgili ulaşılabilen en son bilgi, işte bu, 1957 tarihli olan bilgidir… Bu tarihten sonra Şevki Çankaya'nın ayak izine hiçbir yerde rastlanmaz…"
Bülent Fevzioğlu
kaynak: bura gel
Adalı Türklerin yurtdışına bireysel ya da toplu göç hareketleri önce Birinci Dünya Savaşı'nda görülür…Çünkü İngiliz Kıbrıs'ı ilhak (1914) etmiş, adalı Türklere de yalnızca 'tercih yapma' durumu kalmıştı…Ya bu topraklardan Türkiye'ye göç edecekler veya bu yorgun ve yaralı adada kalarak, 'İngiliz vatandaşı' olacaklardı…
Yazılı kaynaklar, bu süreç içerisinde adadan göç edenleri, yaklaşık 20 bine yakın bir nüfusla kaydeder…9 yıl sonra ''Lozan Antlaşması'' imzalanır ve bir yeni göç dalgası daha yaşanır…Lozan Antlaşması'nın üzerinden de 16 yıl geçer…1939 yılı Eylül ayında İkinci Dünya Savaşı başlar…İşte bu göç dalgalı fırtına içerisinde, 1920, Pile köyü doğumlu ''Şevki'' ya da kimi kayıtlarda ''Mehmet Şevki'', Lefkoşa Türk Lisesi'nden mezun olur ve o da Kıbrıs'tan ayrılarak İstanbul'a gider…İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydını yapar…Ancak bu üniversiteden mezun olup olmadığı, bilinmiyor…Şevki ile ilgili kırık dökük bilgilerde, ''bir süre devam eder..'' diye yazar yalnızca…
1920, Kıbrıs – Pile köyü doğumlu Şevki'yi, ''Çankaya'' soyadı ile takip etmeye başlıyoruz sonra…Kıbrıslı Şevki'nin İstanbul'a yerleştiği yıllar, Türk mizahının en önemli dergilerinden ''Akbaba''nın da müthiş yükselişiyle basında yer aldığı, okurlarına ulaştığı yıllardır…
Akbaba dergisinin karikatüristlerinden biri olarak, ilk karikatürü 1941 yılında yayınlanan Şevki ile ilgili, lise yıllarından okul arkadaşı ve yine 1940 – 50'li yıllarda Kıbrıs Türk basını ve edebiyatında iz bırakanlardan Nazif Süleyman Ebeoğlu 8 Ocak 1946 tarihli Halkın Sesi gazetesinde şöyle yazar: ''Henüz çok genç olmasına rağmen üç beş yıl içinde Türkiye'nin en başta gelen karikatüristlerinden biri arasına girmiştir. Türkiye'de bu kadar genç yaşta bu kadar üstün bir karikatüristin şimdiye kadar gelmiş olduğunu hiç zannetmiyorum. Şevki'nin daha ziyade geçim kaygısı ile kendini karikatüre vermesini ben hiç de iyi karşılamadım ve onun hesabına üzülüyorum…
''Ebeoğlu'nun yazdıklarından, Şevki'nin ekonomik durumunun iyi olmadığı gerçeği ortaya çıkarken; 25 Ekim 1947 tarihli Hürsöz gazetesinde yer alan bir yazıda da, İstanbul'da bir yeni hayata başlarken yaşadığı güçlüklere, şu sözlerle vurgu yapılır:'' Karikatürist Şevki'yi tanımayan var mı? San'at meraklısı Kıbrıslılar onun her hafta en kuvvetli mizah mecmualarından biri olan 'Karikatür'deki karikatürleriyle, 'Yeni Gün' magazinindeki resimlerini yakından tanıyorlar ve onun eserleriyle gurur duyuyorlar. Çünkü Şevki bu yurdun çocuğudur. Eğer Şevki Türkiye'ye giderek birçok zaruret ve güçlüklere katlanıp tanınmayı göze almamış olsaydı, meselâ Kıbrıs'ta kalarak burada başka bir mesleğe sülûk (yolculuk) etseydi bugün onun ismini kimse duymuş olmayacak, san'atını tanıyıp sevemeyecek ve üstün istidadından (yeteneğinden) etrafındaki birkaç arkadaşından başka kimse haberdar olmayacaktı.
''1940 – 1956 yılları arasında İstanbul'da yaşam süren Şevki Çankaya'yı, bu yıllar arasında yalnızca dönemin en önemli yayın organlarından Akbaba, Karikatür, Yeni Gün ve Şaka gibi dergilerde karikatürleri ve resimleri ile değil, kendini yeni yeni geliştirmeye başlayan Türk sinemasının 'Afiş' ressamları arasında da görürüz…
50'li yıllara girerken, ''Hürriyet'' gazetesinin çizerleri arasındadır…Türkiye'de sinema afişi, kitap kapağı, mizah dergileri ve tefrika çizgi romanlar üzerine yapılan arşivsel araştırma ve makaleleri okurken, şu cümlelerin altını çizebiliriz: 1948 yılında ülkemizde çizgi romanı uzun yıllar en önemli vitrini olacak olan Hürriyet gazetesi çıkmaya başladı. Aynı gazetede Şevki aşk romanları çiziyordu. Bu daha sonra bir modaya dönüşecekti. 13 Haziran 1954 tarihinde Hürriyet gazetesinde tefrika edilmeye başlanan bir çizgi romandır ''Çöl Kasırgası''. Ratip Tahir Burak ile başlayıp, onun Yeni Sabah'a transfer olmasıyla yerine Sururi Gümen gelmiş, o da Amerika'ya yerleşince boşluğu Şevki Çankaya doldurmaya çalışmıştır. Sururi Gümen, Şevki Çankaya, Bedri Koraman, Firuz Aşkın gibi Remzi Töremen de 1950'lerden itibaren Türkiye'deki resimleme anlayışına Batılı bir yaklaşım getirilmesine katkıda bulunmuştur.
Sinema reklamları, pin-uplar, kitap kapakları, vinyetler ve karikatürler çizmektedir Sururi (Gümen). Bedri Koraman ve Şevki Çankaya ile birlikte Anglo -Amerikan çizgi üslubuna, King Features ekolü ve Jack Kirby isminde özelleştirilebilecek desen ve illüstrasyon geleneğinin izleyicisidir. Sırf bu yüzden olacak, döneminde Amerikanvari bulunan Hürriyet gazetesi yayına başlarken Sedat Simavi, Sururi - ve daha sonra Şevki'yi - gazetesine transfer edecektir.
Kıbrıs Türk basınının, edebiyatının ve yayıncılığımızın önemli isimlerinden Hikmet Afif Mapolar ''Kıbrıs Güncesi: 40 Yılın Anıları''nda (Galeri Kültür Yayınları, Lefkoşa 2002, s.280-282) Şevki ve ailesi için şöyle yazar:'' Öğrenciyken, ona ''İspanyol piçi'' diyerek ilişirdik…Söylentiye göre anası İspanyol'du. Belki de tipi İspanyol olduğu için yakıştırmışlardı zavallı kadına İspanyolluğu Kıbrıslı kadınlar… Zaten bizim kadınların dedikoduda üslerine gelecek yoktu. Birinciydiler dedikoduda……
Şevki'nin babası Mustafa Şevki Bey, Kıbrıs asıllıydı. Kıbrıs'ta Ziraat Dairesi'nde iyi bir memurdu. Uzman bir tarımcıydı. Amerika'da büyükçe sayılacak işlere girişmiş ve de başarılı olmuştu. Büyükçe bir arazisi bulunduğundan söz ediliyordu. Şevki'nin de babası hakkında bildikleri, ondan aldığı mektuplarda yazılanlardan başka bir şey değildi…
''Mapolar; İstanbul'da, dönemin gazete ve dergilerinin merkezi konumundaki Babıalî'de karşılaştığı Şevki'nin, kendisine, ''Amerika'ya gitmeyi aklına koyduğunu, Amerika'daki babasının yanına sığınarak bir iş bulabileceğini'' söylediğini de yazar…

Şevki'nin 'Amerika'ya gitmeyi aklına taktığı günler'', ekonomik ve siyasal anlamda Türkiye'de de ''Marshall Yardımı''nın tartışıldığı günlerdir…Yani… ABD'nin…1953 yılında Kore Savaşı'na katılması karşılığında Türkiye'ye, para vermesi…! İşte bu tartışmalı günlerde bir karikatür çizer Şevki Çankaya…Ve o karikatürü, aradan geçen yarım yüzyıl sonrasında bile döneminin en 'keskin' ve en 'çarpıcı' karikatürü olarak Osmanlı Bankası Müzesi'nin 15 Ekim 2003 – 15 Şubat 2004 tarihleri arasında ve ''Karikatürlerle Bir Borç Ekonomisinin Tarihi (1874 – 1954)'' başlığı altında izlenen tarihsel sergisinde de yer alır… Sergi üzerine yapılan yazılı bir yorum, son bir cümlede şöyle noktalanır: ''50 yıl önce Şevki Çankaya tarafından çizilen karikatür ise yıllardır Türkiye'nin benzer tartışmalar içinde olduğunun bir göstergesi gibiydi…'' Ve Şevki Çankaya, bu tarihsel karikatürünü çizip yayınladıktan ve ciddi bir dikkat çektikten kısa süre sonra, Amerika'ya gider…
Amerika'da, Tele Pix yayınları arasında Ocak 1957'de çıkan (Oral Roberts True Stories) ve yazarının Robert Price olduğu öğrenilen çocuk kitabının kapağı ve iç resimleri, Şevki Çankaya'nın imzasını taşır… Onunla ilgili ulaşılabilen en son bilgi, işte bu, 1957 tarihli olan bilgidir… Bu tarihten sonra Şevki Çankaya'nın ayak izine hiçbir yerde rastlanmaz…"
Bülent Fevzioğlu
kaynak: bura gel
sıkkın olma durumu, sıkkınlık.
yumurtlamaya başlamış tavuk.
Ulusal Birlik Partisi (ubp), Demokrat Parti (dp) ve Yeniden Doğuş Partisi (ydp) ortaklığında kurulacak koalisyon hükümeti. bakanlık dağılımı 8-1-1 şeklinde olacak.
ubp genel başkanı Faiz Sucuoğlu kabineyi Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'a sunacak ve hükümetin kurulması için yasal süreç başlayacak.
Bu durumda Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Halkın Partisi muhalefette olacak.
ubp genel başkanı Faiz Sucuoğlu kabineyi Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'a sunacak ve hükümetin kurulması için yasal süreç başlayacak.
Bu durumda Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Halkın Partisi muhalefette olacak.
Otobüsle yolcu taşımak, sefer yapmak.
tutunmak.
1. eline bir şey geçmemek.
2. umduğunu bulamamak, hiçbir şey kazanmamak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. umduğunu bulamamak, hiçbir şey kazanmamak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
aniden ortaya çıkan, çat diye aniden.
'allahasın söyle da şimdi çattadak çatlarım meragdan vallahi'
'allahasın söyle da şimdi çattadak çatlarım meragdan vallahi'
büyümek.
(bkz: gatmeri)
6 Şubat 2023 Türkiye depremlerinin üzerinden 6 ay geçti. İhmalin aldığı canların, parçalanmış hayatların kaldığı bu topraklar, kendine miras kalan direniş ruhunu bu kez adalet için sergiliyor. Bu dava sadece Gazimağusa'nın, KKTC'nin değil, Türkiye ve yurt dışında yaşayan herkesin davası…
Öğrenci, öğretmen ve velilerden oluşan Gazimağusa Türk Maarif Koleji sporcu kafilesinden 35 kişi Adıyaman'da yıkılan İsias Otel'de yaşamlarını yitirirken, acılı aileler geçen sürede çocukları için kenetlendi.
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği adı altında örgütlenen aileler, ilk günden bu yana adalet için mücadele veriyor.
Öğrenci, öğretmen ve velilerden oluşan Gazimağusa Türk Maarif Koleji sporcu kafilesinden 35 kişi Adıyaman'da yıkılan İsias Otel'de yaşamlarını yitirirken, acılı aileler geçen sürede çocukları için kenetlendi.
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği adı altında örgütlenen aileler, ilk günden bu yana adalet için mücadele veriyor.
aşırı derecede kurnaz.
Türkiye Bilardo Federasyonu tarafından organize edilen Türkiye Kupası'nda finalini kazanarak şampiyon oldu. Final karşılaşmasını yine ülkemiz sporcusu Osman Şanlısoy ile yaptı. Her iki sporcu şampiyonaya herhangi bir kurum ya da kuruluştan destek almadan kendi imkanları ile gitti.
kaynak 1
kaynak 2
kaynak 1
kaynak 2
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?