15 nisan 1912'de lefkoşa'da doğdu. eğitimini lefkoşa'daki ingiliz okulunda tamamladıktan sonra, önce bakkal, daha sonra ise tuhafiye dükkanı açtı. cemal togan'ın babası sadi bey büyük han'da aşçılık yaptığından dolayı, cemal bey'de ilk dükkanını Büyük Han'ın köşesinde açtı. işini geliştirebilmek amacıyla 1943 yılında beyrut'a giderek adaya oradan çeşitli tuhafiye eşyaları ithal etti.
1945 yılında, ikinci dünya savaşı'nın da etkisiyle tuhafiyecilik işine son vermek zorunda kaldı. kıbrıs türkleri için ilk defa adaya düzenli olarak türkiye'den filmler getirtmeye başladı. gösterime girecek sinema filmlerini halka duyurmak için renkli afişleri basmak amacıyla matbaacılık işine girdi.
1947 yılında büyük han'ın köşesindeki dükkanına birkaç tane baskı ve keski makinesi koyarak işe başladı. kurduğu matbaada sadece afiş değil, okul yıllıkları, dergiler, takvimler, düğün davetiyeleri basmaya başladı. bu matbaanın gelişmesi, gazete çıkarmak isteyen kişiler içinde önemli bir gelişme oldu. bu kişilerin ilki ahmet muzaffer gürkan'dır. Gürkan'ın isteği üzerine toganların matbaası ilk kez gazete basmaya başladı. böylece film afişleri basmak için matbaa açan cemal bey artık yaptığı işler arasına matbaacılığı da eklemiştir.
26 ekim 1951 günü, cemal togan'ın yazdığı başyazıyla yayın hayatına başlayan bozkurt gazetesi, 19 ağustos 1988'de yayın hayatına son vermiştir.
Yılın belirli dönemlerinde Lapta'da yaşayan popüler türk müziğinin önemli ismi. böbrek yetmezliği nedeniyle 28 temmuz 2022 tarihinde hayatını kaybetti.
her sevincin her kederin en ölumsüz sevgilerin sonsuz denen göklerin herşeyin bir sonu varsa ayrılıkların da sonu var
Lefkoşa'nın kuzey doğusunda Lefkoşa'yla birleşik olan bir kasaba. Venedik Dönemi'ndeki ismi Ara'dır. Gönyeli olarak kuruluşunun Kıbrıs'ın Osmanlı tarafından fethiyle birlikte 1571 yılında gerçekleştiği kabul edilmektedir.
Gönyeli'nin Osmanlı'dan kalma ataları , Padişah II. Selim'in fermanıyla Konya ve Anamur bölgelerinden nüfus aktarımı çerçevesinde Kıbrıs'a gönderilmiş olan Türkmenlerdi. Gönyeli 'ye yerleşen ilk aileler ise Anamurlu Kurt Ali ve Konya Ovası'ndan Aksaraylı Mehmet Efendi'dir. Anamurlu Kurt Ali; kısa boylu ve çarpık ayaklı, Aksaraylı Mehmet Efendi ise uzun ve beyaz tenlidir. Anamurlu Kurt Ali köyün batısına, Aksaraylı Mehmet Efendi ise köyün doğusuna yerleşmiştir.
köyün adı ile ilgili bir başka iddia da fetihten sonra Osmanlı Valilerinden birinin adayı ziyaret ettiği esnada Gönyeli Köyü'ne uğradığı ve orda kendini dinlemeye gelen insanların ellerine bakarak; "Bu insanlar, 'Gön elli' insanlar" dediği ve köyün adının "Gönelli" olduğudur. Gönelli; "Gönyelili" ve daha sonra da "Gönyeli" olarak kalmıştır. köyün adı ile ilgili birkaç iddia daha bulunmaktadır. Birincisi, Kıbrıslı Rumlar'ın bu bölgeye Konya'dan gelen kişilerin yerleştiğini bildiklerinden buraya "Konyalı" anlamındaki "Gonyalı" ismini verdikleri ve bunun zamanla "Gönyeli"ye dönüşmüş olduğudur.
1958 yılında Türkiye Harp Okulu öğrencilerinin Gönyeli'ye ziyarete geldiği dönemde kısa bir süre de olsa "Gönyeli" adının "Harbiye" adı ile değiştirilmiştir. Daha sonra tekrar "Gönelli" ismini alan köye, Türkiye'nin yeni başbakanı Adnan Menderes'in soyadı olan "Menderes" ismi verilmiştir. Ancak 1960 yılından sonra "Menderes" ismi yeniden "Gönyeli" olarak değiştirilmiştir.
Kurulduğu yıllarda çorak ve susuz olan Gönyeli' de insanlar yılmak bilmeden çalışmış, toprakla, hayvancılıkla uğraşmış, kerpiçten evler yapmış, kısıtlı kuyu sularının çok tuzlu olmasına aldırmadan suyu bekletip tülbentten süzerek içme suyu olarak kullanmıştır. Ayrıca eşeklerle Alayköy yakınlarındaki bir kuyudan su getirerek, su ihtiyacını karşılamaya çalışmıştır. Kendi taşını, toprağını, kayalarını çıkararak işlemiş, kullanmış ve satmıştır. Kısacası Gönyelililer, kendi yağıyla kendi ciğerini kavurmuş, imece usulüyle dışa ihtiyaç duymadan içe dönük biçimde yıllar boyu bu topraklarda yaşamlarını sürdürmüştür.
"Bu utanç fotoğrafına iyi bakın. Kurultaydan önce anlaşılan, seçimden önce alelacele bitirilen bir pazarlığın imza töreni bu. Soldan sağa sayarsak Otelciler Birliği Başkanı Dimağ Çağıner, Sanayi Odası Başkanı Ali Kamacıoğlu, Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer ve Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz... bu isimleri lütfen aklınızın bir köşesine yazın. Geleceğimize, çocuklarımıza, torunlarımıza kara bir leke olarak gösterilecek bu fotoğrafı onaylayan ve burada oturan herkes de suçludur. Bu insanların kamu yararı için ne gibi iyi düşünceleri olabilir ki? Bu fotoğraftaki insanların kaç tanesi çevreyi, ağaçları, tarım arazilerini, ülkenin kalkınmasını düşündü şimdiye kadar? Hepsi de bireysel olarak teker teker kendi ve yandaşlarının çıkarlarından başka bir şey düşünmüyor. Nasıl Girne'yi başımıza giydik, bu bölgeyi de başımıza giyeceğiz. Ancak bizler son ana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Başarılı oluruz olmayız bilemem ama bu mamma paylaşımının ve pazarlığının önünde durmaya devam edeceğiz."
( Şehir Plancıları Odası Başkanı Merter Refikoğlu'nun Mağusa, İskele, Yeniboğaziçi İmar Planı'nı imzalayanlar için yaptığı eleştiri. )
1994 yılında kurulan diyabetlilerin ve yakınlarının yaşam kalitelerini yükseltmeyi amaçlayan dernek.
kıbrıs türk diyabet derneği çalışmalarının % 90-95'ini eğitim oluşturmaktadır. Dernek başkanı Dr. Caner Arca'dır. Dernek bağışlarla faaliyetini sürdürmektedir.
14'üncü Yüzyılda Lüzinyanlar tarafından inşa edilen Othello Kalesi, Mağusa kentinin ana girişlerinden biri olarak kullanılıyordu. Kale girişi üzerinde asılı olan St. Mark Aslanı kabartmasının altında kaleyi yeniden biçimlendiren kaptan Nicolo Foscari'nin adı ve 1492 tarihi görülmektedir. Etrafı derin bir hendekle çevrili olan Kale'nin yapısında kuleler ve topçu bataryalarıyla biten koridorlar bulunmaktadır.
Kale avlusunda bir kısmı Osmanlılara, bir kısmı İspanyollara ait toplar, demir gülleler ve taş gülleler de bulunmaktadır. Kara Kapısı bir Ravelin'le (yarım ay şeklindeki tabya) korunmuştur. Buradaki geçitler ve top yuvalarına ek olarak bir şapel ve zindan olarak kullanılan yeraltı odaları bulunmaktadır.
Kalenin bugünkü adı, İngiliz döneminde kullanılmaya başlanmıştır. Sheakespeare'in ünlü trajedyasının bir bölümü Kıbrıs'ta bir liman kentinde geçmektedir. Oyunun kahramanı Othello, Faslı (Moor) biri olarak tanıtılır. Yazarın, adanın Venedikli valisinin soyadının anlamı 'Moor' olan Christophoro Moro'nun adını duyduğu ve yanılarak onun bir Faslı olduğunu düşündüğü sanılmaktadır.
Kale içerisinde bulunan salon günümüzde bir çok sanat ve kültürel etkinliğe evsahipliği yapmaktadır. Gazimağusa Belediyesi'nin düzenlediği geleneksel Mağusa Kültür, Sanat ve Turizm Festivali'nin de birçok etkinliği burada olmuştur.
İngiltere'de teknik direktörlük yapan kıbrıs kökenli spor insanı.
1970 yılında Londra'da doğdu. 15 yıllık profesyonel futbolculuk kariyerini İngiltere'deki alt liglerde sürdürdü. 1990 yılında Türkiye'de Karşıyaka futbol kulübü ile sözleşme yapmanın eşiğine gelmesine rağmen transferi gerçekleşmedi.
Teknik direktörlüğünü yaptığı İngiltere 6. Ligindeki Maidstone United ile şampiyonluğa koşuyor. İngiltere'nin güneybatısında, Londra'ya 80 kilometre uzaklıktaki Maidstone kasabasının takımı Maidstone United, İngiltere 6. Ligi Ulusal Lig Güney Grubu'nda (National League South) şampiyonluğa oynuyor. geçen hafta sonu büyük bir çekişmeye girdikleri rakipleri Dorking Wanderers sahasında iki puan kaybedince sekiz maç kala liderliğe yükseldiler. Eğer son sekiz maçta bu iki puanlık farkı koruyabilirlerse üç sezon aradan sonra National League'e dönecekler.
Kulübün sezonluk bütçesi yaklaşık 500 bin Sterlin. Sezonluk ortalama maaş 10-15 bin Sterlin bandında. Bu sebeple ek iş yapan futbolcular var.
Maçlarını oynadıkları Gallagher Stadı 800'ü koltuklu olmak üzere 4100 kişilik bir kapasiteye sahip. Seyircisi sayısı 2000 civarında.
Hakan Hayrettin, yardımcılarından birisi de Türk antrenör Erdal Yörük. 3 yıl önce takımın başına geçen Hakan Hayrettin İlk sezon zor durumdaki Maidstone'ın National League'den düşmesini önleyemese de görevine devam etti. Kulüp yönetimi sözleşmesini bir yıl daha uzattı.
asil nadir'in sahibi olduğu kıbrıs gazetesini kurup, genel yayın yöetmenliğini de yapmış olan gazeteci. 1948 yılında lefkoşa'da doğdu. ilk ve orta öğrenimini tamamlayınca gazeteciliğe başladı. türkiye cumhuriyeti büyükelçiliği'nde basın memuru olarak çalıştı. 1977 yılında metin münir ile birlikte kuzey kıbrıs haber ajansı'nı kurdu. 1988 yılında a.n graphics kıbrıs ltd. şirketinin genel müdürü oldu. kıbrıs, cyprus times ve cyprus today gazetelerini yayınladı. bu gazetelerin uzun süre genel yayın yönetmenliği görevini yürüttü. kıbrıs türk gazeteciler birliği başkanlığı görevinde de bulundu. 8 temmuz 2003 tarihinde hayata veda etti.
Kıbrıs'ın kuzeyinde bulunan en büyük barajdır. 75 milyon metreküpün üzerinde bir dolum kapasitesi ile deniz altından geçen 80 kilometrelik boru hattı ile Türkiye' den beslenir.
deniz seviyesinden 250-280 metre aşağıda bulunan toplamda 80 kilometre uzunluğunda ve 220 ton ağırlığında olan boru hattı 132 adet yüksek yoğunluklu polietilen borudan (HDPE) oluşmaktadır. Boruları birbirine bağlı tutan metal bağlantı noktaları 134 adet askı yardımı ile denizin dibinde asılı durmakta ve yerlerinde tutulmaktadır.
Anamur Barajındaki su 1 Ekim 2015 tarihi itibarı ile Geçitköy Barajı' na akmaya başladı. Türkiye topraklarında bulunan 23 kilometrelik su taşıma borusu ve 10,000 metreküp kapasitede dengeleme havuzu Anamur'da üretildi. Terfi istasyonu Güzelyalı bölgesinde bulunmaktadır ve orada da suyu Geçitköy Barajı' na taşıyan 3,5 kilometrelik su boru hattı bulunmaktadır.
Çamlıbel' deki Devlet Su İşleri su artıma tesisinin doluluk kapasitesi ise 200,000 metreküptür. Buradan, 475 kilometre su taşıma hattı ile içilebilir su tüm bölgelere dağıtılıyor.
Eğlenceden ve eğlenmekten bıkmayan bir hatun varmış. Yıllarca düğünden düğüne koşmuş, kına gecelerine katılmış. Çalgıcılar çalgı çalmış o kalça çalkalayıp göbek atmış. Bu hatun kişi belli bir yaşa gelince ciddi bir karar almış. Biriktirdiği paralarla hicaza gitmiş şeytan taşlamış. Hacı olup geri gelmiş, tövbe edip illallaha başlamış. Uzun bir süre sokağa çıkmamış, eğlencelere katılmamış. Bir gün hatırını kıramayacağı bir yakınının düğünü varmış. Hacı hanım davetiyeyle birlikte bir de (bkz: Yeşil Götlü Mum) almış. Bu 'Israrlı bir Davet' demekmiş ki icabet etmemek olmazmış. Mecburen düğün evine gitmiş, kuytudaki bir koltuğa yaslanmış. Biraz sonra herkes oyuna kalkmış, o yerinden kıpırdamamış. Eski dostları uzun süre oynamışlar o onlara uzaktan bakmış. Onların kalça çalkalayıp göbek atmalarına o hep seyirci kalmış. Onun o vaziyeti, eski dostlardan birinin gözüne çarpmış. Yanına yaklaşıp, "KALK HANIM OYNA" demeye başlamış. Bizimki naz edip durmuş, ahbabı durmadan yalvarmış. İçi zaten kıpırdayan tövbekâr Hacı hanim ısrara dayanamamış. Kırıta kırıta yürümüş, süzüle süzüle oyun pistine yaklaşmış. Ahbaplarının oyununa katılmış ama figürlerine ayak uydurmamış. Sadece ellerini omuz hizasına getirip parmaklarını oynatmış. Başını da oynar gibi sağa sola çevirmiş ama aslında etrafa bakmış. Bir süre öyle devam edip, sonra yalvarmaya başlamış: - "ALLAHIM GÜNAH YAZMA" Vakit ilerledikçe oyun da hareketlenmiş, ritim hızlanmış. O da temponun gidişine ayak uydurup süratini artırmış. Edeplice de olsa, yaptığının günah olduğunun farkındaymış. Nazlı oynasa da, coşup taşsa da, günah zaten yazılacakmış. O yüzden yakarış sloganını değiştirip şöyle yalvarmış: - "BİRAZ YAZ BİRAZ YAZMA" Bir an gelmiş, oynayanların coşkusu son haddine ulaşmış. Bizim Hacı hanım da bu dayanılmaz coşkuya karşı koyamamış. Dakikalarca zapt etmeye çalıştığı içindeki kıpırtı giderek artmış. Tıpkı çileden çıkmış gibi, çalgıcıların ahengine kapılmış. Eskisi gibi kalça kıvırmaya, çılgınlar gibi oynamaya başlamış. Bedeni sağa sola savrulmakta, kendi de bir yandan haykırmaktaymış: - "İSTER YAZ İSTER YAZMA, İSTER YAZ İSTER YAZMA !"
"son olarak güzel oğlum, sen görevini yaptın. hem bizlere hem ülkene bu kısacık hayatında gurur oldun; ışık oldun. şimdi o ışıklar yoldaşın olsun. annen, baban, kız kardeşin, ailen, arkadaşların, dostların ve ülken seni unutmayacak. güle güle oğlum görüşürüz bir gün."
1940 yılında Lefkoşa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kıbrıs'ta tamamlamış ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nden mezun olmuştur. Kıbrıs'a dönünce öğretmenlik ve memurluk yapmıştır. 1974 sonrasında İskan Dairesi Müdürlüğü yapmış ve sonra emekliye ayrılmıştır. 1978 yılında kurulan Kıbrıs Postası Matbaası'nın müdürü olmuştur. Olay dergisinin genel yayın yönetmenliğini ve Kıbrıs Postası gazetesinin müessese müdürlüğünü yapmıştır. 1961 yılında arkadaşlarıyla Şölen gazetesini çıkarmıştır.
eski adı asamato'dur. Girne'nin 27 km güneybatısında , Çamlıbel – Lefkoşa anayolu üzerindedir. Koruçam'dan sonra ikinci büyük Maronit köyüdür. Günümüzde köy, askeri bölge olarak kullanılmaktadır. Köyde çok yaşlı olan az sayıda Maronitin dışında hiçbir sivil yaşamamaktadır.
güzelyurt merkezde 16.yüzyılda yapıldığı düşünülen kilise. önceleri, kilisenin yerinde Astarte'ye adanmış bir tapınak bulunduğu tarih kayıtlarında yerini alırken, Bizans dönemi'nde tapınağın üzerine küçük bir kilise yapıldığı, sarı taştan 16'ncı yüzyılda inşa edilen kilisenin, 18'inci yüzyılda yeniden düzenlendiği ve bir kubbe eklendiği belirtiliyor.
1974 sonrasında İkon Müzesi olarak kullanılan kilisede kıbrıslı Rum Ortodokslar tarafından ayinler düzenlenir.
hurma dalından da örüldüğü için hafif olur. Bu sebeple, eskiden zengin ve varlıklı kesimin tercih ettiği bir araçtı. Göz alıcı olsun diye boyanmış hurma dalları da arada kullanılıp şekiller oluşturulurdu. Kullanılış amaçlarına göre değişik isimler de verilirdi. Alışveriş zembili, tohum zembili, balıkçı zembili, hurma zembili diye isimlendirildi. Bu işi meslek edinenler çoktu. Bugün poşetler kullanıldığı için zembilden vazgeçildi.
2005 yılında özel televizyon kanallarının ve bu alanda görev yapan kameramanların çoğalması sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçtan dolayı kurulmuş birlik.
kktc haber kameramanları birliği'nin ilk başkanı, bu görevi 2007 yılına kadar sürdüren Yaşar Suvat'tı. 2007'den 2009'a kadar boş olarak geçen dönemden sonra, birliğe 2009 yılı sonundan 2011'e kadar Abdullah Suiçmez başkanlık etmiştir. Tamer Atagül'ün de başkanlık yaptığı KKTC Haber Kameramanları Birliği'nin şu andaki başkanı Tarkan Kavas'dır.