kaktüs, mısır inciri, kaktüs ve meyvesi. bazı yörelerde 'babudsa' da denir.
babudsanın tikeni
öbme ısırma beni
bu sır aramızda galsın
meydana verme beni.
olgunlaştığı zaman bile yeşilliğini koruyan ve daha çok çakıstez yapımında kullanılan zeytin türü.
seslenmek.
Kıbrıs'ın ilk kadın gazetecilerinden, çevirmen ve yazar.
1916 yılında Lefkoşa'da doğdu. ilkokul eğitimini tamamladıktan sonra Viktorya Kız Lisesi'ne gitti. 1931 yılında mezun oldu. eğitimini tamamladıktan sonra söz gazetesi sahibi, babası Remzi Okan'a yardım etmeye başladı. gazetedeki ilk görevi abonelerin adreslerini yazmaktı. ardından gazete için çocuk hikayeleri çevirileri yapmaya başladı. aynı zamanda Reuters Haber Ajansı'ndan gelen telgrafları da gazete için tercüme etmeye başladı.
1933 yılında öğretmenlik yapmaya başladı. 1938 yılında üniversite okumak için kazandığı bursla İngiltere'ye gitti. Kıbrıs'a geri dönünce öğretmenlik mesleğine ve babasının yanında gazeteciliğe devam etti. 1942 yılında babası Remzi Okan'ın vefatı üzerine Türkiye'ye yerleşti. Türkiye'de de birçok gazete ve dergide yazılar yazan Beria Remzi Özoran'ın çeviri kitapları yanı sıra, "turkish newspapers and magazines published in cyprus" ve "background of cyprus conflict" isimli iki kitabı vardır.
Beria Remazi Özoran 1992 yılında hayata gözlerini yumdu.
1916 yılında Lefkoşa'da doğdu. ilkokul eğitimini tamamladıktan sonra Viktorya Kız Lisesi'ne gitti. 1931 yılında mezun oldu. eğitimini tamamladıktan sonra söz gazetesi sahibi, babası Remzi Okan'a yardım etmeye başladı. gazetedeki ilk görevi abonelerin adreslerini yazmaktı. ardından gazete için çocuk hikayeleri çevirileri yapmaya başladı. aynı zamanda Reuters Haber Ajansı'ndan gelen telgrafları da gazete için tercüme etmeye başladı.
1933 yılında öğretmenlik yapmaya başladı. 1938 yılında üniversite okumak için kazandığı bursla İngiltere'ye gitti. Kıbrıs'a geri dönünce öğretmenlik mesleğine ve babasının yanında gazeteciliğe devam etti. 1942 yılında babası Remzi Okan'ın vefatı üzerine Türkiye'ye yerleşti. Türkiye'de de birçok gazete ve dergide yazılar yazan Beria Remzi Özoran'ın çeviri kitapları yanı sıra, "turkish newspapers and magazines published in cyprus" ve "background of cyprus conflict" isimli iki kitabı vardır.
Beria Remazi Özoran 1992 yılında hayata gözlerini yumdu.
çok öğünen. övüngen.
Asık suratlı, somurtkan kimse.
Rumca: murros μούρρος. : Yüzsüz kimse.
Rumca: murros μούρρος. : Yüzsüz kimse.
birisi tarafından oyuna getirilmek.
Ulusal Birlik Partisi İskele Milletvekili. 9 Aralık 2020 tarihinde kurulan UBP-DP-YDP Koalisyon Hükümeti'nde ise Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı olarak görev aldı.
facebook'da oldukça anlamlı bir yazı paylaşmış yönetmen.
"anası babası orijinal kıbrıslıtürk bir ilkokul çocuğu arkadaşına "kanka" dedi.
dönüp sordum
"Kanka ne demek?"
"en yakın arkadaş" dedi." o benim en yakın arkadaşım" diye de ekledi.
"Biz sizin yaşınızdayken gardaş derdik, ya da gomma" dedim.
"gommaaa??? o ne ki?" dedi
"işte en iyi arkadaş demektir gomma" dedim.
"hayır" dedi "ona kanka derler" diye tutturdu.
ikna edemedim.
Kıbrıs ağzı, Kıbrıs Lehçesi ne derseniz deyin..
o da günlük hayatımızdan yavaş yavaş çıkıyor.
bu ufacık diyalog bunun en somut göstergesi.
bu çocuklar büyüyünce kıbrıslı kültürüne ait zerre kadar bilgileri ve pratikleri ne yazık ki olmayacak.
bu bir cinayettir.
bir kültür,
bir yaşam bicimi
bir dil,
bilinçli bir şekilde yok ediliyor ve hiçbir şey yapamıyoruz.
kültürü, dili, yaşam tarzı,
ve her türlü geleneği yok edilen bir toplum,
devlet olsa ne olur?
hepimiz katiliz
bir çocuğun iki sözünden sen de nerelere geldin diyeceksiniz belki..
olabilir.... ama bir de meşhur laf vardır
"çocuktan al haberi" derler.
bu talihsizliğe çanak tutan, sebep olan, teşvik eden, görmezden gelen herkese nalet olsun gadara bulsun hepsini ilahitangrım!"
"anası babası orijinal kıbrıslıtürk bir ilkokul çocuğu arkadaşına "kanka" dedi.
dönüp sordum
"Kanka ne demek?"
"en yakın arkadaş" dedi." o benim en yakın arkadaşım" diye de ekledi.
"Biz sizin yaşınızdayken gardaş derdik, ya da gomma" dedim.
"gommaaa??? o ne ki?" dedi
"işte en iyi arkadaş demektir gomma" dedim.
"hayır" dedi "ona kanka derler" diye tutturdu.
ikna edemedim.
Kıbrıs ağzı, Kıbrıs Lehçesi ne derseniz deyin..
o da günlük hayatımızdan yavaş yavaş çıkıyor.
bu ufacık diyalog bunun en somut göstergesi.
bu çocuklar büyüyünce kıbrıslı kültürüne ait zerre kadar bilgileri ve pratikleri ne yazık ki olmayacak.
bu bir cinayettir.
bir kültür,
bir yaşam bicimi
bir dil,
bilinçli bir şekilde yok ediliyor ve hiçbir şey yapamıyoruz.
kültürü, dili, yaşam tarzı,
ve her türlü geleneği yok edilen bir toplum,
devlet olsa ne olur?
hepimiz katiliz
bir çocuğun iki sözünden sen de nerelere geldin diyeceksiniz belki..
olabilir.... ama bir de meşhur laf vardır
"çocuktan al haberi" derler.
bu talihsizliğe çanak tutan, sebep olan, teşvik eden, görmezden gelen herkese nalet olsun gadara bulsun hepsini ilahitangrım!"
o ki, yani, şu ki.; osu.
1. ölünün üstünden çıkan giysi.
2. bıçak.
'al sana bir altın soyka vereyim da, bu da işine yarar!'
2. bıçak.
'al sana bir altın soyka vereyim da, bu da işine yarar!'
1. birisini bir yere doğru itmek.
2. bir şeyi boş yere doğru itmek.
3. cinsel ilişkide etken olmak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. bir şeyi boş yere doğru itmek.
3. cinsel ilişkide etken olmak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
Linolla kazılmış resimle yapılan baskı, desen baskı.
yünden yapılmış; önü arkası düz işlenmiş kumaş.
rahatsız edici sorun çıkarmak.
küçük sıpa.
çorba yapmakta kullanılan türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru. şehriye.
süzme yoğurt, beyaz peynir, dereotu, zeytinyağı, sarmısak ve tuz malzemeleriye yapılan meze.
doğduğumuz coğrafyayı, zamanı, ailemizi, cinsiyetimizi seçemiyoruz. Buna karşın yıllar ilerledikçe yaşantımıza kimlerin girip çıkacağını seçme özgürlüğüne sahip olabiliyoruz. Kimi zaman karşımıza çıkan insanlar hayatımızı zehir ederken kimi zaman yaptıkları küçük dokunuşlarla ufkumuzu aydınlatabiliyorlar. fatima whitbread'ın hayatı da bu anlamda oldukça zorlu geçti.
Fatıma 3 Mart 1961 tarihinde Londra'da Kıbrıs Türkü bir anne ile Kıbrıs Rumu bir babadan dünyaya geldi. Annesi onu Londra'da bir apartmanın önüne bırakarak terk etti. Üç ya da dört gün sonra bir apartman sakini sesini fark etti, polisi aradı, hemen hastaneye götürüldü. Gıda eksikliği nedeniyle dört ay hastanede tedavi gördü.
"En eski anılarım, beş yaşındayken Hertfordshire'da bir çocuk evinde yaşadığıma dair. Hiç Noel kartı almadım ve kimse beni ziyarete gelmedi. Hiçbir şeyden haberim yoktu, kimse de bir şey söylemiyordu. Bir gün biyolojik annemle tanışacağım söylendi. İlk defa gerçekten bir aileye sahip olduğumu fark ettim. bu benim için bir şoktu. Bir anne ve babanın sevgisini ve ilgisini çok istemiştim. Daha önce sorduğumda kimse bana ailemle ilgili bir şey söylememişti.
Her zaman gerçek bir anne figürü hayal etmiştim; kibar ve sevecen biri. Sadece İngiliz yaşam tarzını bildiğim için, onun o sabah tanıştığım ucuz parfüm sıkan ve İngilizce bilmeyen iri yarı yabancı bir kadın olmasını beklemiyordum. Kıbrıslı Türk olduğu ve bir Kıbrıslı Rumla ilişkisi olduğu ortaya çıktı. o zamanlar Türkler ve Rumlar anlaşamadığı için arkadaşları onu reddetti. Açıkçası bu büyük bir lekeydi çünkü doğum belgemde üvey kardeşimin adını babam olarak belirtmişti.
Sosyal hizmet görevlileri o sırada orada yaşayan üvey erkek ve kız kardeşimle bir arada olmam gerektiğini düşündükleri için Essex, Ockingdon'da bir eve gönderildim. 'Bir sonraki evinin tadını çıkar, bu senin annen, her şey yoluna girecek' diye kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Ancak beklediğim gibi olmadı. Ockingdon'a vardığımızda evin bir ebeveyni bana 'Bahçeye git erkek ve kız kardeşinle tanış' dedi. Bahçede dolaşırken annem beni tuttu . 'Bu senin kız kardeşin eğer ona bakmazsan boğazını keserim' dedi. Bu benim biyolojik annemle tanışmamdı. Ardından işler daha da kötüye gitti.
Bir gün annem kadın satıcısı kılıklı bazı adamlarla birlikte geldi. Korkunçtu. bunun bildirilmesine rağmen, sosyal hizmet görevlileri hala annemi görmem için ısrar ettiler. bir süre sonra kuzey Londra'daki dairesine taşınmak zorunda kaldım. İçeri adımımı atar atmaz dedi ki: 'Doğru mutfağa git!, mutfak zeminini ve fırını ovup temizle!'.
Ondan nefret ettim. hemen ayrılmak istedim ama yapamadım. Bir akşam biyolojik annemin erkek arkadaşı sarhoş halde eve geldi ve bana tecavüz etti. Çığlık atıp bağırıyordum, her türlü gürültüyü yapıyordum. Annem yatak odasından çıkıp ona bağırdı. Ben donakalmıştım ama bozuk İngilizcesiyle tek söylediği 'Bağırmayı kes... Polici, Polici!' oldu, bana vurmadan önce mutfağa gitti, elinde bıçakla koşarak geri geldi. Bıçağı boynuma dayadı. 'Gürültüyü çıkarırsan,' dedi, 'Boğazını keserim. Polis gelecek.' O yüzden sustum.
Benim için yatak odası yoktu, bu yüzden oturma odasındaki kanepeye uzandım ama adam yine beni aramaya geldi. Kanepenin arkasına saklandım. o gidince kardeşimin yatak odasına koştum ve geceyi orada geçirdim. Üzücü olan, utanmış hissetmemdi. Açıkçası çok rahatsız olmuştum, okulda rol yapıyordum ve bir danışmanla ihtiyacım vardı, ancak bir çocuk psikiyatristi görmenin damgasına katlanmak zordu. Bu durum çocukluğumun kabusuydu."
Fatıma daha sonra gerçek annem diyeceği Margaret Whitbread ile tanıştı. Koç Margaret yerel atletizim kulübünde cirit eğitimi vermekteydi. Margaret onun ciritle tanışmasına yardımcı oldu.
"14 yaşıma geldiğimde onunla çok zaman geçirmiştim, yarışmalara gitmiştim ve ailesini tanımıştım. kocası yani babam ve daha sonra erkek kardeşlerim olacak iki oğlu. Kendimi mutlu ve rahat hissettim. Margaret ailenin bir parçası olup olmayacağımı sorduğunda 'Tabii ki!' dedim.
Bazen çok yalnız ve üzgündüm ama başarılı olmaya kararlıydım ve tabii ki cirit kariyerimin gidişatı ve annem Margaret'in bana koçluk yapması kader olmalıydı. Eve dünya şampiyonasından altın madalya getirmek bir peri masalı gibiydi."
Fatima Whitbread 1961'de Londra'da doğdu ve 11 yaşında cirit atmaya başladı. Annesi Margaret Whitbread'in antrenörlüğünde üç Olimpiyatta yarıştı. 1984 Los Angeles oyunlarında bronz madalya kazandı. 1986'da bir dünya rekoru kırdı ve ertesi yıl Roma'da dünya şampiyonu oldu. Aynı yıl BBC Yılın Spor Kişisi seçildi. 1992'de emekli oldu ve şimdi kocası ve oğluyla birlikte Shenfield, Essex'te yaşıyor.
Fatıma 3 Mart 1961 tarihinde Londra'da Kıbrıs Türkü bir anne ile Kıbrıs Rumu bir babadan dünyaya geldi. Annesi onu Londra'da bir apartmanın önüne bırakarak terk etti. Üç ya da dört gün sonra bir apartman sakini sesini fark etti, polisi aradı, hemen hastaneye götürüldü. Gıda eksikliği nedeniyle dört ay hastanede tedavi gördü.
"En eski anılarım, beş yaşındayken Hertfordshire'da bir çocuk evinde yaşadığıma dair. Hiç Noel kartı almadım ve kimse beni ziyarete gelmedi. Hiçbir şeyden haberim yoktu, kimse de bir şey söylemiyordu. Bir gün biyolojik annemle tanışacağım söylendi. İlk defa gerçekten bir aileye sahip olduğumu fark ettim. bu benim için bir şoktu. Bir anne ve babanın sevgisini ve ilgisini çok istemiştim. Daha önce sorduğumda kimse bana ailemle ilgili bir şey söylememişti.
Her zaman gerçek bir anne figürü hayal etmiştim; kibar ve sevecen biri. Sadece İngiliz yaşam tarzını bildiğim için, onun o sabah tanıştığım ucuz parfüm sıkan ve İngilizce bilmeyen iri yarı yabancı bir kadın olmasını beklemiyordum. Kıbrıslı Türk olduğu ve bir Kıbrıslı Rumla ilişkisi olduğu ortaya çıktı. o zamanlar Türkler ve Rumlar anlaşamadığı için arkadaşları onu reddetti. Açıkçası bu büyük bir lekeydi çünkü doğum belgemde üvey kardeşimin adını babam olarak belirtmişti.
Sosyal hizmet görevlileri o sırada orada yaşayan üvey erkek ve kız kardeşimle bir arada olmam gerektiğini düşündükleri için Essex, Ockingdon'da bir eve gönderildim. 'Bir sonraki evinin tadını çıkar, bu senin annen, her şey yoluna girecek' diye kendimi rahatlatmaya çalışıyordum. Ancak beklediğim gibi olmadı. Ockingdon'a vardığımızda evin bir ebeveyni bana 'Bahçeye git erkek ve kız kardeşinle tanış' dedi. Bahçede dolaşırken annem beni tuttu . 'Bu senin kız kardeşin eğer ona bakmazsan boğazını keserim' dedi. Bu benim biyolojik annemle tanışmamdı. Ardından işler daha da kötüye gitti.
Bir gün annem kadın satıcısı kılıklı bazı adamlarla birlikte geldi. Korkunçtu. bunun bildirilmesine rağmen, sosyal hizmet görevlileri hala annemi görmem için ısrar ettiler. bir süre sonra kuzey Londra'daki dairesine taşınmak zorunda kaldım. İçeri adımımı atar atmaz dedi ki: 'Doğru mutfağa git!, mutfak zeminini ve fırını ovup temizle!'.
Ondan nefret ettim. hemen ayrılmak istedim ama yapamadım. Bir akşam biyolojik annemin erkek arkadaşı sarhoş halde eve geldi ve bana tecavüz etti. Çığlık atıp bağırıyordum, her türlü gürültüyü yapıyordum. Annem yatak odasından çıkıp ona bağırdı. Ben donakalmıştım ama bozuk İngilizcesiyle tek söylediği 'Bağırmayı kes... Polici, Polici!' oldu, bana vurmadan önce mutfağa gitti, elinde bıçakla koşarak geri geldi. Bıçağı boynuma dayadı. 'Gürültüyü çıkarırsan,' dedi, 'Boğazını keserim. Polis gelecek.' O yüzden sustum.
Benim için yatak odası yoktu, bu yüzden oturma odasındaki kanepeye uzandım ama adam yine beni aramaya geldi. Kanepenin arkasına saklandım. o gidince kardeşimin yatak odasına koştum ve geceyi orada geçirdim. Üzücü olan, utanmış hissetmemdi. Açıkçası çok rahatsız olmuştum, okulda rol yapıyordum ve bir danışmanla ihtiyacım vardı, ancak bir çocuk psikiyatristi görmenin damgasına katlanmak zordu. Bu durum çocukluğumun kabusuydu."
Fatıma daha sonra gerçek annem diyeceği Margaret Whitbread ile tanıştı. Koç Margaret yerel atletizim kulübünde cirit eğitimi vermekteydi. Margaret onun ciritle tanışmasına yardımcı oldu.
"14 yaşıma geldiğimde onunla çok zaman geçirmiştim, yarışmalara gitmiştim ve ailesini tanımıştım. kocası yani babam ve daha sonra erkek kardeşlerim olacak iki oğlu. Kendimi mutlu ve rahat hissettim. Margaret ailenin bir parçası olup olmayacağımı sorduğunda 'Tabii ki!' dedim.
Bazen çok yalnız ve üzgündüm ama başarılı olmaya kararlıydım ve tabii ki cirit kariyerimin gidişatı ve annem Margaret'in bana koçluk yapması kader olmalıydı. Eve dünya şampiyonasından altın madalya getirmek bir peri masalı gibiydi."
Fatima Whitbread 1961'de Londra'da doğdu ve 11 yaşında cirit atmaya başladı. Annesi Margaret Whitbread'in antrenörlüğünde üç Olimpiyatta yarıştı. 1984 Los Angeles oyunlarında bronz madalya kazandı. 1986'da bir dünya rekoru kırdı ve ertesi yıl Roma'da dünya şampiyonu oldu. Aynı yıl BBC Yılın Spor Kişisi seçildi. 1992'de emekli oldu ve şimdi kocası ve oğluyla birlikte Shenfield, Essex'te yaşıyor.
1. Güvence akçesi, bedeli; depozit.
2. kabıyla birlikte satılan bir malın kabı için alınan ve kap geri getirildiğinde alıcıya verilen para, depozito ;
3. büyük su deposu
2. kabıyla birlikte satılan bir malın kabı için alınan ve kap geri getirildiğinde alıcıya verilen para, depozito ;
3. büyük su deposu
dövmek. 'dette etmek' biçiminde de kullanılmaktadır.
Leymosun Rumları'nca da kullanılmaktadır.
Leymosun Rumları'nca da kullanılmaktadır.
iletmek, götürmek; çağırmak.
söz, karar.
geleneklere aykırı ve çağa uymayan davranışlarda bulunanlara denir.
pekmez, yoğurt, peynir gibi şeyleri yapmaya yarayan maya.
e banana var da (bkz: banana tv) yok mu?
Olmasaydı da olurdu gerçi.
Olmasaydı da olurdu gerçi.
titiz, zor beğenen.
dünden beridir girne ve lapta meyhanlerinde bu şarkı çalar.
Güzel günlerin anısına inat
Beni kalbine yazdığın gibi de sil at
Aşkı harcadım bir şişe kadarım inan
Sensiz bir an sana değil bana zarar
Bu sana son iltimasım
Daha yokluğuna yok bir itirazım
Suskunluğumun da dili var ama onu anlayacak bir yürek lazım
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
Bu sana son iltimasım
Daha yokluğuna yok bir itirazım
Suskunluğumun da dili var ama onu anlayacak bir yürek lazım
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
Güzel günlerin anısına inat
Beni kalbine yazdığın gibi de sil at
Aşkı harcadım bir şişe kadarım inan
Sensiz bir an sana değil bana zarar
Bu sana son iltimasım
Daha yokluğuna yok bir itirazım
Suskunluğumun da dili var ama onu anlayacak bir yürek lazım
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
Bu sana son iltimasım
Daha yokluğuna yok bir itirazım
Suskunluğumun da dili var ama onu anlayacak bir yürek lazım
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
İçime ata ata kadehini vuruyorum masalara
Bu gece yarama meze olur anılar
Kardan zarar katar acılar
Yapışır bana yaka paça
oyların yüzde 43.73'ünü alarak milletvekili seçilmiştir. Böylelikle Cumhuriyetçi Türk Partisi Meclis'teki sandalye sayısını 19'a yükseltti.
yaşı çok ilerlemiş bir kişinin yatırım yapması.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
bedava, parasız.
tabanca.
25 Haziran'da yapılacak olan ara seçimde Yeniden Doğuş Partisi milletvekili adayı. Seçimin tek kadın adayıdır.
![]()
8 Eylül 1977 yılında Konya'da doğdu. ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde tamamladı. 2004 yılından bu yana Yakın Doğu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Ulusal ve Uluslararası birçok makalesi bulunan Figen Yaman Lesinger aynı zamanda Spor Bilimleri ve sağlık alanında faaliyet gösteren “European College of Sports Sciences” (ECSS) üyesidir. Halen Hacettepe Üniversitesi bünyesinde bulunan Spor Bilimlerine de üyeliği devam etmektedir. Aktif olarak 1990'dan bu yana basketbol oynamaktadır. Evli ve 2 çocuk annesidir. İngilizce ve Hırvatça bilmektedir.

8 Eylül 1977 yılında Konya'da doğdu. ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde tamamladı. 2004 yılından bu yana Yakın Doğu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Ulusal ve Uluslararası birçok makalesi bulunan Figen Yaman Lesinger aynı zamanda Spor Bilimleri ve sağlık alanında faaliyet gösteren “European College of Sports Sciences” (ECSS) üyesidir. Halen Hacettepe Üniversitesi bünyesinde bulunan Spor Bilimlerine de üyeliği devam etmektedir. Aktif olarak 1990'dan bu yana basketbol oynamaktadır. Evli ve 2 çocuk annesidir. İngilizce ve Hırvatça bilmektedir.
1951 yılında kurulmuş Avrupa'da kurulan en eski Türk kuruluşudur.
Kıbrıs Türk Cemiyeti Türk okullarının kurulmasında öncülük etmiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında etkin faaliyetler gerçekleştirmiştir.
Kıbrıs Türk Cemiyeti Türk okullarının kurulmasında öncülük etmiştir. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında etkin faaliyetler gerçekleştirmiştir.
birayak oyununun kısaltılış biçimi olup daha çok kız çocuklarınca oynanır.
1570-1571 yıllarında Kıbrıs'ın Osmanlılar tarafından fethi sırasında şehit olan Türk askerinin Mağusa'da gömüldüğü ilk Osmanlı mezarlığı. 1824 yılında Osmanlı Dönemi'nde yapılan önemli Türk-İslam Kültürü örneğidir.
Mağusa sur dışında Akkule Kapısı'nın karşısındaki Eski Türk Mezarlığı'nda (şimdiki Namık Kemal Lisesi bahçesinde) bulunmaktadır. Bugünkü dergaha adını veren Osman Fazlı Efendi, 17.yüzyılda yaşamış dönemin önemli Celveti şeyhlerindendir. osmanlı döneminde saray erkanının tavsiye aldığı Osman Fazlı Efendi dönemi siyasi çalkantılarından nasibini alarak 27 Temmuz 1689 tarihinde mağusa'ya sürgün edilir. 18 Ağustos 1689 tarihinde vardığı mağusa'da hummaya yakalanarak 11 Eylül 1691 tarihinde vefat eder.
Cenazesi Kale dışında bulunan musallaya çıkarılmış ve cenaze namazı kılındıktan sonra yel değirmenlerinin yakınındaki kabristanda Evliyalar Tepesi denilen bölgedeki mezarlığa defnedilmiştir. Üzerine yapı inşa edilmeyişinden kabrin yeri zamanla kaybolmuştur. 19.yüzyıl başlarında yapılan kazı sonucunda Kutup Osman Efendi'nin Celveti sikkeli mezar taşı bulunmuş ve üzerine türbe inşa ettirilmiştir. Tekke yapılarının içinde bulunduğu mezarlık arazisi, 19. yüzyıl sonlarından başlanarak İngiliz sömürge yönetimi döneminde ortadan kaldırılmış, arazisinde yeni düzenlemeler yapılarak Namık Kemal Lisesi Tekke'nin arazisine inşa edilmiştir.
Mağusa sur dışında Akkule Kapısı'nın karşısındaki Eski Türk Mezarlığı'nda (şimdiki Namık Kemal Lisesi bahçesinde) bulunmaktadır. Bugünkü dergaha adını veren Osman Fazlı Efendi, 17.yüzyılda yaşamış dönemin önemli Celveti şeyhlerindendir. osmanlı döneminde saray erkanının tavsiye aldığı Osman Fazlı Efendi dönemi siyasi çalkantılarından nasibini alarak 27 Temmuz 1689 tarihinde mağusa'ya sürgün edilir. 18 Ağustos 1689 tarihinde vardığı mağusa'da hummaya yakalanarak 11 Eylül 1691 tarihinde vefat eder.
Cenazesi Kale dışında bulunan musallaya çıkarılmış ve cenaze namazı kılındıktan sonra yel değirmenlerinin yakınındaki kabristanda Evliyalar Tepesi denilen bölgedeki mezarlığa defnedilmiştir. Üzerine yapı inşa edilmeyişinden kabrin yeri zamanla kaybolmuştur. 19.yüzyıl başlarında yapılan kazı sonucunda Kutup Osman Efendi'nin Celveti sikkeli mezar taşı bulunmuş ve üzerine türbe inşa ettirilmiştir. Tekke yapılarının içinde bulunduğu mezarlık arazisi, 19. yüzyıl sonlarından başlanarak İngiliz sömürge yönetimi döneminde ortadan kaldırılmış, arazisinde yeni düzenlemeler yapılarak Namık Kemal Lisesi Tekke'nin arazisine inşa edilmiştir.
musalla taşı.
çekmeceli dört ayaklı yüksek tuvalet masası.
canı sıkılmak, bunalmak; açlık hissetmek; açlıktan güçsüz kalmak.
(bkz: bikla)
Hububat tohumu, tane.
küçük esmer çocuk.
büyük bidon. varil.
gemilerde pervanenin takıldığı kısım, pervane yatağı.
geziye çıkmak.
geçici, bir süreliğine.
adadaki Türk mimari eserlerinin en başta gelenlerindendir.
Kıbrıs fethinin arkasından buraya tayin edilen ilk Türk beylerbeyi olan Muzaffer Paşa tarafından mimar bostan'a 1572 tarihine doğru yaptırıldığı ileri sürülmektedir. anadolu'daki alâiye (alanya) ile kıbrıs arasında yapılan ticarette tüccarlar bu handa konakladıklarından buraya alâiyeliler hanı denildiği gibi o zaman anadolu'nun güney kıyıları karaman eyaleti sayıldığı için karamanlılar hanı da denilmiştir. 18. yüzyıl ortalarında lefkoşa'da yaşayan rahip mariti şöyle diyor; ''muzaffer paşa tarafından yaptırılan, girişi beş antik mermerden olup, ortasındaki iç bahçeyi çevreleyen odaları bulunan bu han, kıbrıslılardan alınan vergilerle yaptırılmıştır. binanın orijinalinden geriye, oldukça ilginç sekizgen taş bacalar kalmıştır. bu kıbrıs binasında, ortaçağdan kalma en sıra dışı özellikleri en iyi şekilde hanın güney batı köşesinden gözlemleyebiliriz".
2002 yılında oral andız tarafından hazırlanan bir proje ile kültür ve turizm amaçlı kullanılmaya başlanmıştır.
Kıbrıs fethinin arkasından buraya tayin edilen ilk Türk beylerbeyi olan Muzaffer Paşa tarafından mimar bostan'a 1572 tarihine doğru yaptırıldığı ileri sürülmektedir. anadolu'daki alâiye (alanya) ile kıbrıs arasında yapılan ticarette tüccarlar bu handa konakladıklarından buraya alâiyeliler hanı denildiği gibi o zaman anadolu'nun güney kıyıları karaman eyaleti sayıldığı için karamanlılar hanı da denilmiştir. 18. yüzyıl ortalarında lefkoşa'da yaşayan rahip mariti şöyle diyor; ''muzaffer paşa tarafından yaptırılan, girişi beş antik mermerden olup, ortasındaki iç bahçeyi çevreleyen odaları bulunan bu han, kıbrıslılardan alınan vergilerle yaptırılmıştır. binanın orijinalinden geriye, oldukça ilginç sekizgen taş bacalar kalmıştır. bu kıbrıs binasında, ortaçağdan kalma en sıra dışı özellikleri en iyi şekilde hanın güney batı köşesinden gözlemleyebiliriz".
2002 yılında oral andız tarafından hazırlanan bir proje ile kültür ve turizm amaçlı kullanılmaya başlanmıştır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

