Kıbrıs'taki uyuşmazlığın ürettiği kendine has terimler.
yerleşik: 1974 sonrası göçle adaya getirilen, büyük çoğunluğu daha sonra kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti (kktc) vatandaşı yapılan türkiye vatandaşları.
garasakal: kıbrıs türklerinin, temelde yerleşikler, bazen de türkiye türklerinin geneli için kullandıkları niteleme. ada, osmanlı imparatorluğu denetimindeyken çıkan bir isyanı bastırmak için kıbrıs'a müdahale eden askerlerin uzun ve kara sakallı bir ordu görüntüsünde olmasından dolayı ortaya çıktığı rivayet edilir.
gaco: kıbrıslı türklerin benzer şekilde kullandığı bir diğer niteleme. kelime, anlam açısından kullanıldığı bölgeye göre sevgili, torik yavrusu ve çingene anlamlarına gelebiliyor.
enosis: kıbrıs'ın yunanistan ile birleşmesi. kıbrıslı rumların önemli bir kesiminin 1950'lerden 1970'lere kadar savunduğu tez.
taksim: adanın bölünmesi. kıbrıslı rumların enosis söylemine karşı kıbrıslı türkler tarafından oluşturulan antitez.
mücahit: 1960 ve 1970'lerde rum saldırılarına karşı silahla mücadele eden kıbrıslı türk siviller.
eoka - ethniki organosis kyprion agoniston (kıbrıslıların milli mücadele örgütü): enosis amacını gerçekleştirmek amacıyla, ingiltere yönetimine karşı yunan general georgios grivas tarafından kurulduğunda tarih 1 nisan 1955'ti. silahlı örgüt, ilerleyen dönemde aynı amaç için kıbrıslı türkleri de hedef almaya başladı. kıbrıs cumhurbaşkanı iii. makarios'u koltuğundan indirmeyi amaçlayan eoka b ise, grivas'ın 1971 yılı sonbaharının başlarında adaya gizlice dönmesiyle kuruldu. örgüt, türkiye'nin 1974 yılında gerçekleştirdiği kıbrıs harekatı ile dağıldı.
tmt - türk mukavemet teşkilatı: kıbrıslı türklerin enosise karşı mücadele etmek için kurduğu silahlı örgüt. tmt'nin ilk olarak volkan adıyla 1956 tarihinde kurulduğu çeşitli kaynaklarda mevcut.
lokmacı barikatı/kapısı: bölünmüşlüğün simgesi olarak görülen lefkoşa'daki barikat, türk tarafınca 2005, rum tarafınca ise 2007 yılında yıkıldı. lokmacı kapısı, 45 yıl aradan sonra 3 nisan 2008 tarihinde geçişlere açıldı.
kıbrıslı türk: adanın yerlisi olan türkleri adlandırırken 'kıbrıslılık' kimliğini öne çıkaran yaygın jargon.
kıbrıs türkü: 'kıbrıslılık' kavramını içermeyen, temelde rauf denktaş ve takipçileri tarafından kullanılan jargon.
kapsamlı çözüm: kıbrıs sorununu tüm yönleriyle tek anlaşma çerçevesinde çözmeyi hedefleyen anlayış.
parça parça çözüm: sorunun aşamalı olarak çözülmesini amaçlayan anlayış.
bm parametreleri: birleşmiş milletler'in (bm) kıbrıs hakkında aldığı ve çözüm görüşmelerinin temelini oluşturan kararlar.
kıbrıs barış kuvvetleri: türk silahlı kuvvetleri'nin kuzeydeki güçleri. medyaya yansıyan son haberlere göre asker sayısı, daha önceki yıllarda tahmin edilen 40 bin seviyesinden 24 bin seviyesine kadar geriledi.
güvenlik kuvvetleri: kuzey kıbrıs'ın, üst düzey komutanları t.c. genelkurmay başkanlığı tarafından atanan yerel ordusu. polis, sivil savunma ve itfaiye gibi kurumlar, halen sivil otoriteye değil güvenlik kuvvetleri'ne bağlı bulunuyor.
kıbrıs türk federe devleti: kıbrıs türk tarafının, ileride kurulacak muhtemel bir federasyonun kıbrıs türk kanadını oluşturmak üzere 13 şubat 1975 tarihinde kurduğu federe devletin adı.
zirve anlaşmaları: kıbrıslı türk ve rum taraflar arasında 1977 ve 1979 tarihlerinde imzalanan ve halen çözüm vizyonunun temelini oluşturan anlaşmalar.
fikirler dizisi: bm genel sekreteri boutros boutros-ghali tarafından kıbrıs'ta çözüme yönelik olarak 1990 yılında oluşturulan resmi olmayan nitelikteki anlaşma taslağı.
annan planı: kıbrıs'ta çözüm amacıyla dönemin bm genel sekreteri kofi annan tarafından ilk versiyonu 2003 yılında ortaya konulan ve iki tarafta düzenlenen eş zamanlı referandumların gerçekleştirildiği 2004 yılına kadar beş kez revize edilen barış planına verilen kısa ad.
barışı koruma kuvveti: adada tırmanmaya başlayan gerginliği önlemeye yönelik 27 aralık 1963 günü kurulan, üç garantör ülkenin askerlerinden oluşan birlik.
yeşil hat: lefkoşa, barışı koruma kuvveti'nden ingiliz general peter george francis young'ın yeşil bir kalemle harita üzerinde çizdiği bir çizgi ile 30 aralık 1963 günü ikiye ayrıldı. bu tarihten itibaren bu sınır 'yeşil hat' olarak adlandırıldı. bugün adayı boydan boya ikiye bölen 180,5 km uzunluğundaki yeşil hat üzerinde bulunan ara bölge bm kontrolünde bulunuyor. hat, sadece egemen ingiliz üssü dhekelia'nın bulunduğu bölgede kesiliyor.
unficyp: bm'nin 4 mart 1964 tarihinde aldığı kararla kurulan ve adada bugün de görev yapmaya devam eden barış gücüne verilen ad.
türk koçanı: 1974 müdahalesinden önce bugünkü kuzey kıbrıs sınırları içinde yer alan, rumlara ait olmayan taşınmaz malların tapusu. bu taşınmazlar orijinal sahiplerine ait olarak kaldı ve uluslararası hukuk çerçevesinde tanınıyor. o tarihte yabancılara ait olan mülkler de bu statüde. (bkz. 'puan sistemi' bölümü).
rum koçanı: 1974 müdahalesi öncesinde bugünkü kuzey kıbrıs sınırları içinde yer alan ve rumlara ait taşınmaz malların tapusu. bu mallar puan sistemi çerçevesinde dağıtıldı veya yerleşiklere tahsis edildi. bu konuda avrupa insan hakları mahkemesi (aihm) nezdinde birçok dava açıldı. (bkz. 'puan sistemi' bölümü).
puan sistemi: türkiye'nin kıbrıs'a müdahalesi sonrasında kuzeyde kalan rum mülklerinin dağıtımı için oluşturulmuş, adada 'savaş zenginleri' yaratan sistem. türk mukavemet teşkilatı üyelerine, mücahitlere, türk barış kuvvetleri mensuplarına ve güneyde malı kalan kıbrıslı türklere temin edilen puanlar (eşdeğer puan) çerçevesinde ilk olarak sadece kullanım amacıyla tahsis edilen rum mülklerinin daha sonra koçanları da dağıtıldı. türkiye'den gelen yerleşiklere tahsis edilen koçanlar da bunlara eklendiğinde oluşan tablo, kıbrıs'taki mülkiyet sorununun temellerini oluşturuyor.
taşınmaz mal komisyonu: aihm'nin xenides-arestis ile türkiye arasındaki davada verdiği karara göre kuzey kıbrıs'ta 2006 yılında kuruldu. taşınmaz mal yasası (67/2005 sayılı yasa) çerçevesinde kurulan komisyonun amacı taşınmaz mallarla ilgili talepler için etkin bir iç hukuk yolu oluşturmak. aihm, demopoulos ve diğerleri davasında verdiği 1 mart 2010 tarihli kararla komisyon'u etkin bir iç hukuk yolu olarak tanıdı.
gereklilik doktrini: kıbrıslı türkler 1963 yılının aralık ayından başlayarak kıbrıs cumhuriyeti yönetiminden çekildi. yönetimde tek başına kalan rumlar, ülkenin yönetilemez hale geldiğini savunarak yeni bir dönemi başlattı. federal temeldeki 1960 anayasası'nın, parlamentodaki milletvekillerinden mahkemelerdeki hâkimlere kadar ortaklık esasına dayanan bölümleri sadece rumları içerecek şekilde uygulanmaya başlandı. doktrinin hukuki dayanakları, kıbrıs cumhuriyeti ile mustafa ibrahim ve diğerleri arasındaki bir dava çerçevesinde yüksek mahkenin 8 ekim 1964 tarihli kararına ek olarak, 4 mart 1964 tarihli 186 sayılı bm güvenlik konseyi kararıydı.
yararlanılan kaynaklar
al jazeera
1. ses vermek.
2. karşıdan görünmek, çıkıp gelmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. karşıdan görünmek, çıkıp gelmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kadınların ekonomi, bilim, siyaset, sanat ve sosyal sorumluluk projelerinde sadece katılımcı değil, yön ve karar veren bireyler olmalarına katkı koymak hedefiyle 35 kadının öncülüğünde 8 Mart 2021tarihinde kurulan sivil toplum örgütü.
Kısa adı GİKAD olan kıbrıs türk girişimci kadınlar derneği kadınların toplum ekonomisi ve sosyal yapıdaki önemini ortaya çıkarıp, fırsat eşitliği yaratarak, daha etkin olmalarını sağlamak amacını güden derneğin başkanı İçim Çağıner Kavuklu'dur.
Derneğin kurucu üyeleri alfabetik sıra ile;
Amber Ciddi, Ayşem İyikal, Ayşen Debbağ, Ayten Deniz, Berin Avunduk, Çimen Aka, Çise Tunççağ, Dervişe Çerkez, Didem Kaner, Eda Gilanlıoğlu, Esra Ercantan, Faika Yalvaç, Gülsün Yücel, Hazal Eziç, Hidayet Özuysal, Huri Altınör, İçim Kavuklu, Meryem Çerkez, Mine Tokay, Nilay Paralik, Özlem Özbekoğlu, Özlem Ferhatoğluları, Pınar Başman, Refika İnce, Seda Yavaş, Selen Necat, Sema Akbel, Sevim Esendağlı, Sinem Ahmet Raşit, Şebnem Kamacıoğlu, Şehnaz Çehreli, Tanem Ertanın, Yağmur Özyalçın, Yaprak Özyalçın, Ziynet Şah'tır.
facebook
Kısa adı GİKAD olan kıbrıs türk girişimci kadınlar derneği kadınların toplum ekonomisi ve sosyal yapıdaki önemini ortaya çıkarıp, fırsat eşitliği yaratarak, daha etkin olmalarını sağlamak amacını güden derneğin başkanı İçim Çağıner Kavuklu'dur.
Derneğin kurucu üyeleri alfabetik sıra ile;
Amber Ciddi, Ayşem İyikal, Ayşen Debbağ, Ayten Deniz, Berin Avunduk, Çimen Aka, Çise Tunççağ, Dervişe Çerkez, Didem Kaner, Eda Gilanlıoğlu, Esra Ercantan, Faika Yalvaç, Gülsün Yücel, Hazal Eziç, Hidayet Özuysal, Huri Altınör, İçim Kavuklu, Meryem Çerkez, Mine Tokay, Nilay Paralik, Özlem Özbekoğlu, Özlem Ferhatoğluları, Pınar Başman, Refika İnce, Seda Yavaş, Selen Necat, Sema Akbel, Sevim Esendağlı, Sinem Ahmet Raşit, Şebnem Kamacıoğlu, Şehnaz Çehreli, Tanem Ertanın, Yağmur Özyalçın, Yaprak Özyalçın, Ziynet Şah'tır.
durgun, ahmak.
(bkz: Ma neyik be biz? Evrodoyuk? )
kozalak, çam kozalağı.
şişman kimse.
annenin kızkardeşi, teyze.
kızı iley fedai taşkın'ın babası harid Fedai için 90. doğum yılına özel olarak kaleme aldığı yazı şöyledir.
babam harid fedai'nin tam adı ahmed harid fedai olmakla beraber o ahmed adını pek kullanmamıştır. bu nedenle hep harid fedai olarak tanınmıştır. ahmed adını ise sadece hiciv ve taşlamalarında ahmed peykân olarak kullandığı görülmektedir. lefke doğumlu olan harid fedai'nin doğduğu yerin hayatında çok önemli bir yeri vardır. lefke kasabası fetihten bu yana (1571) türk kalmış ada'nın tek kasabası idi ve bu kasabanın malvarlığı harid fedai'nin ailesine aitti. anne ve baba tarafından köklü ailelerden gelen harid fedai'nin babasının büyük babası, mabeyn'de hasan tahsin paşa kâtiplerinden şiire meraklı, kelimelerle oynamayı çok seven bir zattı.
“baddâl ağa” olarak bilinen hasan fedai efendi güçlü kalemi ve şiire meraklı kişiliğinin yanı sıra, bahçelerle de uğraşmayı seven bir kişi olması nedeniyle yılın altı ayını kıbrıs lefke'de, altı ayını ise istanbul'da geçirdiği bilinmektedir. işte harid fedai'nin güçlü kalemi, kelimelerle ustalıkla oynaması, şiire merakı ve bahçelere olan düşkünlüğünün büyük büyük dedesi baddâl ağa hasan fedai efendiden geldiği aşikârdır. baddâl ağa'nın çocuklarından biri olan ve harid fedai'nin adını taşıdığı dedesi ahmed harid efendi ve eşi mihriban hanım'ın ilk oğlu abdullah, yakın akrabalarından birinin kıskançlığı yüzünden öldürtülünce, aile kötü günler geçirecek ve lefke'den lefkoşa'ya taşınacaktı. kısa bir süre sonra da üzüntüden harid efendi ve mihriban hanım arka arkaya hayata gözlerini yumacaklardı. bu arada birçok önemli eşyalarının yanında baddâl ağa'nın cönkü de kaybolup gidecekti. harid fedai vefat edene kadar hep bu cönkü aramış ve bulamamanın da üzüntüsünü çekmişti.
baddâl ağa hasan fedai efendi 3 oğlu olmasına rağmen 'fedai' adını, oğlu Ahmed Harid Efendi'ye ve onun çocuklarına vermiştir. Böylelikle Fedai soyadı büyük dedelerimizden bize miras olarak aktarılmıştır. Harid Fedai'nin annesi Lütfiye Hanım ise Kıbrıs'ın en eski ailelerinden biri olan Bodamyalı-zâde ailesine mensup Kadı Ahmed Aziz Efendi'nin kızı 'Kadıkızı' diye adlandırılan Hatice Hanım ile Ahmed Galip Paşa'nın 7 çocuğundan biridir. Napolyon'un Akkâ kalesi muhasarasında Cezar Ahmed Paşa'nın komutanlarından biri olan Hacı Paşa savaştan sonra İstanbul'a gitmek üzere yelken açar. Aylardan Nisan ayıdır. Kıbrıs önlerine gelince turunç çiçeklerinin kokularıyla mest olur. Hemen Kıbrıs adasına çıkarak Lefkeye gider. Cennet-i âlâdan bir köşe olarak gördüğü bu kasabada kalmaya karar verir. Bol bol topraklar edinmeye başlar, yerli bir hanımla evlenir. Oğlu Hacı İzzet Efendi (Küçük İzzet) Ahmed Galip Paşa'nın babasıdır. Harid Fedai'nin turunç ve portakal çiçeklerine olan inanılmaz tutkusu ve savaşçı, korkusuz güçlü karakterinin de Hacı Paşa dedesinden geldiği anlaşılmaktadır.
Harid Fedai'nin büyük dayısı 'Felesof' adı ile ün salmış, Necmi Sakıb Bodamyalızâde (Mahmûd Necmî) ise kitaplara olan tutkunluğu ile bilinmektedir. Felesof Kıbrıs'ta ilk özel okul olan Shakespeare Okulu'nu kurmuş (1927) ve karma olan bu okulda yetişen kız öğrenciler Kıbrıs'ın ilk Türk bayan öğretmenleri olmuştur. İşte Harid Fedai'nin kitaplara aşırı merakı ve eğitime olan tutkusu da onu çok seven büyük dayısından gelmiştir. Kıbrıs'ın içinde bulunduğu durum nedeniyle 1950'li yıllarında gençler arasında Kıbrıs'ın Türkiye'ye katılması vazgeçilmez bir tutku haline gelmiş ve genç Harid yazdığı yazılar, şiirler ve söylemlerle bu tutkunun önemli mimarlarından biri olmuştur. Bir Türkiye sevdalısı ve Kıbrıs aşığı olan Harid Fedai üniversite hayatını Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü ve daha sonra da İstanbul Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nde tamamlamıştır.
Mezuniyet yılı olan 1953'te ilk kitabının yayınlanmasının da mutluluğunu yaşamıştı. 'Zenda Mahkûmları' adlı tercüme eseri 'Bütün Dünya' dergisinin üçüncü kitabı olarak yayınlanmıştı. Mezuniyetlerinin ardından kendisine yapılan ciddi ve önemli teklifleri geri çevirmiş, “Vatanıma borcum var” diyerek Kıbrıs'a geri dönmüştür. Hasan Fedai ve Lütfiye Hanım'ın en büyük oğlu olarak dünyaya gelen Ahmed Harid Fedai görüldüğü gibi ailesinden gelen tüm önemli özellikleri üzerinde toplamıştır. Bunun yanı sıra çocukluğundan itibaren hayatın kendisine rol biçtiği hep 'güçlü olma' görevini yerine getirmiştir. Anne ve babası ve iki kardeşinin en büyük destekçisi ve dayanağı olduğu gibi Devleti'nin kendisine verdiği özel görevleri de büyük bir titizlik, disiplin, başarı içerisinde yerine getirmiştir. 1960-1974 yılları hep mücadele ile geçen ve araştırma yazılarını yazamayan Fedai, 1974 yılından sonra araştırma çalışmalarına dönmek istese de, ona olan ihtiyaçtan görevine devam etmek zorunda kalacaktı. Harid Fedai, Kıbrıs Türk kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılması ve ada dışında da tanıtılması yolunda, 1985 yılından itibaren Kıbrıs, Türkiye ve diğer ülkelerde ulusal ve uluslararası birçok kongre ve toplantılara katılarak bildiriler sunmaya; araştırma ve inceleme yazıları yayımlamaya başlayacaktı. Ancak derin araştırma yapma, kitap yazma tutkusu gittik sonra artacak ve içindeki geç kalma korkusu büyüyecekti. Daha hızlı ve daha rahat çalışmalıydı, bu nedenle çareyi emeklilikte bulacaktı. 1988 yılında, 58 yaşında kendi isteğiyle emekli olunca, esas mesleğine ve bir ömür boyu biriktirdiği arşivine rahatça geri dönerek çalışmalarını artıracaktı.
İşte Kıbrıs Türk Edebiyatı'nın, Kıbrıs Türk Kültürü'nün ve emek veren değerlerinin varlığı bu tarihten itibaren tek tek gün yüzüne çıkarılarak duyurulmaya başlanacaktı. Tek bir amacı vardı Harid Fedai'nin Kıbrıs'ta bir Türk Kültürü'nün varlığına vurgu yaparak, kendinden önce yaşamış olan değerleri, eserleri, genç kuşaklara aktarmak, tanıtmak ve unutturmamak. Başlattığı bu hareketin çoğalması için de birçok arkadaşını ve öğrencisini araştırma yapmaları için teşvik edecek, örnek olacak, yüreklendirecek, motive edecek ve kaynaklarını onlara da açacaktı. Harid Fedai özellikle Kıbrıs Türk Kültürü üzerine yaptığı araştırmaları ve şiirleriyle tanınmıştır. Kıbrıs Türk kültür, tarih ve edebiyatına ait eski yazı (Osmanlı Türkçesi) eser, gazete-dergi, bilgi ve belgeleri, yıllar süren takip ve bin bir emekle bulup toparlamış, incelemiş ve yayıma hazırlamıştır. O, bu kaynaklardan bulabildiklerini kaybolmaktan kurtarmak ve gün yüzüne çıkarmak gibi milli bir görev üstlenmişti. Çok güçlü bir hafızası ve inanılmaz bilgi dağarcığı vardı. Ona 'Ayaklı Tarih' de denmesi hiç de boşuna değildi. Her konuda derin ve engin bilgisi vardı. Kendi kendine sürekli şiir okur, söylemek istediklerini ise hicivlerle, taşlamalarla ifade eder, son derece kibar bir dil kullanırdı. Harid Fedai disiplinli, dakik, kurallara bağlıydı. Ve hep acelesi vardı, çünkü daha gün yüzüne çıkaracağı çok eserler, kişiler, kitaplar vardı yeni nesillere aktarılacak…
Dile kolay, bu 29 yıla 300 den fazla makale, 40 kusur kitap, 27 yıl hiç ara vermeden Kıbrıs Gazetesinde yazdığı 'Eski Basınımızdan' köşesi, öğrenciler yetiştirme ve daha nicelerini sığdırdı. Kurucu Cumhurbaşkanımız Merhum Sayın Rauf Raif Denktaş onu anlatırken sarf ettiği sözler Harid Fedai yi anlatmanın özetidir aslında “Harid Fedai Bey gibi her okulumuzda 5'er 10'ar öğretmen olsaydı şimdi ülkemiz çok daha yükseklerde olurdu.” Harid Fedai'nin 2010 yılı dönüm noktası oldu 1961 yılından itibaren hiç ayrılmadığı hayat arkadaşını Işık Fedai'yi zamansız kaybedince en büyük destekçisi ve gücünü kaybetti. Günümüzde pek de bulunmayan çok fedakâr ve özverili bir eşe sahipti. Onun kendinden önce veda edeceğini hiç düşünmezdi ve bunu kabul etmekte zorlandı. Güçlü kişiliğinin altında inanılmaz bir çöküntü yasadı, hayat kendisine acı bir oyun oynamıştı. Dik durmaya çalışsa da çok zor günler geçirdik beraber. Onu hayatta tutmanı tek yolu yazılarına geri döndürmekti ve uzun ve ısrarlı çalışmalar sonucunda bunu başaracaktım. 87 yaşına kadar Üniversite'de ders vermeye devam etti. Gençleri yetiştirmekten onların arasında olmaktan çok mutlu olurdu. Özellikle kız çocuklarının okumasını isterdi çünkü çocukların iyi yetişmesi 'kültürlü annelerle mümkün olur' diye inananlardandı. Gençlerin okuması için maddi manevi katkısını onlardan hiç esirgemezdi. Varlığı ve yokluğu çok iyi bildiğinden ihtiyacı olan herkese, özellikle de eğitim ve araştırma içinse tereddütsüz yardıma koşardı. Hasta olduğu günlerde bile kendinden çok maddi destek verdiği öğrencileri düşündü. Bir şekilde onlara yardımlarını ulaştırmak için de adını taşıyan torunundan destek istedi.
O bir savaşçıydı ve mücadele etmeliydi. 9 ay etti de benim için. Ancak, eşini çok özlemiş ve yaşlı bedeni çok yorulmuştu. Hastalık onu ağır ağır yenmeye başlamıştı ve belki de ilk kez yenilgiyi tadıyordu. Bu nedenle üniversitede ders vermeyi bırakma zamanı gelmişti. Benim isteğimle öyle de yaptı. 27 yıl yazdığı Kıbrıs Gazetesi'ne de veda edecekti. Şubat 2017 de yazdığı veda yazısı, 19 Haziran 2017 de gazeteye gönderdiği yazıların sonuncusu olarak “Veda Zamanı” başlığıyla yayınlandı. O zamanın geldiğinin farkındaydı ve artık kendisini dönülmez yolculuğa hazırlamaya başlamıştı. Mücadeleyi bırakarak, eline kalem ve kitap almayı reddeder olmuştu. Bir gün küçük bir defter ve bir kalem istedi. Çok sevinmiştim, çünkü hayata geri dönüyor demekti. Bu kez yanılmıştım. O mezar taşının üzerine yazılacak yazıyı hazırlamıştı. Onun deyimiyle bu bir tarih düşürmeydi… Ve son yazısıydı… Mâbeyn'de Hasan Tahsîn Paşa Kâtiblerinden Baddâl-Ağa Hasan Fedâî Efendi Torunu Ahmed Harid Fedai (12.10.1930-…); Eşinin Beklentisine Daha Fazla Dayanamayıp Engin Ufuklara Yelken açmıştır. Nur İçinde Uyusun Geriye gurur duyduğum Onurlu bir isim, muhteşem bir kütüphane, muazzam bir arşiv bıraktı. Şimdi… “Vatanıma Borcum Var” diyerek elinin tersiyle tüm imkânları iterek ülkesine geri dönüp her alanda hizmet veren Harid Fedai'ye ülkesinin vefa borcu yok mu? diye hükümet edenlere sormadan geçemiyorum…
Ruhu Şad Olsun…
babam harid fedai'nin tam adı ahmed harid fedai olmakla beraber o ahmed adını pek kullanmamıştır. bu nedenle hep harid fedai olarak tanınmıştır. ahmed adını ise sadece hiciv ve taşlamalarında ahmed peykân olarak kullandığı görülmektedir. lefke doğumlu olan harid fedai'nin doğduğu yerin hayatında çok önemli bir yeri vardır. lefke kasabası fetihten bu yana (1571) türk kalmış ada'nın tek kasabası idi ve bu kasabanın malvarlığı harid fedai'nin ailesine aitti. anne ve baba tarafından köklü ailelerden gelen harid fedai'nin babasının büyük babası, mabeyn'de hasan tahsin paşa kâtiplerinden şiire meraklı, kelimelerle oynamayı çok seven bir zattı.
“baddâl ağa” olarak bilinen hasan fedai efendi güçlü kalemi ve şiire meraklı kişiliğinin yanı sıra, bahçelerle de uğraşmayı seven bir kişi olması nedeniyle yılın altı ayını kıbrıs lefke'de, altı ayını ise istanbul'da geçirdiği bilinmektedir. işte harid fedai'nin güçlü kalemi, kelimelerle ustalıkla oynaması, şiire merakı ve bahçelere olan düşkünlüğünün büyük büyük dedesi baddâl ağa hasan fedai efendiden geldiği aşikârdır. baddâl ağa'nın çocuklarından biri olan ve harid fedai'nin adını taşıdığı dedesi ahmed harid efendi ve eşi mihriban hanım'ın ilk oğlu abdullah, yakın akrabalarından birinin kıskançlığı yüzünden öldürtülünce, aile kötü günler geçirecek ve lefke'den lefkoşa'ya taşınacaktı. kısa bir süre sonra da üzüntüden harid efendi ve mihriban hanım arka arkaya hayata gözlerini yumacaklardı. bu arada birçok önemli eşyalarının yanında baddâl ağa'nın cönkü de kaybolup gidecekti. harid fedai vefat edene kadar hep bu cönkü aramış ve bulamamanın da üzüntüsünü çekmişti.
baddâl ağa hasan fedai efendi 3 oğlu olmasına rağmen 'fedai' adını, oğlu Ahmed Harid Efendi'ye ve onun çocuklarına vermiştir. Böylelikle Fedai soyadı büyük dedelerimizden bize miras olarak aktarılmıştır. Harid Fedai'nin annesi Lütfiye Hanım ise Kıbrıs'ın en eski ailelerinden biri olan Bodamyalı-zâde ailesine mensup Kadı Ahmed Aziz Efendi'nin kızı 'Kadıkızı' diye adlandırılan Hatice Hanım ile Ahmed Galip Paşa'nın 7 çocuğundan biridir. Napolyon'un Akkâ kalesi muhasarasında Cezar Ahmed Paşa'nın komutanlarından biri olan Hacı Paşa savaştan sonra İstanbul'a gitmek üzere yelken açar. Aylardan Nisan ayıdır. Kıbrıs önlerine gelince turunç çiçeklerinin kokularıyla mest olur. Hemen Kıbrıs adasına çıkarak Lefkeye gider. Cennet-i âlâdan bir köşe olarak gördüğü bu kasabada kalmaya karar verir. Bol bol topraklar edinmeye başlar, yerli bir hanımla evlenir. Oğlu Hacı İzzet Efendi (Küçük İzzet) Ahmed Galip Paşa'nın babasıdır. Harid Fedai'nin turunç ve portakal çiçeklerine olan inanılmaz tutkusu ve savaşçı, korkusuz güçlü karakterinin de Hacı Paşa dedesinden geldiği anlaşılmaktadır.
Harid Fedai'nin büyük dayısı 'Felesof' adı ile ün salmış, Necmi Sakıb Bodamyalızâde (Mahmûd Necmî) ise kitaplara olan tutkunluğu ile bilinmektedir. Felesof Kıbrıs'ta ilk özel okul olan Shakespeare Okulu'nu kurmuş (1927) ve karma olan bu okulda yetişen kız öğrenciler Kıbrıs'ın ilk Türk bayan öğretmenleri olmuştur. İşte Harid Fedai'nin kitaplara aşırı merakı ve eğitime olan tutkusu da onu çok seven büyük dayısından gelmiştir. Kıbrıs'ın içinde bulunduğu durum nedeniyle 1950'li yıllarında gençler arasında Kıbrıs'ın Türkiye'ye katılması vazgeçilmez bir tutku haline gelmiş ve genç Harid yazdığı yazılar, şiirler ve söylemlerle bu tutkunun önemli mimarlarından biri olmuştur. Bir Türkiye sevdalısı ve Kıbrıs aşığı olan Harid Fedai üniversite hayatını Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü ve daha sonra da İstanbul Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nde tamamlamıştır.
Mezuniyet yılı olan 1953'te ilk kitabının yayınlanmasının da mutluluğunu yaşamıştı. 'Zenda Mahkûmları' adlı tercüme eseri 'Bütün Dünya' dergisinin üçüncü kitabı olarak yayınlanmıştı. Mezuniyetlerinin ardından kendisine yapılan ciddi ve önemli teklifleri geri çevirmiş, “Vatanıma borcum var” diyerek Kıbrıs'a geri dönmüştür. Hasan Fedai ve Lütfiye Hanım'ın en büyük oğlu olarak dünyaya gelen Ahmed Harid Fedai görüldüğü gibi ailesinden gelen tüm önemli özellikleri üzerinde toplamıştır. Bunun yanı sıra çocukluğundan itibaren hayatın kendisine rol biçtiği hep 'güçlü olma' görevini yerine getirmiştir. Anne ve babası ve iki kardeşinin en büyük destekçisi ve dayanağı olduğu gibi Devleti'nin kendisine verdiği özel görevleri de büyük bir titizlik, disiplin, başarı içerisinde yerine getirmiştir. 1960-1974 yılları hep mücadele ile geçen ve araştırma yazılarını yazamayan Fedai, 1974 yılından sonra araştırma çalışmalarına dönmek istese de, ona olan ihtiyaçtan görevine devam etmek zorunda kalacaktı. Harid Fedai, Kıbrıs Türk kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılması ve ada dışında da tanıtılması yolunda, 1985 yılından itibaren Kıbrıs, Türkiye ve diğer ülkelerde ulusal ve uluslararası birçok kongre ve toplantılara katılarak bildiriler sunmaya; araştırma ve inceleme yazıları yayımlamaya başlayacaktı. Ancak derin araştırma yapma, kitap yazma tutkusu gittik sonra artacak ve içindeki geç kalma korkusu büyüyecekti. Daha hızlı ve daha rahat çalışmalıydı, bu nedenle çareyi emeklilikte bulacaktı. 1988 yılında, 58 yaşında kendi isteğiyle emekli olunca, esas mesleğine ve bir ömür boyu biriktirdiği arşivine rahatça geri dönerek çalışmalarını artıracaktı.
İşte Kıbrıs Türk Edebiyatı'nın, Kıbrıs Türk Kültürü'nün ve emek veren değerlerinin varlığı bu tarihten itibaren tek tek gün yüzüne çıkarılarak duyurulmaya başlanacaktı. Tek bir amacı vardı Harid Fedai'nin Kıbrıs'ta bir Türk Kültürü'nün varlığına vurgu yaparak, kendinden önce yaşamış olan değerleri, eserleri, genç kuşaklara aktarmak, tanıtmak ve unutturmamak. Başlattığı bu hareketin çoğalması için de birçok arkadaşını ve öğrencisini araştırma yapmaları için teşvik edecek, örnek olacak, yüreklendirecek, motive edecek ve kaynaklarını onlara da açacaktı. Harid Fedai özellikle Kıbrıs Türk Kültürü üzerine yaptığı araştırmaları ve şiirleriyle tanınmıştır. Kıbrıs Türk kültür, tarih ve edebiyatına ait eski yazı (Osmanlı Türkçesi) eser, gazete-dergi, bilgi ve belgeleri, yıllar süren takip ve bin bir emekle bulup toparlamış, incelemiş ve yayıma hazırlamıştır. O, bu kaynaklardan bulabildiklerini kaybolmaktan kurtarmak ve gün yüzüne çıkarmak gibi milli bir görev üstlenmişti. Çok güçlü bir hafızası ve inanılmaz bilgi dağarcığı vardı. Ona 'Ayaklı Tarih' de denmesi hiç de boşuna değildi. Her konuda derin ve engin bilgisi vardı. Kendi kendine sürekli şiir okur, söylemek istediklerini ise hicivlerle, taşlamalarla ifade eder, son derece kibar bir dil kullanırdı. Harid Fedai disiplinli, dakik, kurallara bağlıydı. Ve hep acelesi vardı, çünkü daha gün yüzüne çıkaracağı çok eserler, kişiler, kitaplar vardı yeni nesillere aktarılacak…
Dile kolay, bu 29 yıla 300 den fazla makale, 40 kusur kitap, 27 yıl hiç ara vermeden Kıbrıs Gazetesinde yazdığı 'Eski Basınımızdan' köşesi, öğrenciler yetiştirme ve daha nicelerini sığdırdı. Kurucu Cumhurbaşkanımız Merhum Sayın Rauf Raif Denktaş onu anlatırken sarf ettiği sözler Harid Fedai yi anlatmanın özetidir aslında “Harid Fedai Bey gibi her okulumuzda 5'er 10'ar öğretmen olsaydı şimdi ülkemiz çok daha yükseklerde olurdu.” Harid Fedai'nin 2010 yılı dönüm noktası oldu 1961 yılından itibaren hiç ayrılmadığı hayat arkadaşını Işık Fedai'yi zamansız kaybedince en büyük destekçisi ve gücünü kaybetti. Günümüzde pek de bulunmayan çok fedakâr ve özverili bir eşe sahipti. Onun kendinden önce veda edeceğini hiç düşünmezdi ve bunu kabul etmekte zorlandı. Güçlü kişiliğinin altında inanılmaz bir çöküntü yasadı, hayat kendisine acı bir oyun oynamıştı. Dik durmaya çalışsa da çok zor günler geçirdik beraber. Onu hayatta tutmanı tek yolu yazılarına geri döndürmekti ve uzun ve ısrarlı çalışmalar sonucunda bunu başaracaktım. 87 yaşına kadar Üniversite'de ders vermeye devam etti. Gençleri yetiştirmekten onların arasında olmaktan çok mutlu olurdu. Özellikle kız çocuklarının okumasını isterdi çünkü çocukların iyi yetişmesi 'kültürlü annelerle mümkün olur' diye inananlardandı. Gençlerin okuması için maddi manevi katkısını onlardan hiç esirgemezdi. Varlığı ve yokluğu çok iyi bildiğinden ihtiyacı olan herkese, özellikle de eğitim ve araştırma içinse tereddütsüz yardıma koşardı. Hasta olduğu günlerde bile kendinden çok maddi destek verdiği öğrencileri düşündü. Bir şekilde onlara yardımlarını ulaştırmak için de adını taşıyan torunundan destek istedi.
O bir savaşçıydı ve mücadele etmeliydi. 9 ay etti de benim için. Ancak, eşini çok özlemiş ve yaşlı bedeni çok yorulmuştu. Hastalık onu ağır ağır yenmeye başlamıştı ve belki de ilk kez yenilgiyi tadıyordu. Bu nedenle üniversitede ders vermeyi bırakma zamanı gelmişti. Benim isteğimle öyle de yaptı. 27 yıl yazdığı Kıbrıs Gazetesi'ne de veda edecekti. Şubat 2017 de yazdığı veda yazısı, 19 Haziran 2017 de gazeteye gönderdiği yazıların sonuncusu olarak “Veda Zamanı” başlığıyla yayınlandı. O zamanın geldiğinin farkındaydı ve artık kendisini dönülmez yolculuğa hazırlamaya başlamıştı. Mücadeleyi bırakarak, eline kalem ve kitap almayı reddeder olmuştu. Bir gün küçük bir defter ve bir kalem istedi. Çok sevinmiştim, çünkü hayata geri dönüyor demekti. Bu kez yanılmıştım. O mezar taşının üzerine yazılacak yazıyı hazırlamıştı. Onun deyimiyle bu bir tarih düşürmeydi… Ve son yazısıydı… Mâbeyn'de Hasan Tahsîn Paşa Kâtiblerinden Baddâl-Ağa Hasan Fedâî Efendi Torunu Ahmed Harid Fedai (12.10.1930-…); Eşinin Beklentisine Daha Fazla Dayanamayıp Engin Ufuklara Yelken açmıştır. Nur İçinde Uyusun Geriye gurur duyduğum Onurlu bir isim, muhteşem bir kütüphane, muazzam bir arşiv bıraktı. Şimdi… “Vatanıma Borcum Var” diyerek elinin tersiyle tüm imkânları iterek ülkesine geri dönüp her alanda hizmet veren Harid Fedai'ye ülkesinin vefa borcu yok mu? diye hükümet edenlere sormadan geçemiyorum…
Ruhu Şad Olsun…
'barbaracık' anlamındadır.
1966 yılında Samsun'da doğdu. Ailece 1975 yılında Kıbrıs'a yerleşti. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olup, Yüksek Lisansını Yakın Doğu Üniversitesi Eğitim Yönetimi, Denetimi, Planlanması ve Ekonomisi Anabilimi Dalında tezli olarak tamamladı.
1996 yılında Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Gazimağusa Bölge Müdürlüğü'nde göreve başladı. Sivil Savunma Teşkilatı'nda birçok yurtiçi ve yurtdışı eğitim yanında, ABD'de Fullbright Komisyonu'nun düzenlediği Arama Kurtarma Eğitimine katıldı.
2009 yılında Sivil Savunma Gazimağusa Bölge Müdürlüğü görevinden ayrılarak, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü'ne atandı. Uzun yıllar futbolcu, yönetici ve amatör antrenörlük yaptı. KKTC Karadeniz Kültür Derneği Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. KKTC Gazimağusa Maraş Masterleri Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyeliği'nde bulundu.
28 Temmuz 2013 Erken Genel Seçimlerinde Ulusal Birlik Partisi'nden Gazimağusa Milletvekili seçildi. Meclis Divan Katibi olarak görevini yürüttü. UBP Grup Başkan Vekilliği yaptı.
7 Ocak 2018 Milletvekilliği Erken Genel Seçimlerinde yeniden Ulusal Birlik Partisi Gazimağusa Milletvekili seçildi.
22 Mayıs 2019 tarihinde kurulan Ulusal Birlik Partisi ile Halkın Partisi Koalisyon Hükümetinde Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı olarak görev aldı. Bu görevi 9 Aralık 2020 tarihinde sona erdi. 9 Aralık 2020 tarihinde kurulan UBP-DP-YDP Koalisyon Hükümetinde Maliye Bakanı olarak görev aldı.
23 Ocak 2022 tarihinde gerçekleşen Milletvekilliği Erken Genel Seçimlerinde yeniden Ulusal Birlik Partisi Gazimağusa Milletvekili seçildi.
Evli ve üç çocuk babasıdır.
1996 yılında Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Gazimağusa Bölge Müdürlüğü'nde göreve başladı. Sivil Savunma Teşkilatı'nda birçok yurtiçi ve yurtdışı eğitim yanında, ABD'de Fullbright Komisyonu'nun düzenlediği Arama Kurtarma Eğitimine katıldı.
2009 yılında Sivil Savunma Gazimağusa Bölge Müdürlüğü görevinden ayrılarak, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü'ne atandı. Uzun yıllar futbolcu, yönetici ve amatör antrenörlük yaptı. KKTC Karadeniz Kültür Derneği Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. KKTC Gazimağusa Maraş Masterleri Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyeliği'nde bulundu.
28 Temmuz 2013 Erken Genel Seçimlerinde Ulusal Birlik Partisi'nden Gazimağusa Milletvekili seçildi. Meclis Divan Katibi olarak görevini yürüttü. UBP Grup Başkan Vekilliği yaptı.
7 Ocak 2018 Milletvekilliği Erken Genel Seçimlerinde yeniden Ulusal Birlik Partisi Gazimağusa Milletvekili seçildi.
22 Mayıs 2019 tarihinde kurulan Ulusal Birlik Partisi ile Halkın Partisi Koalisyon Hükümetinde Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı olarak görev aldı. Bu görevi 9 Aralık 2020 tarihinde sona erdi. 9 Aralık 2020 tarihinde kurulan UBP-DP-YDP Koalisyon Hükümetinde Maliye Bakanı olarak görev aldı.
23 Ocak 2022 tarihinde gerçekleşen Milletvekilliği Erken Genel Seçimlerinde yeniden Ulusal Birlik Partisi Gazimağusa Milletvekili seçildi.
Evli ve üç çocuk babasıdır.
küçük çan.
ağustos böceği.
ayrıca Müjde Alganer'in bir kitabı.
ayrıca Müjde Alganer'in bir kitabı.
Avustralya'da yayın yapan SPS adlı televizyon, radyo ve dijital medya hizmetleri veren ulusal kamu yayıncılık kuruluşunun Türkçe servisi. Gerek sundukları haberler gerekse radyo ve podcast programları ile oldukça iyi iş çıkarıyorlar.
https://www.sbs.com.au/language/turkish
facebook
https://www.sbs.com.au/language/turkish
Meyvesi incir biçiminde, hamken yeşil, pişmesi için meyveleri tek tek bıçakla yarılan çok uzun ömürlü ağaç (Ficus sycomorus). Mısır'dan getirildiği rivayet edilir. Gazimağusa'daki Lala Mustafa Paşa Camisi avlusundaki cümbez fidanının tarafından Katedralin açılışının yapıldığı 1312 yılında dikildiği belirtilmektedir.
çok telaşlı bir biçimde, telaş içinde bulunmak. cürya gürya. hürya gürya.
tavukların altına konan cılk yumurta.
Yeniden Doğuş partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı ile Milletin Partisi parti kurucusu Bertan Zaroğlu'nun sosyal medya üzerinden birbirlerini yemesi durumu.
daha önce de pek çok atışma yaşayan bu iki siyasetçiden bertan zaroğlu bugün yaptığı facebook paylaşımında "erhan efendi sana bu kapıda ekmek yok!" başlığı altında Erhan Arıklı'yı küfürbaz, kötülük peşinde, akbaba olarak niteledi. ancak Zaroğlu "iki gözüm" diyerek sevgi sözcükleri kullanmayı da ihmal etmedi.
Bunun üzerine Erhan Arıklı cevaben "Utanmadan Konuşmaya devam ediyor..." diye yazdı. Bertan Zaroğlu'na "Namümkün Bertan" lakabı takıldığından dem vuran Arıklı, Zaroğlu'nu arkadaşlarını satmakla itham ederek siyasette ilkeli duruştan söz etti.
Ne deyelim yeyin birbirinizi ete para vermeyin.
daha önce de pek çok atışma yaşayan bu iki siyasetçiden bertan zaroğlu bugün yaptığı facebook paylaşımında "erhan efendi sana bu kapıda ekmek yok!" başlığı altında Erhan Arıklı'yı küfürbaz, kötülük peşinde, akbaba olarak niteledi. ancak Zaroğlu "iki gözüm" diyerek sevgi sözcükleri kullanmayı da ihmal etmedi.
Bunun üzerine Erhan Arıklı cevaben "Utanmadan Konuşmaya devam ediyor..." diye yazdı. Bertan Zaroğlu'na "Namümkün Bertan" lakabı takıldığından dem vuran Arıklı, Zaroğlu'nu arkadaşlarını satmakla itham ederek siyasette ilkeli duruştan söz etti.
Ne deyelim yeyin birbirinizi ete para vermeyin.
çekinmeyi gerektirecek durum, tehlike.
3. aşıyı daha dün oldum. Çin, İngiliz, Alman dozları derken vücudum 'kokteyl'e döndü.
toplandıktan sonra ağaçta kalan meyveler.
Birinin bir şeyi başarmaya veya elde etmeye çalıştığında sonunda başaramayacağını hiçbir şey elde edemeyeceğini abartılı ifade etmek için bugüne kadar kullandığımız bir ifade.
fırındaki külleri temizlemek için değneğin ucuna takılan paçavra.
sövmek. kalaylamak.
tavşan yavrusu.
bir tür siyah erik, mürdürmeriği.
dudu kuşu, papağan.
kontrol etmek.
Rumca: τσιακκάρω çakkaro.
Rumca: τσιακκάρω çakkaro.
ağustos böceği.
pedala basmak; vurmak
'balarisledim gözünün ortasına.'
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
'balarisledim gözünün ortasına.'
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
sorunları çözmek ve ardından neşelenmek durumu.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
koşmak, hızlı gitmek.
gemileri kalafat yapmada veya temizlik işlerinde kullanılan kendir lifi veya pamuk, üstüpü.
tahta kasa; tabut.
Carduelis chloris. Bağbozumunda sürü halinde gelen kuş.
seyrek dikmek.
Soyadı Atatürk tarafından verilen istiklal madalyası sahibi kıbrıslı türk devlet adamı.
1873 yılında Lefkoşa'da dünyaya geldi. Yorgancıbaşılardan Askeri memur emeklisi Şükrü Efendi'nin oğludur. Lefkoşa Rüştiyesi'nde orta eğitimini yaptıktan sonra Kıbrıslı Kamil Paşa'nın sadrazamlığı zamanında yüksek eğitim için açılan yarışmayı kazanarak İstanbul'a gitti. Mülkiye Mektebi'nde yüksek eğitimini tamamladı.
1897 yılı Kasım ayında Cezayir Bahri Sefid Vilayet memurluğuna tayin edilerek kamu hizmetine başladı, bu görevde iken stajını tamamladı ve kaymakamlığa terfi oldu. kaymakam olarak; Halep/Rumkale (1900), Menbiç (1902), Kosova (1906), Harım (1907), Manastır (1909), Edirne (1910), Kilis (1911), İskenderun (1913)'da kamu görevi yaptıktan sonra mutasarrıflığa terfi etti. Mutasarrıf olarak; Cebeli Bereket (1915), Akka (1916), Niğde (1917),
Antalya (1918), Balıkesir (1918) ve Eskişehir (1919)'de kamu hizmetinde bulundu. Balıkesir Mutasarrıfı iken Milli Mücadele'ye katıldı. Eskişehir Mutasarrıfı iken Ali Fuat Cebesoy Paşa ile iş birliği yaparak İngiliz birliklerinin Eskişehir'den uzaklaştırılmasında önemli rol oynadı.
Nisan 1921 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dahiliye Vekaleti vilayetler idaresi umum müdürü oldu. Kısa bir süre de Kırşehir mutasarrıflığı yaptı. Temmuz 1921'de Kastamonu Valiliği'ne getirildi. bu görevde iken şapka devrimi'nin Kastamonu'dan, Anadolu'nun her yerine yayılmasına öncülük etti. 1926-1933 tarihleri arasında bursa valiliği yaptı.
24 haziran 1933 tarihinde Şurayı Devlet Azalığına getirildi. Kasım 1933'de emekli oldu. aynı yıl Trabzon Milletvekili, 5. ve 6. dönemlerde Bursa Milletvekili oldu. 1948 yılı Temmuz ayında yapılan seçimlerde başarılı olamayınca mebusluğu sona erdi.
meslek yaşamı boyunca, toplam 20 ayrı yerde bulunmuş ve 25 değişik görevi yerine getirmiştir. 36 yıl devlet hizmetinde bulunmuş, 13 yıl da milletvekilliği ile beraber 49 yıl hizmet etmiştir.
Soyadını "Güvendiren" olarak Mustafa Kemal Atatürk vermişti. tasavvuf üstüne geniş bilgisi ile tanınırdı. Hüseyin Fatih Güverdiren yaptığı hizmetlerden dolayı beyaz şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.
1955 yılında Ankara'da 84 yaşında vefat etti.
![]()
1873 yılında Lefkoşa'da dünyaya geldi. Yorgancıbaşılardan Askeri memur emeklisi Şükrü Efendi'nin oğludur. Lefkoşa Rüştiyesi'nde orta eğitimini yaptıktan sonra Kıbrıslı Kamil Paşa'nın sadrazamlığı zamanında yüksek eğitim için açılan yarışmayı kazanarak İstanbul'a gitti. Mülkiye Mektebi'nde yüksek eğitimini tamamladı.
1897 yılı Kasım ayında Cezayir Bahri Sefid Vilayet memurluğuna tayin edilerek kamu hizmetine başladı, bu görevde iken stajını tamamladı ve kaymakamlığa terfi oldu. kaymakam olarak; Halep/Rumkale (1900), Menbiç (1902), Kosova (1906), Harım (1907), Manastır (1909), Edirne (1910), Kilis (1911), İskenderun (1913)'da kamu görevi yaptıktan sonra mutasarrıflığa terfi etti. Mutasarrıf olarak; Cebeli Bereket (1915), Akka (1916), Niğde (1917),
Antalya (1918), Balıkesir (1918) ve Eskişehir (1919)'de kamu hizmetinde bulundu. Balıkesir Mutasarrıfı iken Milli Mücadele'ye katıldı. Eskişehir Mutasarrıfı iken Ali Fuat Cebesoy Paşa ile iş birliği yaparak İngiliz birliklerinin Eskişehir'den uzaklaştırılmasında önemli rol oynadı.
Nisan 1921 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dahiliye Vekaleti vilayetler idaresi umum müdürü oldu. Kısa bir süre de Kırşehir mutasarrıflığı yaptı. Temmuz 1921'de Kastamonu Valiliği'ne getirildi. bu görevde iken şapka devrimi'nin Kastamonu'dan, Anadolu'nun her yerine yayılmasına öncülük etti. 1926-1933 tarihleri arasında bursa valiliği yaptı.
24 haziran 1933 tarihinde Şurayı Devlet Azalığına getirildi. Kasım 1933'de emekli oldu. aynı yıl Trabzon Milletvekili, 5. ve 6. dönemlerde Bursa Milletvekili oldu. 1948 yılı Temmuz ayında yapılan seçimlerde başarılı olamayınca mebusluğu sona erdi.
meslek yaşamı boyunca, toplam 20 ayrı yerde bulunmuş ve 25 değişik görevi yerine getirmiştir. 36 yıl devlet hizmetinde bulunmuş, 13 yıl da milletvekilliği ile beraber 49 yıl hizmet etmiştir.
Soyadını "Güvendiren" olarak Mustafa Kemal Atatürk vermişti. tasavvuf üstüne geniş bilgisi ile tanınırdı. Hüseyin Fatih Güverdiren yaptığı hizmetlerden dolayı beyaz şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.
1955 yılında Ankara'da 84 yaşında vefat etti.

idam sehpası, darağacı.
olgunlaştığı zaman bile yeşilliğini koruyan ve daha çok çakıstez yapımında kullanılan zeytin türü.
çekmeceli çamaşır dolabı.
28 kasım 1960 tarihinde Limasol'da doğdu. Yüksek öğrenimini 1984 yılında burslu okuyarak İtalya'nın Perugia kentinde “Pietro Vannucci” Güzel Sanatlar Akademisi'nde Maestro di Arte unvanı alarak tamamladı. Resim bölümünü birincilikle (110/110 Lode) bitirdikten sonra sinemacılık üzerine çalışmalar yaptı.
![]()
Avrupa Uygulamalı Sanatlar Enstitüsü'nde (Perugia) iletişim tasarımı üzerine branşlaşma eğitimi gördü. İlk kişisel sergisini 1983'de açarken yine aynı yıl ilk kitabını yayınladı. Yurtiçi ve Avrupa'nın değişik ülkelerinde birçok kişisel sergi düzenleyip kolektif sergilerde yer aldı. Eserleri, Avrupa'nın değişik ülkelerinde üç müze ve birçok kamu ve özel koleksiyonda sergilendi. Sanatçılara sergi kataloğu ile eleştiri metni yazmanın yanında, sanat tarihi, sanat kuram ve eleştiri, şiir, öykü ve siyasi analiz alanında çok sayıda kitabı yayınlandı.
Sinema ve Belgesel Film dalında çalışmaları yaptı.1992-1995 yılları arasında Kıbrıs Radyo Yayın Kurumu'nda kültür-sanat Televizyon ve radyo programları hazırlayıp sundu. 1993-1997 yılları arasında Kıbrıs Üniversitesi'nin Türkoloji Bölümü'nde okutmanlık yaptı. 1997-1998'de RAI Int (Italyan Radyo Televizyon Kurumu)'de sanat danışmanlığı yaptı.
1998-2001 yılları arasında Yakın Doğu Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olarak Modern Sanat Tarihi, Estetik ve Temel Tasarım dersleri verdi. Ocak 2003'den başlayarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Londra Elçiliğinde Kültür Ataşesi olarak görev aldı. 2004 yılının Ağustos ayında, bulunduğu bu görevinden istifa ederek tekrar yurda döndü.
2006-07 ders yılında Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde dekan yardımcısı ve İç Mimarlık Bölüm Başkanı olarak görev yaptı. 2007 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi (daü) İletişim Fakültesi Görsel Sanatlar, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü'nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. doğu akdeniz üniversitesi görsel sanatlar ve görsel iletişim tasarımı bölümü dekanlığı yaptı.
Önce adı “gaSte” olan, sonra da tek harfli isimle “S” olarak yayınına devam eden aylık İstanbul şehir gazetesinin yazar yöneticiliği yaptı. Kıbrıs Kültürel ve Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü Genel Sekreterliğinde bulundu.. Kıbrıs Türk Sanatçı ve Yazarlar Birliği Başkanı ve yayın organı olan “İnsan Zaman Mekan” sanat dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmaktadır.
youtube
facebook

Avrupa Uygulamalı Sanatlar Enstitüsü'nde (Perugia) iletişim tasarımı üzerine branşlaşma eğitimi gördü. İlk kişisel sergisini 1983'de açarken yine aynı yıl ilk kitabını yayınladı. Yurtiçi ve Avrupa'nın değişik ülkelerinde birçok kişisel sergi düzenleyip kolektif sergilerde yer aldı. Eserleri, Avrupa'nın değişik ülkelerinde üç müze ve birçok kamu ve özel koleksiyonda sergilendi. Sanatçılara sergi kataloğu ile eleştiri metni yazmanın yanında, sanat tarihi, sanat kuram ve eleştiri, şiir, öykü ve siyasi analiz alanında çok sayıda kitabı yayınlandı.
Sinema ve Belgesel Film dalında çalışmaları yaptı.1992-1995 yılları arasında Kıbrıs Radyo Yayın Kurumu'nda kültür-sanat Televizyon ve radyo programları hazırlayıp sundu. 1993-1997 yılları arasında Kıbrıs Üniversitesi'nin Türkoloji Bölümü'nde okutmanlık yaptı. 1997-1998'de RAI Int (Italyan Radyo Televizyon Kurumu)'de sanat danışmanlığı yaptı.
1998-2001 yılları arasında Yakın Doğu Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olarak Modern Sanat Tarihi, Estetik ve Temel Tasarım dersleri verdi. Ocak 2003'den başlayarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Londra Elçiliğinde Kültür Ataşesi olarak görev aldı. 2004 yılının Ağustos ayında, bulunduğu bu görevinden istifa ederek tekrar yurda döndü.
2006-07 ders yılında Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde dekan yardımcısı ve İç Mimarlık Bölüm Başkanı olarak görev yaptı. 2007 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi (daü) İletişim Fakültesi Görsel Sanatlar, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü'nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. doğu akdeniz üniversitesi görsel sanatlar ve görsel iletişim tasarımı bölümü dekanlığı yaptı.
Önce adı “gaSte” olan, sonra da tek harfli isimle “S” olarak yayınına devam eden aylık İstanbul şehir gazetesinin yazar yöneticiliği yaptı. Kıbrıs Kültürel ve Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü Genel Sekreterliğinde bulundu.. Kıbrıs Türk Sanatçı ve Yazarlar Birliği Başkanı ve yayın organı olan “İnsan Zaman Mekan” sanat dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmaktadır.
youtube
Kurtuluş Savaşı ve Sakarya Harbinde yararlıklar göstermiş tabip binbaşı. 1921 yılında kendisine İstiklal Madalyası verilmiştir.
Elbette, akla ve mantığa uygun.
"Her köy için bir doktorun görevlendirilmesi öğseyin saçma bir görüştür."
Kaynak: Osman Erciyas
"Her köy için bir doktorun görevlendirilmesi öğseyin saçma bir görüştür."
Kaynak: Osman Erciyas
1. itişmek, birbirinin gücünü denemek.
2. alışverişte, alanla satan birbirlerinin elini tutup uzlaşması.
3. ilişmek, elle dokunmak.
4. birine dokunacak söz söylemek
5. elle itişerek şakalaşmak.
6. el sıkışarak selamlaşmak.
7. ağır bir yükü kaldırmak için bir kaç kişi birden tutmak.
8. yardımlaşmak.
9. pek ileri varmaksızın kavga etmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. alışverişte, alanla satan birbirlerinin elini tutup uzlaşması.
3. ilişmek, elle dokunmak.
4. birine dokunacak söz söylemek
5. elle itişerek şakalaşmak.
6. el sıkışarak selamlaşmak.
7. ağır bir yükü kaldırmak için bir kaç kişi birden tutmak.
8. yardımlaşmak.
9. pek ileri varmaksızın kavga etmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
Başta saçları ikiye ayıran yol, çizgi. foruşa
İstenilmeyen gürültü veya anlamsız sözler işitmek zorunda kalmayı anlatan bir deyim.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?
