Mansuralı bir ailenin çocuğu olarak 1969 yılında Londra'da dünyaya geldi. İki erkek ve bir kız kardeşiyle birlikte Güney Londra'da bir belediye mülkünde büyüdü. Camberwell College of Art ve Cumbria College of Art'ta tekstil okudu. Greenwich Üniversitesi'nde Kültürel Çalışmalar bölümünden mezun oldu.
Huddersfield'da öğretmen yetiştirme kursuna gitti. Bu sıralarda Camden'de bir Kıbrıslı sanat grubuna katıldı. 1992 yılında Ayten Zeki adı ile ilk halka açık sergisini açtı. Camden Kıbrıs Festivali kapsamında düzenlenen karma sergide çok sayıda Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum sanatçı arasında yer aldı.
İlk kişisel sergisini 1992 yılında Southwark Turkish Group bünyesinde Dulwich'teki Thomas Calton School'da gerçekleştirdi. Son olarak Urban Arts Studio'da 27-29 Ağustos tarihleri arasında 10 kadar eseri sergilenecek.
26 Mayıs 1945 yılında Bilelle'de dünyaya geldi. İlkokul 3. sınıfa kadar Bilelle'de okudu. Bu süre zarfında keçi çobanlığı yaptı. Ardından ailesiyle Lefkoşa'ya yerleşti. İlkokulu Ortaköy İlkokulu'nda bitirdi. Ortaokulu Atatürk Enstitüsü, Liseyi ise Lefkoşa Türk Lisesi'nde tamamladı. Futbol ardından sinema tutkusunu yaşarken lise biter bitmez 6,5 yıl sürecek askerlik serüveni başladı. Bu süre zarfında tiyatro aşkını başlatacak olan 'ilk sahne'nin tüm oyunlarını izledi.
1969 yılında açılan bir tiyatro kursuna girdi. 10 yıl devlet tiyatrosunda görev yaptı. Dönemin Lefkoşa Belediye Başkanı Mustafa Akıncı'nın önerisiyle Yaşar Ersoy, Osman Alkaş ve Işın Cem Refikoğlu ile beraber Belediye Tiyatrosu'nu kurdu. Tiyatroculuk kariyerinde yüzden fazla oyunda oynadı. Seramikle uğraştı. Seramik alanında bir sergi açtı. "Sade Suya Öyküler" adında bir anı kitabı da yazdı. Bunların yanı sıra karikatür alanında çalışmalar yaptı. radyoda bir süre müzik programları da hazırladı. Gölgeler ve Suretler, Halam Geldi. Geniş Aile sinema filmlerinde, Galip Derviş, Savaşçı dizlerinde rol aldı.
Halen Lefkoşa Türk Belediye Tiyatrosu'nda sanatını icra ediyor.
Pişirdiği yemeklerle sosyal medya fenomeni olan sempatik Kıbrıslı Türk şef.
Big Has ismiyle tanınan şefin asıl adı Hasan Semay'dır. Kuzey Londra'nı Edmonton bölgesinde ikamet eden Hasan Semay'ın Babası Kıbrıslı Türk annesi ise İngiliz'dir. Kuzey Londra'nın Edmonton bölgesindeki evinin arka bahçesinde pişirdiği lezzetli yemekleri Sunday Sessions adlı youtube kanalında yayınlamaktadır.
Bir süre Clerkenwell'de ünlü Palatino restoranında baş aşçı olarak çalıştı. Hasan Sermay'ın ilk yemek kitabı Kuzey Londra'dan Kuzey Kıbrıs'a Tarifler adı ile geçtiğimiz haziran ayında yayınlandı.
Işık Kitabevi'nin 23 Ağustos-3 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek geleneksel kitap fuarının 34'üncüsü.
Son iki yıl Koronavirüs salgını nedeniyle gerçekleştirilemeyen fuar Lefkoşa'da Gençlik Merkezi'nde yer alacak. Işık Kitabevi Direktörü Nahide Merlen bu yılki programın ana temasının “'İdare ve İrade'de Sona Doğru-Şimdi Ne?” olarak belirlendiğini söyledi. “Bu başlıkla kurumlarda ve toplumda yaşanan yozlaşmayı ele almayı ve yüzleşmeyi hedefledik” diyen Merlen, bu tema ile oluşturulan program içindeki panel ve söyleşilerle, katılımcılar ve okurlarla konuyu tartışacaklarını ve çözümün insanların kendisinde olduğunu hatırlatacaklarını söyledi.
Işık Kitabevi 34. Kitap Fuarı'nın etkinlik programı da açıklandı. Buna göre:
Tüm kötülüklere karşı bir sanatsal direniş eylemi olan Yaşar Ersoy'un oyunlaştırıp yönettiği "İnsan Denen Şey" adlı tiyatro oyunu. Oyun 16 Ağustos Salı günü saat 20.30'da Merkez Lefkoşa açık pazar alanında halka ücretsiz sunulacak.
Avustralya'nın güneydoğusunda bulunan Victoria eyaleti Parlamentosu Başkan Yardımcısı olarak seçilen kıbrıslı türk asıllı avustralyalı siyasetçi. Natalie Süleyman Victoria Hükümet tarihinde parlamentoya seçilen ilk Müslüman ve Türk Milletvekili olarak göreve başladı.
İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları'nda kadınlar judoda İngiltere adına gümüş madalya kazandı.
Açelya Toprak Kadınlar 57 kg Judo finalinde eski Dünya Şampiyonu ve Olimpiyat bronz madalya sahibi Deguchi ile karşılaştı. Finali kaybeden Toprak gümüş madalya kazandı.
2011 yılında Bayrak Fm'de Mustafa Öncü'nün röportaj yaptığı müzisyen.
Mustafa Öncü: Yıllardır sizlere söz vermiştim. Kendisiyle 1985'te ışık ve sevgi evreninde buluşmuştuk. 2012'deyiz, 2012 yılını da yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Dostluğumuz baki sevgili dostum İlhan İrem'le Kıbrıs'a geldiği zaman röportaj yapacağımızı sözleşmiştik. Sözümüzü tuttuk ve buradayız. Sevgili dostum İlhan İrem hoş geldin.
İlhan İrem: Merhabalar. Hepinizi ışık ve sevgiyle selamlıyorum.
Mustafa Öncü: Burada birçok hayranın var biliyorsun. Sevecenlerin var. Merak ediyorlar ki, ben bundan yaklaşık bir ay önce İstanbul'daydım, konseriniz “Aşk İstanbul'daydı, ben de ordaydım... Muhteşem bir konser izledim. Fakat buradaki hayranlarından Kıbrıs'ta ne zaman konser verecek, her zaman sanatçılara soruluyor, ne zaman yeni albümünüz çıkacak falan, gerçi biz öbür şarkılara doymadık. Onları içimizde sindire sindire yoğuruyoruz. İşliyoruz, bünyemizde her tarafımızda. Bir ağacın damarları gibi dağılıyorlar... Ne düşünüyorsun? Konsere daha sonra döneceğiz, İstanbul konserine, önce buradan başlayalım.
İlhan İrem: Öncelikle ben Kıbrıs'ı çok seviyorum. Gerçekten cumhuriyetin kurulduğu gün geldik ilk defa (15 Kasım 1983) sevgili Melih Kibar'la beraber, Girne'de, Lefkoşa'da, Güzelyurt'ta, üç konser verdik. O zamandan beri artık bırakamıyorum, Kıbrıs'ı çok seviyorum. İstanbul'un kaosundan sonra benim için bir huzur limanı oluyor Kıbrıs. Burada bir hafta 10 gün kadar dinlenip, huzur bulup, arınıp, kendime geldikten sonra, tekrar sigara alışkanlığı gibi o şehri özlüyoruz. çünkü işler orda ama sık sık Kıbrıs'a geliyorum aslında Kıbrıs'a daha çok geliyorum baharda, ilkbaharda ve sonbaharda ama pek kimsenin haberi olmuyor, sessiz sedasız geliyorum, oradaki kaostan kendimi atıyorum, genellikle evde yazarak, çalışarak ve de iklim müsaitse yüzerek geçiriyorum. Kıbrıs'tan çok fazla konser çağrısı geliyor. Çok nitelikli konser dinleyicisi olduğunu çok nitelikli müziksever kitlesi olduğunu biliyorum. Fakat bildiğiniz gibi, gerek Türkiye'de gerek burada bir kültür erozyonu yaşanıyor, o yüzden de bir İlhan İrem konseri gerçekleştirecek, yapımcı sayısı çok çok az. Böyle bir konserin müzikal yönden diğer bütün açılardan yapımını gerçekleştirecek yetkinlikte yapımcılar olduğu zaman ancak konser veriyorum. Çok az konser veriyorum yılda bir iki tane konser yapıyorum İstanbul ve İzmir, Ankara gibi şehirlerde. Ama Kıbrıs'ta çağrı olduğu için, mutlaka bir konser yapmak istiyorum. Umarım gelecek sene 40. yılımda Kıbrıs'ta büyük bir konser gerçekleştirebiliriz, arzu ediyorum.
Mustafa Öncü: Kısaca söylemem gerekirse hayatımda izlediğim, izlenmesi gereken konserlerin başında geliyordu ''Aşk İstanbul'da. ''Ayrılıkların da Sonu Var'' sanırım Kıbrıs'taki ayağı da o olacak ''Ayrılıklarında Sonu Var'' diye.
İlhan İrem: Ona da bir isim ''Ayrılıkların da Sonu Var'' olacak. Çünkü çok uzun zamandır, zannedersem 1 Eylül 1991 veya 1992 çok uzun zamandır Kıbrıs'ta konser vermedim ve gerçekten çok yoğun çağrılar var. Bunlara artık duyarsız kalmak mümkün değil. Kıbrıs'ın sanat hayatına yön verenlerin bu konuda müziğin sadece eğlencelik olmadığı, başka boyutlarda da müzikler yapılabildiğini, önce onların görmesi lazım. Ben de o zaman severek gelip burada konser yapabilirim çünkü bekleyen bir kitle var biliyorum...“Türkiye bir kaos yaşıyor”
Mustafa Öncü: Sahnedeki performansın, şarap yıllandık sonra tatlılaşır, güzelleşir gibi öyle bir duruş vardı. Gerçekten nefisti. Performansından hiç bir şey kaybetmedin. Sahnede adeta yeniden doğdun diyebilirim... Ben müthiş bir keyif aldım. Oradaki görevliler, bugüne kadar yapılan en kalabalık konserdi dediler.
İlhan İrem: Türkiye bir kaos yaşıyor. Düşünsel yönden, kültürel yönden, siyasi yönden, bence Türkiye çok kötü günler yaşıyor. Türkiye hak etmediği bir yönetimle idare ediliyor. Fakat bunun dışında gerçekten ışık yürekli, aydınlık insanlar da var.
Mustafa Öncü: Bir çok dinleyicimiz bizi arayıp soruyorlar, sanatçımız İlhan İrem'i televizyon ekranlarında da görmek istiyoruz. Az önce söylediğin gibi çok röportaj vermiyorsun. Bunun nedenini soruyorlar.· İlhan İrem: Sevgili Mustafa Öncü biliyorsun 1973 senesinde başladığımızda, ilk 45'liğim "birleşsin Bütün Eller"le başladım. 1973'ten itibaren 1983'e kadar, çok yoğun bir şekilde 45'lik single şarkılar yaparak, her biri hit olan çoğu klasik olan şarkılar gerçekleşti. 83 senesinden başlayarak, ''pencere'' daha doğrusu 1981'deki ''bezgin'' albümündeki ''olanlar olmuş ''şarkısını milat olduğunu kabul edersek ondan başlayarak, bir farklılaşma oldu. Yıldız olmak farklı bir şey, sanatçı olmak farklı bir şeydi. Bir yol ayrımına geldiğimi hissettim. Bendeki, ruhumdaki, özümdeki gelişmelerle, dışarıdaki gelişmeler tam tersi bir yola girdi. Türkiye liberal, Arap, Amerikan karışımı böyle bir kültür yozlaşması içine girdi. Ben bu ortamın içinde bulunmayı arzu etmedim. Şarkılarımı üretmeye, albümlerimi yapmaya devam ettim, fakat bir sessiz direniş olarak, 80'li yıllardan başlayarak yavaş yavaş kendimi geri çektim. 1994 senesinde ''koridor'' albümüyle beraber, tamamen fizik anlamda kendimi geri çektim.
Mustafa Öncü: Sevgili İlhan İrem gelecek adına neler söylemek istersiniz? Bu son değil, son yoktur. Biri biter ama bir şey de devam eder.
İlhan İrem: Hiç bir zaman son yoktur. Kıbrıs'taki sevgili sevecenlere, sevgili dinleyicilere en güzel ruhlara, bütün Türkiye'deki ve bütün dünyadaki güzel insanlara, aydınlık yıllar, aydınlık günler diliyorum. Umut geleceğe dair bir kavram değildir. Bizden yansıyan bir kavramdır. Biz nasıl düşünürsek, hayat öyle olur. İyi düşünsünler, iyi olacak. Işık ve sevgiyle....
Seçim yasaklarını ihlal ettiği gerekçesi ile 2 ay hapis cezasının ardından bugün tahliye olan Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) Müdürü. Meryem Özkurt, cezaevinden tahliyesinin ardından yaptığı yazılı açıklama şöyle:
"7 Haziran 2022'de haber niteliği görmezden gelinen yayından dolayı BRTK Müdürü olarak hapis cezasına mahkum edildim. Aynı yayını yapan birçok yayın mecrası ile özel televizyon kanalı günün gerisinde kalmış yasalardan dolayı yargılamaya konu edilemedi.
Türkiye'den gelen suyun tekrar akışının sağlandığı töreni yayınlayan BRTK, müdahale bahanesi ile mahkum edilirken, mahkeme, gücünü ve yetkisini kullanarak özgürlüğümü elimden almıştır.
Bu karar sonucunda “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışıyla bazı kesimler sessiz kalmayı tercih etmiştir. Gerçi, tersi eşyanın tabiatına aykırı olurdu.
Tutuklanmaya sebep törende, siyasilerimizin yanında konuşmacılardan biri Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olduğundan, bir kısım, müdahalenin yargılandığı edasıyla zafer kazandığını düşündü; bir kısım ise bu kararı içine sindiremedi.
Meclis'in bu meseleyi yeteri kadar görmemesi de üzücü oldu. Oysa eski ve eksik yasalardan kaynaklanan adaletteki bu adaletsiz görüntüye karşı herkesin mücadele etmesi gerekirdi.
Yayının içeriğinin af konusunda iradeyi zayıflattığını, yargı bağımsızlığını bahane edenleri ve verilen bu kararı tarihin ıskalamayacağından eminim.
Adalet, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerini doğası gereği içinde barındırmalıdır. Ve bir hukuk devletinde hem mevzuat hem de uygulama ile görünür ve hissedilir olmalıdır.
Tarafsız, önyargısız ve siyasallaşmamış bir hukuk sistemi bir ülkenin bağımsızlığının ve egemenliğinin en önemli teminatlarındandır.
Bu süreçte yanımda olma cesareti gösteren herkese sonsuz teşekkür ederim.”
Kuzey Kıbrıs Turkcell'in hazırladığı adamızdaki Sivil Toplum Örgütleri ile hayır kurumlarını bir araya toplayan, ihtiyaçlar doğrultusunda projeler açılarak, gönüllü kişiler tarafından yapılan bağışlarla projenin hayata geçirilmesini sağlayan sosyal sorumluluk platformu.
https://www.gonuldenbagliyiz.biz adresinden takip edilebilecek olan platform, hayır kurumu olan dernekler ve vakıfların projelerine katkı sağlayabilmeleri için bağış toplayabilmeleri, gönüllü bağışçıların da platforma girerek birçok projenin detaylarını girerek uygun buldukları projelere destek olabilmelerini hedefliyor.
ilk kadın müdür, ilk kadın müsteşar, ilk kadın genel sekreter ve ilk kadın bakan olarak kıbrıs türk siyasi tarihinde yerini alan azimli ve başarılı yönetici.
kısa adı KISAD olan Kıbrıs'ta yaşayan kadınların sağlık durumlarının, hastalık dağılımlarının ve sebeplerinin araştırılması ve veriye dayalı farkındalık çalışmaları yapmak amacıyla 2016 yılında kurulan dernek.