meyve tuzu.
haber alma, haber verme, haberleşme. danışma.
mahkemeye çağrı kağıdı. celpname.
tutuklama emri.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. suyla karıştırılan toprak, alçı gibi şeylerin iyice kaynaşması.
"çamuru karıştır, iyice emişsin."
2. kavuşmak
"kapının tahtaları birbirine iyice emişsin.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
"çamuru karıştır, iyice emişsin."
2. kavuşmak
"kapının tahtaları birbirine iyice emişsin.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. çabuk iş gören; hamarat.
2. Hırsız; çalgın.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. Hırsız; çalgın.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. itişmek, birbirinin gücünü denemek.
2. alışverişte, alanla satan birbirlerinin elini tutup uzlaşması.
3. ilişmek, elle dokunmak.
4. birine dokunacak söz söylemek
5. elle itişerek şakalaşmak.
6. el sıkışarak selamlaşmak.
7. ağır bir yükü kaldırmak için bir kaç kişi birden tutmak.
8. yardımlaşmak.
9. pek ileri varmaksızın kavga etmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. alışverişte, alanla satan birbirlerinin elini tutup uzlaşması.
3. ilişmek, elle dokunmak.
4. birine dokunacak söz söylemek
5. elle itişerek şakalaşmak.
6. el sıkışarak selamlaşmak.
7. ağır bir yükü kaldırmak için bir kaç kişi birden tutmak.
8. yardımlaşmak.
9. pek ileri varmaksızın kavga etmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
ebenin koşan çocuklardan birisine değmesi ve onun ebe olması esasına dayanan, genellikle kışta oynanan ısıtıcı bir oyun. elim sende kalsın.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kovalayanın kovaladığı birinin üstüne değerek bu değilen yere bir elini koymakla onu ebe yapması ve ebe olanın oyunu süedürmesine dayanan çocuk oyunu.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. 'değerli bir şeyi bedavadan ele geçirmek' anlamına gelen lüpe konmak deyiminde geçer, kimi vakit tek başına da kullanılır.
'lüpe bayılır, lüp buldu mu dayanamaz.'
2. büyükçe bir şeyin bierdenbire ve kolaylıkla yutulmasını anlatan ses.
3. bedava yiyen, tufeyli.
4. rüşvet yiyen anaforcu.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
'lüpe bayılır, lüp buldu mu dayanamaz.'
2. büyükçe bir şeyin bierdenbire ve kolaylıkla yutulmasını anlatan ses.
3. bedava yiyen, tufeyli.
4. rüşvet yiyen anaforcu.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. inandırıcı olmayan, oyalayıcı sözlerle kandırmaya çalışmak (masal okumak) durumunda söylenir.
'...bu tasarı ortadayken bunlar, hikayen dumingalidir. Bu gasp değil de nedir.'
2. boş, gereksiz laf.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
'...bu tasarı ortadayken bunlar, hikayen dumingalidir. Bu gasp değil de nedir.'
2. boş, gereksiz laf.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. bir işten kaçınmak için bahaneler sürmeye çalışmak.
2. sorulan bir soruya anlamı açık olmayan belirsiz yanıtlar vermek. hık mık etmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. sorulan bir soruya anlamı açık olmayan belirsiz yanıtlar vermek. hık mık etmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
her işe karışan yaşlı adam.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
bir şeyi birdenbire ve gürültülü bir biçimde dişlerle koparmak.
'havucu kartadak kopardı'
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
'havucu kartadak kopardı'
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
çalışma saatinde eğlenceyle uğraşmak.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
(birisinden) "vazgeçilmez" anlamında kullanılır.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
evde kalan yaşı geçmiş kız, tohuma kaçan kız.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. bir kimseyi işaretle çağırmak.
2. iletmek, götürmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. iletmek, götürmek.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
1. acı, ekşi.
2. yenilemeyen yemek vb.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
2. yenilemeyen yemek vb.
kaynak: hakeri'nin kıbrıs sözlüğü.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?